4056 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Türk Tarih Kurumu
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

Yukarı Kızılırmak Havzası Tunç Çağları ve Demirçağ Yerleşim Tarihi

Belleten · 1998, Cilt 62, Sayı 234 · Sayfa: 299-336
Tam Metin
Son buzul çağından itibaren insanlar, çevre koşullarının el verdiği ölçüde yerleşmeye uygun bölgelerde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. İnsanların bu çağlardan kalan izlerinden arkeolojik kazılar ve yüzey araştırmaları yoluyla elde edilen bulgularının değerlendirilmesi, eski insanın dönem dönem gelişen ve farklılaşan yaşam tarzı hakkında bilgi edinilmesini sağlamaktadır. Yüzey araştırmaları yoluyla toplanan ve çoğunluğu seramik parçalarından oluşan yüzey buluntularından edinilen bilgilerin yanı sıra, yerleşmelerin konumları ve yüzeyden tanımlanabildiği kadarıyla boyutları ve nitelikleri de, bazı dönemlerde insanların yaşam tarzlarının belirlenmesinde önem taşımaktadır. Bu bilgilerin değerlendirilmeleri ile, eski dönemlerde hüküm süren çevre koşullarının, politik uygulamalarının, tarihi olayların ve o dönem insanının eriştiği teknoloji düzeyinin insanların yaşam tarzını ne oranda etkilediği ortaya konulabilmektedir. Bu çalışmada Orta Anadolu Platosu ile Doğu Anadolu Dağlık Bölgesi arasında kalan, kuzeyden İçkaradeniz Dağları, güneyden ise Doğu Toroslar'ın başlangıcını oluşturan yüksek platoların ve dağ sıralarının sınırladığı Yukarı Kızılırmak Havzası ele alınacaktır.

1830 Osmanlı-Amerikan Antlaşması'nın Gizli Maddesi ve Sonuçları

Belleten · 1998, Cilt 62, Sayı 234 · Sayfa: 457-466
Tam Metin
Bağımsızlığını kazandıktan çok kısa bir süre sonra, Amerika Birleşik Devletleri (A.B.D.) Akdeniz Bölgesi'nde ticaret yapan yurttaşlarını korumak ve onlara birtakım ayrıcalıklar sağlamak maksadıyla, Osmanlı Devleti ve özellikle onun Kuzey Afrika'daki topraklarıyla yakın ilişkiler içine girmeye çalışmıştır. Akdeniz'de seyreden Amerikan bandıralı gemilerden vergi alan Fas, Tunus, Cezayir ve Trablus Beyleriyle temasa geçen Amerikalılar, önce bu beylerin talep ettiği vergileri ödemişler, ancak bir süre sonra yeni kurdukları donanmalarını Akdeniz'e yollayarak, bir dizi savaştan sonra kendi tacirlerinin güvenliğini silah zoruyla sağlamışlardır. 1801-1815 yılları arasında meydana gelen ve Amerikan tarihinde "Berberi Savaşları" adıyla anılan bu mücadelelerden sonra, Akdeniz'in büyük bölümünde serbestçe dolaşmaya başlayan Amerikan tacirleri, yavaş yavaş, kendileri için büyük bir hammadde kaynağı ve pazar olan Anadolu topraklarına yönelmişlerdir.

Siedlungsgeschichte des Oberen Kızılırmak-Gebietes von der Frühbronze-bis zur Eisenzeit

Belleten · 1998, Cilt 62, Sayı 234 · Sayfa: 337-390
Tam Metin
Seit der letzten Eiszeit gründeten die Menschen ihre Siedlungen in den Gebieten, in denen günstige klimatische und ökologische Bedingungen herrschten. Die archäologische Auswertung der menschlichen Hinterlassenschaften aus diesen Epochen läßt die Entwicklungen und Änderungen ihres Lebensweisen erkennen. Die Oberflächenfunde, hauptsächlich Keramik, die Lage der Siedlungen im Gelände tmd zueinander und - soweit an der Oberfläche erkennbar - Größe und Form der Orte, erlauben Schlüsse auf Wirtschafts-und Lebensweisen der früheren Einwohner. Die Kenntnis der damaligen Umweltbedingungen, der politischen Praktiken, der historischen Ereignisse und des technologischen Stands tragen ebenfalls dazu bei, Licht in eine noch schwach erforschte Region zu bringen. In dieser Arbeit wird das obere Kızılırmak-Gebiet behandelt, das zwischen dem zentralanatolischen Plateau und dem ostanatolischen Bergland liegt. Im Norden begrenzen die ostpontische Gebirge das Gebiet und im Süden Plateaus und die westlichen Ausläufer der osttaurische Gebirge.

PROF. DR. ABDÜLKADİR ÖZCAN (Hazırlayan), Defterdar Sarı Mehmed Paşa, Zübde-i Vekayiât, Tahlil ve Metin (1066-1116/1656-1704), Türk Tarih Kurumu Yayınları, III. Dizi-Sa.11, Ankara 1995, I-XCVIII-907. [Kitap Tanıtımı]

Belleten · 1998, Cilt 62, Sayı 233 · Sayfa: 237-240
Tam Metin
Doktora tezi olarak hazırlanmış bulunan Zübde-i Vekayiât, bu kabil eserlerin yayımlanmasında uzman ve yol gösterici merhum Prof.Dr. Bekir Kütükoğlu'na ithaf edilmiştir. Bu sûretle Osmanlı tarihine ait yazma kaynak eserler birer birer kütüphane raflarından indirilerek araştırıcıların istifadesine sunulmaktadır. Elimizdeki bu eser, bahsedilen kaynak eserlerin en kıymetlilerindendir. Nitekim ilk olarak Vakanüvis Râşid 5 ciltlik tarihinin ilk iki cildini yazarken Zübde-i Vekayiât'tan geniş şekilde istifade etmiştir. Hammer de bu eserin önemini ilk anlayıp kullananlardandır. İşte bu önemli eserin tahlilini ve ilmî edisyonunu yapan Prof. Özcan tarih literatürümüze katkıda bulunmuştur.

Aşıklı (Aksaray) Neolitik Çağ Erkeğinde Demir Eksikliğinden Kaynaklanan Rahatsızlık

Belleten · 1998, Cilt 62, Sayı 234 · Sayfa: 391-402
Tam Metin
Aşıklı Höyük Aksaray ili sınırları içinde yer alan akeramik neolitik çağa ait bir köy yerleşmesidir. İstanbul Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ufuk Esin başkanlığında 1989 yılından beri düzenli olarak kazılan höyükte 1995 yılı kazı çalışmalarında 50 yaşlarında ölmüş bir erkeğe ait iskelet gün ışığına çıkarılmıştır. İlgili bireyin kafatasında, özellikle parietal ve frontal bölgelerde yoğunlaşan gözenekli yapıya (porotic hyperostosis) rastlanmıştır. Bu patolojik oluşumun belirgin olduğu kısımlarda diploe kalınlaşması vardır. Ayrıca, korunmuş olan sol orbit tavanında cribra orbitalia gözlenmiş, uzun kemiklerin gövdelerinde iltihap izleri saptanmıştır.

XVI. Yüzyılda Rumkale

Belleten · 1998, Cilt 62, Sayı 234 · Sayfa: 425-456
Tam Metin
Klasik Ortaçağda "kale", "hisar" ve "palanga" gibi savunma sistemine sahip alanlar çok büyük önem arz eder. Öyleki, umumiyetle şehirler, ancak kale gibi korunma özellikleri bulunan alanlar etrafında kurulmuş ve gelişme imkanı elde edebilmiştir. Hatta, sarp kalelere sahip şehirlerin bile zaman zaman istilacılar tarafından tahrip edildiği, bundan da öte yıkıldığı görülmektedir. Bununla birlikte, Ortaçağda özellikle savaş ve anarşinin hüküm sürdüğü dönemlerde insanların can güvenliğini emniyet altına aldıkları yegâne iskan mahalli kale vs. gibi korunma sistemine sahip yerlerdir.

İngiliz Belgelerinde İstanbul'un İşgali (16 Mart 1920)

Belleten · 1998, Cilt 62, Sayı 234 · Sayfa: 467-494
Tam Metin
İstanbul'un 16 Mart 1920 günü İtilâf Devletleri tarafından işgali, Millî Mücadele'nin bir dönüm noktasını teşkil ettiği kadar, hem Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'dan bu tarihe kadar olan kurtuluş faaliyetlerinin işgalci devletler üzerindeki etkisini göstermesi ve hem de, işgalci devletler arasındaki, rekabet ve menfaat mücadelelerini ortaya koyması bakımından, Millî Mücadele'nin önemli bir olayını teşkil etmektedir.

Tunus Milli Arşivi'ndeki Türkçe Belgelerin Kısmi Kataloğu

Belleten · 1998, Cilt 62, Sayı 234 · Sayfa: 529-550
Tam Metin
Tunus Milli Arşivindeki Türkçe belgeleri inceleme fırsatı bulduk. Bu belgeler, "yeniçeri sicilleri" hariç, Tarih Dizisi (Série Historique)'inde sınıflandırılmıştır. Türkçe belgeler, 'Inventaire des Documents d'Archives Turcs du Dar El-Bey (Tunis)" başlığı altında Robert Mantran tarafından 1961'de Paris'te yayımlanmıştır. Mantran, "Inventaire..."inde yeniçeri sicilleri yer almaksızın, gazeteler ile birlikte 969 Türkçe belge takdim etmiştir.

HALİL İNALCIK, The Customs Register of Caffa, 1487-1490, Ukrainian Research Institute, Harvard University: Sources and Studies on the Ottoman Black Sea, Vol. 1, ed. Victor Ostapchuk, 1996, I-XI + 1-203 s. ve I-XIII Facs. [Kitap Tanıtımı]

Belleten · 1998, Cilt 62, Sayı 234 · Sayfa: 601-602
Tam Metin
Harvard Üniversitesi, Ukrayna Araştırmaları Enstitüsü tarafından başlatılan "Ukrayna ve Karadeniz Ülkelerine İlişkin Osmanlı Belgeleri Üzerinde Araştırmalar" başlıklı serinin ikinci kitabının ilk cildi, Osmanlı tarihçiliğinin büyük üstadı Prof. Dr. Halil İnalcık tarafından hazırlanan "Kefe Gümrük Bakaya Defteri (1487-1490)"nin neşri ve bununla ilgili araştırmaya ayrılmış bulunmaktadır. Öncelikle enstitünün Karadeniz'in kuzey bölgesi ile ilgili yaptığı bu araştırma serisinin takdirle karşılanacak bir faaliyet olduğunu belirtmeliyiz. Bu serinin ilk kitabı Berindei, Mihnei ve G. Veinstein tarafından hazırlanan L'Empire Ottoman et les Pays Roumanis 1544-1545 başlığını taşımakta olup üçüncü kitap ise, Kamaniçe Eyaleti Mufassal Defteri'nin neşrini esas almıştır (D. Kolodziejczyk, The Ottoman Survey Registers of Podolia, ca 1681, 1997).

Tanzimat ve Sosyal Eşitlik

Belleten · 1998, Cilt 62, Sayı 234 · Sayfa: 577-588
Tam Metin
İslamiyetin eşitlikten yana bir din olduğundan sık sık söz edilir. Bu iddiada gerçek payı çoktur. İslamiyetin gelişi, etrafını saran ülkelere göre karşılaştırılacak olursa, -Doğusunda katmanlaşmış İran feodalizmi ve Hindistan'daki kast sistemi, Batısında hem Bizans, hem de Latin Avrupa'nın ayrıcalıkları soylular sınıfı - İslami düzenin, gerçekten beraberinde bir eşitlik mesajı getirdiği görülür. Peygamberin söz ve eylemleriyle birlikte, geleneksel olarak korunduğu kadarıyla İslamiyetin ilk yöneticilerinin tutumlarıyla ilgili saygın örnekler, soydan, soptan, konumdan, servetten ve ırktan ileri gelen ayrıcalığa bile son derece karşı olunduğunu, konum ve saygınlığın sadece dindarlığa göre belirleneceğini ve bunların ısrarla İslamiyette değer bulacağını gösterirler. Bununla birlikte, fetih ve İmparatorluğun gerçekleri, kaçınılmaz olarak yeni seçkinler tabakasını yaratmış ve olayların doğal akışı içerisinde, söz konusu kimseler, arkalarından gelenlere, kendi kazanmış oldukları haklardan yararlandırma yollarını aramışlardır.