4056 sonuç bulundu
Yayınlayan Kurumlar
- Türk Tarih Kurumu 4056
Yazarlar
- Salâhi R. Sonyel 45
- TAHSİN ÖZGÜÇ 43
- ARİF MÜFİD MANSEL 42
- SEMAVİ EYİCE 40
- Mahmut H. Şakiroğlu 38
- İ. HAKKI UZUNÇARŞILI 37
- U. BAHADIR ALKIM 36
- İlber Ortaylı 32
- AYDIN SAYILI 31
- Mücteba İlgürel 31
Anahtar Kelimeler
- Tarih 338
- Osmanlı 273
- Osmanlı İmparatorluğu 173
- Türkiye 148
- Osmanlı Devleti 142
- Türkler 137
- Anadolu 132
- Ottoman Empire 115
- Mustafa Kemal Atatürk 103
- Ottoman 100
Cevat Açıkalın'ın Anıları : 2. Dünya Savaşının İlk Yılları (1939-1941)
Belleten · 1992, Cilt 56, Sayı 217 · Sayfa: 985-1080 · DOI: 10.37879/belleten.1992.985
Özet
Tam Metin
Bilindiği gibi, Eylül 1938'de, Hitler Fransa ve İngiltere'ye Münich anlaşmasını kabul ettirmişti. Verdiği sözü hiçe sayan diktatör 15 Mart 1939'da, yani 6 ay sonra Çekoslovakya'yı işgal etti. Artık tehlike işareti verilmiş bulunuyordu. Türkiye tehlikeyi bütün ciddiyetiyle gören memleketlerden biri idi. Türkiye bu tehlikeyi yanlız bu Balkan Devleti olarak değil, fakat coğrafi mevkiinin ehemmiyeti ile mütenasip, kendisine terettüp eden siyasi ve tarihi mukadderat zaviyesinden gözönünde tutuyordu. Esasen Türkiye'nin durumu, I. Dünya Harbi sonrası Rusya, Avusturya-Macaristan ve Alman İmparatorlukları'nın bünyelerinden koparılıp eklenmek suretiyle genişletilmiş, keyfi ve suni olarak kurulmuş Baltık, Orta Avrupa ve Balkan Devletleri'nin hiçbiri ile kıyaslanamazdı. Türkiye Cumhuriyeti, İstiklal Savaşı'ndan sonra, kendi sınırları içinde belki mali ve iktisadi bakımdan zayıf, fakat siyaseten metin ve sağlam idi.
Günümüz Türkiyesi'nde Akrabalık Terimlerinin Kullanımı
Belleten · 1992, Cilt 56, Sayı 216 · Sayfa: 483-512 · DOI: 10.37879/belleten.1992.483
Özet
Tam Metin
Bir kültür ile o kültürün mensuplarının konuştukları dil arasında, iki yönlü, karmaşık türden bir ilişki olduğu görüşü benimsenmektedir. Kültürün oluştuğu fiziki ortam kadar o toplumdaki deneyimler birikiminin ortaya çıkardığı kültürel özellikler de, kullanılan dile yansıyarak, belirli terimlerin oluşmasına yol açar. Öte yandan, bizzat dilin kendisi, toplum üyelerinin kullanabilecekleri sözcüklerin sinirliliği nedeniyle, belirli bir gerçeğin de sınırlı bir biçimde idrak edilmesinde önemli bir rol oynar (D.Bates ve F.Plog, 1990: 275-277). Bir toplumda kullanılan dile, başka kültürlerle etkileşme sonucu, yeni kültür öğeleri ile birlikte yeni sözcüklerin katıldığı bilinmektedir. Bu arada, eski sözcüklerin bir kısmı da, yeni koşullara göre yeni anlamlar alarak yaşamaya devam ederler. Hatta, belirli bir zamanda tek bir görevi ya da anlamı olan terimlerin, yeni koşullar karşısında, birbirinin yerine kullanılmaya başlayan eşanlamlı sözcükler haline dönüştükleri de görülür (A.İnan, 1968:295). Bu gibi gelişmeler, yakın bir tarihe kadar, zoraki kültür değişmesine hedef olan sömürgeler dışındaki toplumlarda yavaş seyreden bir süreçti. Oysa,yüzyılımızın özellikle son çeyreğinde, kitle iletişim araçları oldukça yaygınlaşarak, insanların kendi kültürleri dışındaki kültürlere açılmalarını sağlamışlardır. İlk planda, diğer kültürlerden yapılan çeviri ve "görsel-işitsel" yayınlarla birlikte, toplumun sözcük dağarcığına, önemli ölçüde yeni terimler aktarılması söz konusudur.
Samsun Bölgesi Yüzey Araştırmaları 1971-1977
Belleten · 1992, Cilt 56, Sayı 215 · Sayfa: 213-242 · DOI: 10.37879/belleten.1992.213
Özet
Tam Metin
1971 yılından önce Anadolu'nun az araştırılmış yerlerinden biri olan Samsun Bölgesi, Orta Karadenizde yer alır. Doğuda Ordu, batıda Sinop-Çorum hattı, güneyde Amasya ve Tokat illeri ile komşudur. Anadolu'nun diğer bölgelerinde olduğu gibi burada da sürekli yerleşmeye uygun, çok sayıda ova, vadi ve delta bulunur. Bölge, Karadeniz kıyısına paralel olarak uzanan Kuzey Anadolu dağ sıralarının devamı olan Canik ve Çanğal sıra dağları ile ikiye ayrılır. Bu dağ sıralarının kuzeyinde kalan kıyı şeridinde, üçgen şeklinde denize doğru ilerliyen Yeşilırmak (Çarşamba ovası) ve Kızılırmak (Bafra ovası) delta ovaları yer alır. Güneyde kalan dağlık alanda; Samsun'un batısında Kocadağ (1300 m.) ve Kavak ilçesinin kuzeydoğusunda Sıralıdağ (1351 m.), Alaçam ilçesinin güneyinde bir doruk olan Tütmen Tepe veya Çağın Kayası (1500 m.) ve bu dağların güneyinde Taşova ilçesinden Destek boğazı ile ayrılan Ladik ovası, Havza ve Vezirköprü ilçeleri ve bu ilçelerin çevresinde yer alan düzlükler bulunur.
Höyücek Kazıları - 1989
Belleten · 1992, Cilt 56, Sayı 216 · Sayfa: 551-566 · DOI: 10.37879/belleten.1992.551
Özet
Tam Metin
Burdur Bölgesinde 1976 yılında başladığımız arkeolojik araştırmaların ilk bölümünü, geçtiğimiz yıl sonuçlandırıp, Kuruçay Höyüğü kazılarını bitirmiştik. Kuruçay çalışmaları sırasında, bölgenin özellikle güney kesimlerinde yüzey araştırmaları yapmış ve bu arada Bucak ilçesi yakınlarında, birbirinden 2 km. uzaklıktaki iki höyüğü de gezmiştik. Araştırmalar sonunda, kuzeydeki Tepecik Höyüğü'nün yüzeyinde fazla keramik olmadığını, buna karşılık, yayvan ve daha küçük bir höyük olan Höyücek Höyüğü'nde (Bundan sonra Höyücek olarak anılacaktır), çok değişik nitelikli keramik ve önemli bazı eserler bulunduğunu saptadık.
The United States Of America's Policies Towards Turkish Straits
Belleten · 1992, Cilt 56, Sayı 215 · Sayfa: 167-200 · DOI: 10.37879/belleten.1992.167
Özet
Tam Metin
One of the oldest, most persistent and important problems in European History and İnternational Law is the "Question of the Straits". More than twenty treaties in modern times mention the Turkish Straits. Five of these treaties were made exclusively to regulate passage through these waters: The London Agreement, 1841; Paris Straits Convention, 1856; London Convention, 1871; Lausanne Straits Convention, 1923; and the Treaty of Montreux, 1936. Phillipson and Buxton affirm that one of the causes of the First World War was the Straits problem.
A Hieroglyphic Seal Impression From Samsat
Belleten · 1992, Cilt 56, Sayı 215 · Sayfa: 3-6 · DOI: 10.37879/belleten.1992.3
Özet
Tam Metin
During the 1987 campaign of the excavations at Samsat Höyük, the largest settlement in the lower Euphrates basin, conducted by Professor Dr. Nimet Özgüç in the framework of the archaelogical salvage project, a hieroglyphic seal impression has been found, which added a new document to the relatively poor repertory of written material of this important mound.
LEV NİKOLAYEVİÇ GUMİLYOV, "Tisyaçeletie vokrug Kaspiya", Azerbaydjanskoye Gosudarstvennoye İzdatel'stvo, Baku 1991, 312 s. (L.N. GUMİLEV, Hazar Etrafının Bin Yıllığı, Azerbaycan Devlet Neşriyatı, Baku. 1992, 312 s.) [Kitap Tanıtımı]
Belleten · 1992, Cilt 56, Sayı 217 · Sayfa: 1105-1110
Özet
Tam Metin
Yukarıda, aslından kelime kelime çevirerek verdiğimiz eserin Rusça adı o kadar kısa yazılmış ki, yalnız kapağına bakmakla konusunu açık olarak anlamak mümkün değildir. Ancak eseri açıp ilk sayfasından birkaç cümle okuduktan sonra bunun "Eurasia"da yaşamış halkların bin yıllık tarihi ile ilgili olduğunu görüyoruz. Bu yüzden kitabın adı Azerbaycan şivesine: "Hazar etrafı halkların bin yıllık tarihi" diye açıklanarak çevrilmiş bulunmaktadır (s. 309).
Han Döneminde Bazı Türkistan Devletleri Hakkında Bir İnceleme
Belleten · 1991, Cilt 55, Sayı 212 · Sayfa: 71-78
Özet
Tam Metin
Çin kaynakları, özellikle 'Sülâle Yıllıkları', İmparatorluğun Batı'ya açılma politikasının nasıl başladığı ve ne şekilde geliştiği hususunu, "Hsi Yü" veyahut 'Batı memleketleri' bölümünde zaman zaman ayrıntıya inerek anlatmışlardır. Bu ilk bilgiler, büyük ölçüde, ünlü Çin elçisi Chang Ch'ien'in raporlarına dayandırılarak Sse Ma-Chien tarafından yazılan Shıh Chih de bulunmaktadır. Daha sonra yine Han dönemini anlatan Han Shu ve Hou Han Shu gibi resmi tarihlerin Hsi Yü bölümleri, Shıh Chih örnek alınarak yazılmıştır. Ancak bu kaynakların değişik zaman ve kişiler tarafından yazılmış olmaları bazı farklılıkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Dönem üzerinde herhangi bir çalışma yapılırken, bilgilerin doğruluğu açısından sözünü ettiğimiz hususa dikkat etmemiz lâzımdır.
Eski Babil Devrinde Timar ve Devlet Arazisinin Tahsisi Hakkında Bazı Görüşler
Belleten · 1991, Cilt 55, Sayı 212 · Sayfa: 1-12
Özet
Ele geçmiş pek çok mukavele ve Hammurabi kanununda yer almış, şahsi malların korunması hakkındaki çeşitli hükümler, Eski Babil devrinde özel mülkiyet sınırının önceki devirlere nisbetle oldukça geniş olduğunu göstermektedir. Böyle olmakla beraber, gerek kanunun timarla ilgili maddeleri, gerekse Larsa arşivinde bulunmuş bir grup idari mektup, ülkenin işlenebilir topraklarının büyük bir kısmının devlete âit olduğunu düşündürmektedir. Yukarıdaki kayıtlara göre, saray, arazisini, mülkiyet hakkını elinde tutmak şartı ile, bazı isimler altında birtakım sivil veya resmi kimselere ya bir hizmet veya kira karşılığı devretmekte idi. Bu durum Eski Babil toprak rejiminin esasını teşkil etmektedir.
Antiochus III and Teos Reconsidered
Belleten · 1991, Cilt 55, Sayı 212 · Sayfa: 13-70
Özet
The editor of these almost sensational inscriptions has been unanimously praised for his conscientious, thoroughgoing, and in many ways exemplary presentation, and for the rigorous and well organized commentaries. But a recognition due to an excellent work meritoriously executed does not obviate the necessity of further study and discussion. The purpose of the present undertaking is a reassessment of certain aspects of the original edition, a critical evaluation of the restorations already proposed, and on various parts of the texts proposing a number of my own instead. In other words my aim is essentially to produce a reasoned and more or less settled contribution, partaking of the character of a comprehensive new edition. Since the texts themselves are rather too long to be displayed in integro it will be necessary to peruse these pages with the original publication constantly before the reader's eyes.