4056 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Türk Tarih Kurumu
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

Büveyhiler Devrinde Türk Kumandanları I Sebüktekin

Belleten · 1989, Cilt 53, Sayı 207-208 · Sayfa: 607-636
Tam Metin
İslam tarihinin ilk dönemlerinde Arap yarımadasının dışına taşan fetih harekâtının önemli bir kısmı İran'da Sasani İmparatorluğu'na karşı başlayıp Türklerin Anayurdu Orta-Asya içlerine doğru yayılmıştı. Hemen hemen Hulefây-ı Râşidîn devrinden beri İslam, Türk dünyası topraklarına ulaşmış ve Türklerin İslam ile temasa geçmelerini sağlamıştır. Emeviler devrinde Buhara ve çevresinin fethiyle İslam ordularına bir miktar asker sağlanmış, İslam dünyasındaki iktidar mücadelesinde, Türklerden bir hayli istifade edilmiştir. Bu tarihlerde Muaviye'ye karşı hala devam etmekte olan muhalefetin bastırılmasında bu askerlerin etkisi olmuştu. Bu durum Abbasiler'de daha büyük boyutlara vardı ve iktidar mücadelelerinde Türk unsurunu yanına alan taraf hep galip geldi.

Adana Bölge Müzesinde Sergilenmekte Olan Cam Eserler

Belleten · 1989, Cilt 53, Sayı 207-208 · Sayfa: 595-606
Tam Metin
11 Nisan 1980 ile 1 Mayıs 1980 tarihleri arasında Adana Bölge Müzesinde sergilenmekte olan antik cam vazolar üzerinde çalışma olanağı buldum. Daha önce, 1979 yazında çizimlerini yaptığım yüz kadar vazoyu ayırdıktan sonra, geriye kalan tüm cam vazoların çizim ve tanımlarını tamamladım. Sadece reticella-camdan bir kase ile, eski Yunan ve Hellenistik döneme ait iç-kalıp tekniğinde yapılmış on altı eseri bu çalışmanın dışında bıraktım. Bütün eserler için, envanter ve satın alma numaraları (iç-kalıp tekniğinde yapılmış vazolar da dahil olmak üzere) olabildiğince belirlenmeye çalışılmıştır. Bundan başka, çok sayıda cam boncuk, bilezik ya da diğer cam nesneler bu çalışma kapsamına alınmamıştır.

XVI. Yüzyılda Sosyal, Ekonomik ve Demografik Bakımdan Balkanlarda Bazı Osmanlı Şehirleri

Belleten · 1989, Cilt 53, Sayı 207-208 · Sayfa: 637-678
Osmanlı Devleti Rumeli'de ilk fütuhata başladığı andan itibaren ele geçirdiği şehir ve köylerde sistemli bir iskan politikası takip etmiştir. Özellikle fütuhat esnasında köy ve kasabalarını terkederek başka bölgelere kaçanların yerine Anadolu'dan büyük ölçüde Türk unsur nakletmiş ve zamanla buralar han, hamam, köprü, medrese, zaviye, imaret, tekke, câmi gibi İslâm kültür varlıkları ile de süslenmiştir. Bu kolonilerin teşekkülünden sonra ise yeni nakiller yapılarak bölge bir Türk yurdu halini almıştır. Anadolu'dan Rumeli'ye geçen ilk Türk gurubunun ise Selçuklular zamanında Konya bölgesinden giden "Konyarlar" olduğu hakkında kayıtlar bulunmaktadır.

Glass Vessels Exhibited in the Bölge Museum-Adana

Belleten · 1989, Cilt 53, Sayı 207-208 · Sayfa: 583-594
Tam Metin
From April II to May 1, 1980 I had the opportunity to study the ancient glass vessels on exhibit it the Bölge Museum at Adana. After having verified the inventory numbers of circa one hundred vessels which I sketched in the summer of 1979, I drew and described all remaining vessels on display, excepting one bowl of reticella glass and sixteen core-glass vessels of the Greek and Hellenistic periods. Wherever it was possible, the inventory or acquisition numbers were identified, including those of the core-glass vessels. I did not study the numerous glass beads, bracelets and other objects in the museum.

Bulgaristan'daki Türk Vakıflarının Durumu (XX. Yüzyıl Başları)

Belleten · 1989, Cilt 53, Sayı 207-208 · Sayfa: 679-708
Osmanlılar, Rumeli'de ilk fethettikleri yerlerden biri olan Bulgaristan'da adil bir idare kurmuşlar, yerli halkı pek çok ağır vergi ve angaryalardan kurtararak rahata kavuşturmuşlardır. Ayrıca burada bir çok sosyal, kültürel ve dini tesisler meydana getirerek kısa bir süre sonra bu toprakları Anadolu'daki şehirlerden farksız bir hüviyete kavuşturmuşlardır. XIV. asırda Osmanlı topraklarına katılan Bulgaristan'da huzur ve sukunet asırlarca fasılasız devam etmiştir.

Aphrodisias. Araştırmalar-Kazılar-Tarihçe

Belleten · 1989, Cilt 53, Sayı 207-208 · Sayfa: 553-564
Tam Metin
Antik Aphrodisias kenti, Aydın ili Karacasu ilçesinin Geyre köyü yakınlarındadır. İzmir yönünden, Aydın-Denizli karayolu izlenerek gelinirse Kuyucak'ı 4 km. geçtikten sonra güneye, Karacasu'ya ayrılan yola sapılarak 29 km. lik asfalt bir yolla Aphrodisias'a ulaşılır.

Kyme'den Yeni Yazıtlar

Belleten · 1989, Cilt 53, Sayı 207-208 · Sayfa: 549-552
Tam Metin
Kyme yazıtları Korpusunun yayınlandığı 1976 yılından beri bu kentte bulunan yeni yazıtların sayısı sevindirici bir şekilde artmıştır.

Gazi Nazrûl İslâm

Belleten · 1989, Cilt 53, Sayı 207-208 · Sayfa: 853-882
Tam Metin
Atatürk, (Mustafa Kemâl Paşa) olarak dünyâya yaygın büyük ününü, kuşkusuz, Çanakkale savaşlarında yarattığı (Anafartalar Destanı) ile kazanmışdır. Târihin en büyük kahramanlık destanlarına beşiklik etmiş bulunan Anadolu'ya, Türklerin bin yıllık yurduna saldıran Avrupa emperyalistlerine karşı (Mustafa Kemâl Paşa)'nın elinde yükselen meş'ale, sömürgecilik çizmesi altında inleyen Asya'lı ve Afrika'lı birçok milletlere kurtuluş yollarını aydınlatan ilâhi bir ışık olmuştur. Mevlânâ Abdul Bahri ve Mevlânâ Muhammed Ali-Şevket Ali Kardeşler başta, pekçok Müslüman mücâhid gibi, Hindistan'ın en ünlü evlâtları Rabindranath Tagore (7 Mayıs 1861-7 Ağustos 1941), Mahatma K. Gandhi (2 Ekim 1869-30 Ocak 1948), Pandid Cevâhir-i-lâl Nehrû (14 Kasım 1889-27 Mayıs 1964) ve Bengalli büyük kadın şâir Sarojini Naidu (13 Şubat 1879-3 Mart 1949)'nun da dâhil bulundukları yüzlerce seçkin Hindû lider, her türlü İngiliz baskı ve terörünü hiçe sayarak, Anafartalar'da destanlaşan Mustafa Kemâl Paşa ile O'nun büyük milletini Anadolu'da sömürgecilere karşı savaş verdikleri sırada desteklemişlerdir. Şahsen tanımak mutluluğuna erdiğim Nehrû'nun 14 Kasım 1963 Perşembe günü, Yeni Delhi'deki -bugün Nehrû Müzesi bulunan- mâlikânelerinde bana bizzat söylediklerine göre, bütün bu Hindli İstiklâl Mücâdelecileri'nin yüreklerine (SEMBOL KAHRAMAN) diye yerleşmiş (Mustafa Kemâl Paşa)'ya duyulan sevgi ve tutkuyu onlara ilk üfleyen, aşılayan değerli şâir: Gazi Nazrûl İslâm olmuşdur.

İslâm Dünyasında İktisat Tarihi ve Sosyal Sınıfların Tarihi

Belleten · 1989, Cilt 53, Sayı 207-208 · Sayfa: 883-902
Takriben bir asırdan beri tarihçilerin gitgide iktisadi ve içtimai tarihi dikkatle inceleme, global tarih dinamiğinde iktisadi ve içtimai olgulara gittikçe ehemmiyet atfetme eğilimi, sonunda bir hayli gecikmeyle, islam dünyası tarihi sahasında da kendini hissettirdi. Aslında, İslam dünyası sahasında bile, bu meselelere duyulan ilgi eskidir, ve Claude Cahen'in ifadesiyle "Sylvestre de Sacy, Von Kremer, Van Berchem, Becker, Barthold, Mez, ölenler ve yaşayanlar arasından daha birçokları, sözkonusu sahada incelemelerimize katkılarda bulundular. Bu katkıların ehemmiyetini hiçkimse inkâr edemez". Fakat, çok az zamandan beri, tam olarak 1955'te Claude Cahen'in manifesto niteliğindeki makalesinden beri, eğilim daha çok ve daha hususi incelemelere doğru, ve bu incelemeler de daha derinleştirilmiş bir ihtisaslaşmaya doğru güç kazanmıştır ve bu konferans söz konusu eğilimin açık bir işaretidir. Hususi çalışmalarla bu eğilimin çok daha büyük bir gelişme kaydedeceği umulabilmektedir. İslam araştırmacılarının, çağlar boyunca müslüman toplumun varolan tarihi ve bünyevi meselelerinin anlaşılması için daha genel bir tarzda iktisadinin ve sosyalin ehemmiyetini kabul edecekleri de beklenebilir. Böylece islam araştırıcıları, Batının tarihçilerinin epey zamandan beri ulaşmış oldukları görüş noktasına kavuşacaklardır. Bu yöndeki tekâmül son derece cesaret vericidir.

Industriearchäologie im Osmanischen Reich

Belleten · 1989, Cilt 53, Sayı 207-208 · Sayfa: 829-852
Tam Metin
Über das Thema "Industrie-Archäologie" in osmanischer Zeit zu sprechen bedarf einiger einleitender Bemerkungen, um den hier verwendeten Begriff "Industrie-Archäologie" zu klären. Entstanden ist er in den 50er Jahren in England, wo man den Begriff "Archäologie" immer etwas weiter gefaẞt hat als auf dem Kontinent. In der Sache geht es -wie bei allen anderen Gattungen des weiten Feldes Archäologie, der orientalischen, klassischen oder Mittelalterarchäologie, so auch hier um die materiellen Relikte einer früheren Zeit, um Erzeugnisse menschlicher Kunst-und Handfertigkeit, um Bauten-mit dem einzigen Unterschied gegenüber den zuvor genannten Zweigen des groẞen Komplexes Archäologie, daẞ es sich hier um relativ viel jüngere Gegenstände handelt. Hier geht es um den weiten Bereich aller jener Dinge, die im Gefolge der industriellen Revolution des 18. Jhs. in bis dahin unbekannter Zahl auftauchten und die Alltagswelt zunächst Europas, bald aber auch anderer Länder langsam, aber sicher umgestalteten.