455 sonuç bulundu
Yayınlayan Kurumlar
Yazarlar
Anahtar Kelimeler
- Osmanlı Devleti 41
- Ottoman Empire 37
- Osmanlı 31
- Ottoman 26
- Osmanlı İmparatorluğu 13
- İngiltere 11
- Ottoman State 11
- İstanbul 10
- Ticaret 10
- Architecture 8
FERİDUN M. EMECEN, Osmanlı Klasik Çağında Hilafet ve Saltanat, Aktörler, Yazım ve İmaj
Belleten · 2022, Cilt 86, Sayı 305 · Sayfa: 359-362 · DOI: 10.37879/belleten.2022.359Tributaries and Peripheries of the Ottoman Empire (Osmanlı İmparatorluğunun Haraçgüzar Eyaletleri ve Serhat Boyları)
Belleten · 2022, Cilt 86, Sayı 305 · Sayfa: 363-377 · DOI: 10.37879/belleten.2022.363Çukurova Âyânları III: Hasanpaşazâde Ahmet Bey
Belgeler · 2022, Cilt XXXVII, Sayı 41 · Sayfa: 39-210 · DOI: 10.37879/belgeler.2022.39
Özet
Tam Metin
Hasanpaşazâdeler, 1750 yıllarında Karslızâdeler olarak ortaya çıkmış bir âyân ailesidir. Aileden Hasan Ağa’nın 1770 yılında Adana beylerbeyi olmasından sonra aile Hasanpaşazadeler olarak anılmaya başlamış ve en parlak günlerini Ahmet Bey’in Adana âyânlığı ve Adana mütesellimliği yaptığı 1793- 1812 yılları arasında yaşamıştır.
1812 yılında Ahmet Bey’in ölümü üzerine yerine kardeşi Mehmet Bey Adana mütesellimi olmuştur. Mehmet Bey’in devlet ile ters düşerek sürgün edilmesi üzerine de Ahmet Bey’in oğlu Hacı Ali Bey Adana mütesellimliğini yürütmüştür.
Bu makalede ele alınan 60 belge Hasanpaşazâde Ahmet Bey’in ilk yıllarına ilişkin olup bir âyân ailesinin devletle olan ilişkilerini nasıl yürüttüğü ve mukataalar veya iltizamlar satın alarak bölgede nasıl etkin bir konum kazandığını gösteren belgelerdir. Ahmet Bey’in mütesellimlik beratları bir âyân ailesinin mütesellimliğe niçin ve ne şekilde atandığını gösteren önemli belgelerdir.
Hasanpaşazadeler âyân ailesi Adana Müftüsü İshak Efendi kolundan varlığını devam ettirmiştir. Bugün bölgede Ramazanoğlu, Ener, Tarımer, Oral, Uygur gibi soyadları taşıyan aileler bu aileden gelmektedirler.
Süleyman Penah Efendi ve ‘Mora Vakasına Dair Bir Zatın Yazdığı Tarih’
Belgeler · 2022, Cilt XXXVII, Sayı 41 · Sayfa: 1-38 · DOI: 10.37879/belgeler.2022.1
Özet
Tam Metin
1768-74 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Rusların kışkırtması ile başlayan Mora isyanı kısa sürede bütün yarımadaya yayılmıştır. Muhsinzade Mehmed Paşa’nın seraskerliğe getirilmesinin ardından civardaki ayan kuvvetlerinin de yardımıyla isyan yaklaşık iki ay sonra bastırılmıştır. İsyan sırasında memleketi Gastun’da bulunan Süleyman Penah Efendi, isyanın gelişiminin yanı sıra Mora’da yapılmasını düşündüğü ıslahatları bir rapor haline getirmiştir. Kime sunulduğuna dair net bir bilgi olmayan bu rapor, Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi’nde Kamil Kepeci tasnifinde “Mora Vakasına Dair Bir Zatın Yazdığı Tarih” başlığı ve 60/1 genel numarası ile kaydedilmiştir.
Bu çalışmada, ilk olarak Mora isyanının gelişimi ve bastırılması, Süleyman Penah Efendi’nin notlarına göre kısa bir şekilde ele alınacak, bunun ardından Süleyman Penah’ın Mora özelindeki ıslahat önerilerine değinildikten sonra metnin transkripsiyonuna yer verilecektir.
Prusias Ad Hypium Antik Tiyatrosu: Yeni Kazılar, İlk Veriler
Höyük · 2022, Sayı 9 · Sayfa: 33-66 · DOI: 10.37879/hoyuk.2022.033
Özet
Tam Metin
Bu yayın, Prusias ad Hypium antik kenti tiyatrosunda yapılan arkeolojik kazıların güncel bilimsel verilerini bilim dünyasıyla paylaşmayı amaçlamaktadır. Günümüz Düzce ili sınırlarında kalan antik Prusias ad Hypium antik kenti, Bithynia Bölgesi’nin en önemli kentlerinden biridir ve ne yazık ki büyük oranda modern yerleşimin altındadır. Tiyatro bu kentin günümüze kadar korunan tek anıtsal yapısıdır. Tiyatro kentin güneye bakan yamacı üzerinde inşa edilmiştir. Üç bölümlü ve altı tonozlu girişe sahip caveası, yarım daireyi aşan orkestrası ve üç kapı ve altı pencereye sahip sahne binası ile oldukça görkemli bir yapıdır. Geç Hellenistik-Erken İmparatorluk Dönemi’nde inşa edilmiş olan tiyatro, Yunan ve Roma özelliklerini bir arada göstermektedir. Bu sebeple önemli geçiş tiyatrolarından biridir. Yapılan kazılarda ortaya çıkan mimari elemanlar ile bazı yazılı kanıtlarla tiyatronun İS 2. yüzyılda geniş çaplı bir yenileme geçirmiş olduğu anlaşılmaktadır. 2020 yılı kazıları ile de tiyatronun planının anlaşılması ve belgelenmesi mümkün olmuş, daha önceki yıllarda tiyatro hakkında çalışmalar bilim insanlarının ortaya koyduğu planlar ve bilgiler kesin şekilde değişmiştir.
Euromos Agorası Kuzey Stoa Üzerine Bir Ön Değerlendirme
Höyük · 2022, Sayı 9 · Sayfa: 1-32 · DOI: 10.37879/hoyuk.2022.001
Özet
Tam Metin
Batı Anadolu antik kentleri içerisinde agorası kısmen iyi korunmuş antik kentlerden birisi Euromos’tur. Son yıllarda yapılan temizlik ve kazı çalışmaları ile sınırları belirlenen agora Hellenistik döneme ait olup dorik düzendedir. Çift nefi olan güney stoanın iç kolonadı Ionik dış kolonadı Doriktir. Türk Tarih Kurumunun destekleri ile son iki yıldır kuzey stoada çalışmalar yapılmaktadır. Bu makalede Euromos agorasının kuzey stoası ele alınmaktadır ve temel amaç restitüsyon çıkarmaya yöneliktir. Bu çerçevede stoanın korunan mimari blokları açığa çıkarılarak belgelenmiş ve çizimleri yapılmıştır. Stoanın stylobat blokları doğrudan toprağın üzerine yerleştirildikleri için zaman içerisinde meydana gelen çökmelerden dolayı haff de olsa yer yer engebelidir. Kullanılan yerel mermerin kalitesiz oluşu, iklim şartlarına bağlı olarak kolayca deforme olmasına neden olmuştur. Eksik blokların çoğunun ise kireç ocaklarına taşındıkları anlaşılmaktadır Sütunların alt kısımları yivsiz olup bazısının alt tamburları in situ durumdadır. Arşitrav bloklarından sadece dört parçanın korunmuş olması dikkat çekicidir. Bütün bu az korunmuşluğa rağmen mevcut bloklar ve benzer örneklerin yardımı ile stoanın sağlıklı bir restitüsyonu çıkarılabilmiştir.
Aigai ve Çevresindeki Antik Yol Sistemi
Höyük · 2022, Sayı 9 · Sayfa: 155-177 · DOI: 10.37879/hoyuk.2022.155
Özet
Tam Metin
Aigai’daki arkeolojik çalışmaların önemli bir bölümü kentin yol ağı üzerine gerçekleştirilmektedir. Çalışmalar sonucunda Aigai’ın Antik Çağ’da güçlü bir ulaşım sisteminin parçası olduğu, özellikle Hellenistik Dönem ve Roma Dönemi’nde deniz ile iç kesimler ve kuzey ile güney arasında önemli bir kavşakta bulunduğu saptanmıştır. Kentin içindeki yol ağı üstüne yürütülen çalışmalar özellikle kentin gelişimini anlamak açısından önemli sonuçlar sunmaktadır. Aigai Arkaik ve Klasik Dönemler boyunca mütevazı bir kent olarak varlığını sürdürmüştür. Hellenistik Dönem’de ise yeniden imar edilmiş ve en parlak dönemini yaşamaya başlamış, kentin kapladığı alan neredeyse dört katına çıkmıştır. Kent, MS 3. yüzyılın ikinci yarısına kadar yoğun olarak yerleşim görmüş ve MS 3. yüzyılın üçüncü çeyreğinde gerçekleşen Got Akınları sırasında neredeyse tamamen terkedilmiştir. Kentteki son dönem yerleşimi, geç 12. yüzyıl ve erken 13. yüzyılda, Bizanslılar tarafından kurulmuştur. Yol ağındaki çalışmalar aynı zamanda Aigai’ın su altyapısına yönelik veriler de sunmaktadır. 2020 yılında yürütülen arkeolojik kazı çalışmaları sonucunda, Athena Caddesi olarak adlandırılan yolun bir bölümü açığa çıkarılmıştır. Alanda gerçekleştirilen kazı çalışmaları sonucunda kentin MS 5-6. yüzyıllarına ait bulgulara da erişmek mümkün olmuştur. Antik yolların açığa çıkarılması sayesinde arkeolojik bilgiye ulaşılmasını yanında ziyaretçilerin antik kenti çok daha iyi algılayabilmesi ve daha rahat gezmesi de sağlanmaktadır. Böylece arkeolojik bilginin halka ulaşması için de önemli bir kazanım elde edilmektedir.
Harput Darplı Osmanlı Sikkeleri ve Belirlenen İki Yeni Tip
Höyük · 2022, Sayı 9 · Sayfa: 179-198 · DOI: 10.37879/hoyuk.2022.179
Özet
Tam Metin
Harput İç Kale’deki yerleşimin bugüne kadar MÖ 8. yüzyılda Urartular zamanında başladığı tahmin edilmekteydi; ancak 2021 yılı arkeolojik kazı sezonu buluntuları, kaledeki yaşantıyı M.Ö. 3. bin yıla kadar götürmüştür. Bu tarihten, Erken Cumhuriyet Dönemi’ne kadar da (1930’lu yıllar) kale içinde kesintisiz yerleşim görülmektedir. Ortaçağ’dan itibaren de burada bir darphanenin varlığı bilinmektedir.
Bu nitel araştırmada, Harput’un Osmanlılarca fetih tarihi sorununa da değinilmiştir. Harput İç Kale kazılarında bulunan Harput darplı Osmanlı sikkeleri, makalenin ana konusunu oluşturmaktadır. 9 adet sikkenin 1’i (Kat. No: 1) Yavuz Sultan Selim Dönemi’ne, 7’si de (Kat. No: 2-8) Kanûnî Sultan Süleyman Dönemi’ne tarihlendirilmiştir. 1 adet sikkenin de (Kat. No: 9) hangi hükümdar döneminde darp edildiği tespit edilememiştir. Katalogda yer alan 2 ve 9 numaralı mangırların, Harput darplı Osmanlı sikkelerinin yeni tipleri olduğu tahmin edilmektedir. Yanı sıra; Harput darphanesiyle ilgili ilk kez ayrıntılı bilgi verilmiş, burada hangi devletlerin sikke kestirdiği gibi sorularla ilgili dağınık, eksik bilgilerin nümismatik veriler ölçeğinde derlemesi ve yorumlaması yapılarak darphanenin iç kalede nerede olabileceğine dair görüş sunulmuştur.
Sonuç olarak, Harput araştırmacılarının ve Osmanlı yazarlarının verdikleri bilgilerden hareketle, 921/1515 kışında başlayan fethin, 922/1516 baharında tamamlandığı anlaşılmıştır. İlhak tarihi belli olmasına rağmen çeşitli kataloglarda yer alan Harput darphanesine ait 920/1514 tarihli sikkenin de üzerine durulmuş ve bunun hatalı okunduğu, gerçekte de 925/1519 yılına ait olması gerektiği kanaatine varılmıştır. Böylece net bir fetih tarihi (1516) ortaya çıkmıştır.
Nysa Girlandlı / Eros Figürlü Korinth Başlıkları
Höyük · 2022, Sayı 9 · Sayfa: 85-111 · DOI: 10.37879/hoyuk.2022.085
Özet
Tam Metin
Bu makalede Aydın ili, Sultanhisar ilçesi sınırları içerisinde yer alan Nysa Antik Kenti’nde 2013-2020 yılları arasında yürütülen kazı çalışmalarında ele geçen dört adet girlandlı / Eros fgürlü korinth başlığı ile benzer ölçü ve stildeki yirmi iki adet Eros fgür parçası ve elli sekiz adet defne yapraklı girland askısı parçasının değerlendirilmesi amaçlanmaktadır.
Nysa Antik Kenti’nde, kent merkezinde yer alan forumun doğu kenarı boyunca inşa edilmiş çarşı bazilikasının kuzeyindeki tribunal bölümünde ve forumu kuzeyden sınırlandıran doğu-batı yönünde uzanan kentin sütunlu ana caddesi olan Cadde 1 kazılarında ele geçen girlandlı / Eros fgürlü başlıkların girland dekorasyonuna ait öğelerinin incelendiği çalışmada benzer komposizyonu gösteren Anadolu örnekleriyle tipolojik yönden karşılaştırmaları yapılmaktadır. Korinth başlıklarının ve girland dekorasyonunun bezeme ve stilistik özelliklerine göre MS 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenmiş ancak Nysa’da ait oldukları yapı kesin olarak saptanamamıştır. Buluntu yeri itibarıyla değerlendirilen başlıkların farklı alanlar olan forum ve çarşı bazilikasının fgürlü “skylla” başlıklarıyla aynı yapı projesine ait olabilecekleri üzerine bir hipotez sunulmaktadır.
Perge’de Roma İmparatorluk ve Geç Antik Dönem’de Görülen İthal Keramik Malzeme Üzerine Genel Bir Değerlendirme
Höyük · 2022, Sayı 9 · Sayfa: 67-84 · DOI: 10.37879/hoyuk.2022.067
Özet
Tam Metin
Perge, eski çağlarda Pamphylia olarak tanımlanan ve Antalya ilinin ovalık kısmını oluşturan bölgenin önemli kentlerinden biridir. Kentte bugün ayakta kalmış yapıların büyük çoğunluğu Roma İmparatorluk Dönemi’ne tarihlenmektedir. Bununla birlikte kentin akropolisinde yapılan çalışmalarla Perge’deki en erken insan izlerinin MÖ 5. bin civarına tarihlendiğini söyleyebilmek mümkün olmuştur. Bu tarihten itibaren yaklaşık MS 7. yüzyıla kadar kesintisiz yerleşim izlenen Perge’de 1946 yılından beri kazı ve onarım çalışmaları sürdürülmektedir. Farklı dönemlerde ve farklı uzmanlar tarafından sürdürülen çalışmalar sayesinde kentin keramik repertuarının oldukça geniş olduğu anlaşılmaktadır. Perge, kıyıdan içeride bir yerleşim yeri olmakla beraber, aslında gemilerle geliş gidişe uygun Aksu nehrine yakınlığı sayesinde aynı zamanda bir liman kentidir. Bu elverişli konumu sayesinde güçlü bir ticari ağa sahip olduğu söylenebilir. Nitekim yerleşmede MÖ 5. binden itibaren çok çeşitli türlerde keramik malzeme bulunmuştur. İleride gerçekleştirilmesi planlanan Perge keramik repertuarı çalışmalarına bir altlık oluşturması amacıyla hazırlanan bu derlemede kentin uzun süreli ve kesintisiz tarihinde Roma İmparatorluk ve Geç Antik Dönem ithal kaliteli keramik malzemeye odaklanmaktadır.