4056 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Türk Tarih Kurumu
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

Prof. Alessio Bombaci

Belleten · 1980, Cilt 44, Sayı 173 · Sayfa: 179-192
Tam Metin
1979 yılı bilim ve bilhassa Türk tarih ve uygarlık alanları için iki ağır kayıpla başladı. İtalyan Türk dili ve yazım üstadı Prof. A. Bombaci ile tanınmış bizantolog Prof. Agostino Pertusi (1918-1979) çok kısa aralıklarla (ilki 20 Ocak, ikincisi 25 Ocak günü) tutuldukları rahatsızlıktan kurtulamıyarak yaşama gözlerini kapadılar. Bu yazımızda Prof. Bombaci'nin Türk uygarlığına katkılarım incelerken, bir Bizans tarihi ve dili mütehassısı olmakla beraber İstanbul'un Türkler tarafından fethine ait kaynakları toplayan ve ayrıca çeşitli araştırmalarında Türk tarihinin karanlık kalmış bazı yönlerine yetkiyle eğilen, kıymetli makaleler kaleme alan sayın Agostino Pertusi'yi saygı ile anıyoruz. Her ikisi de yakın dost olan bu profesörlerin ortak bir çabası, Venedik kentinde 1963 yılında ikinci Uluslararası Türk Sanatları Kongresi'ni düzenlemeleridir. Sayın Prof. Pertusi, Türk dünyasını ilgilendiren daha başka konuları da desteklemiş ve yeni araştırmalar yapılmasını istemişti. Bu arada Alessio Bombaci'den Venedik Devlet Arşivi'nde bulunan Türkçe ve Türk tarihini ilgilendiren belgelerin yayınını da beklemişti. Ayrı bir yazı konusu olan bu hususa daha sonra değinmek niyetiyle, büyük bir geleneğin devamını sağlayan Prof. Bombaci üzerine dönüyoruz.

Ord. Prof. Ömer Lûtfi Barkan

Belleten · 1980, Cilt 44, Sayı 173 · Sayfa: 153-178
Tam Metin
1979 yılında aramızdan ayrılan bilim adamları arasına Ömer Lûtfi Barkan üstadımız da katıldı. Türk İktisat Tarihi araştırmalarının gerçek önderi ve doyen'i sayılan Barkan, Türkiye'nin toplum yapısını ve yeniçağ tarihi boyunca geçirdiği sosyal evreleri incelemek için birinci el kaynak belgeler üzerinde çalışmış ve yol göstermiş bir kişi idi. Esas öğrenimi felsefe ve toplumbilim alanlarında iken 1933 yılında atandığı İstanbul Üniversitesi'nde yepyeni konular üzerine eğilmek yoluyla kendisine yeni bir alan açmıştı. Araştırmaları ve yayınlarında genellikle XVI. ve XVII. yüzyıl konuları daha büyük bir ağırlık taşıyor görünüyor ise de, Türkiye ve onun komşularının sosyal yapısı ve toprak düzeni en iyi incelediği konulardandı. İlk araştırmalarında Türkiye tarihi ile yakından ilgili ülkelerin toprak statülerini incelemişti. Bu sırada memleketimizde toprak sorununun tarihsel evrimini ana belgelerden incelediği için, yapılmak istenen çalışmalara bilimsel yöntemlerle ışık tutmak istemişti.

Silifke ve Dolaylarında Yapılan Topraküstü Arkeolojik Araştırmalar Raporu (1978)

Belleten · 1980, Cilt 44, Sayı 173 · Sayfa: 111-121
Tam Metin
Türkiye'nin güneyinde Silifke ve çevresinde yaptığımız topraküstü arkeolojik inceleme ve araştırmalara 1972 yılında başlanarak, her yıl (yalnız Kıbrıs harekatı yüzünden 1974 yılı hariç kalmak üzere) buradaki çalışmalar sürdürülmüştür. Şimdiye kadar bu bölge ve bunun bilhassa Taşlık Kilikya (Cilicia Thracheia) denilen kesimi pek çok araştırıcı tarafından görülmüş olmakla beraber, bugüne kadar yayınlanan yazıların bu bölgenin tarihi ve arkeolojik anıtlarını yeteri kadar ortaya koyamadığı ve hatta pek çok eserin hiç dikkati çekmediği ve dolayısiyle tanıtılmadığı ortaya çıkmaktadır. Güney Anadolu'nun bu bölgesi üzerinde inceleme gezileri yapan ve gördüklerini birçok hallerde eski eserleri de ihmal etmeksizin yazan P. de Tchihatcheffi veya F. Schaffer gibi coğrafyacılar ile hemen her şey ile ilgilenen, F. Beaufort, W. M. Leake, C. L. Irby ve daha başkaları gibi seyyahları bir tarafa bırakacak olursak, bu bölgede en çok kitabe toplayıcıların (epigrafist) çalıştıkları dikkati çeker.

Truva'nın Düşmesinden İ. Ö. V. Yüzyılın Sonuna Kadar Anadolu ve İtalya Arasındaki İlişkiler

Belleten · 1980, Cilt 44, Sayı 173 · Sayfa: 137-152
Tam Metin
Bayanlar, Baylar, beni çok onurlandıran bu fırsattan yararlanarak, bu çatı altında, meslektaşım Akurgal'ın, Anadolu ile İtalyan yarımadasının Arkaik çağdaki ilişkileri üzerinde konuşmam hakkındaki önerisini kabul ederken, bu konferansın kısa olan ve dilinizi bilmemem nedeniyle daha da daralacak olan süresi içinde, sınırları belirlenmiş bir konuya değinmenin mi, yoksa taşıdığı bütün güçlüklere rağmen, sorunu kendi bütünlüğü içinde ele almanın mı daha yerinde olacağını sordum kendi kendime. Dikkatinizi bu ilişkilerin bazı göze batan noktaları ve bunların gelecekte araştırılabilecekleri biçim üzerine çekmek niyetiyle ikinci yolu seçtim. Bu arada hem cüretli hem de eksik görünebilecek şeyler için daha şimdiden beni bağışlamanızı diliyorum.

IV. Uluslararası Güney-Doğu Avrupa Incelemeleri Kongresi

Belleten · 1980, Cilt 44, Sayı 173 · Sayfa: 245-248
Tam Metin
V. Uluslararası Güney - Doğu Avrupa İncelemeleri Kongresi 13-18 Ağustos 1979 tarihlerinde Ankara'da Cumhurbaşkanımız Sayın Fahri Korutürk'ün koruyucu başkanlığında toplanmıştır. Kongre'ye 326'sı yabancı olmak üzere 380 delege katılmış, 19 rapor, 110 co-rapor, 213 bildiri sunulmuştur. Yuvarlak Masa'ya ise 20 konuşmacı katılmıştır. 13 Ağustos 1979 Pazartesi günü saat 9.30'da Türk Tarih Kurumu Merkezinde toplanan Kongre üyeleri Atatürk'ün Anıtkabrini ziyaret ederek saygı duruşunda bulunmuşlardır. Türk Tarih Kurumu ve Kongre Başkanı Ord. Prof. Enver Ziya Karal Anıtkabir'deki özel deftere şu sözleri yazmıştır: Atatürk: Türkiye'nin üyesi bulunduğu Güney - Doğu Avrupa İncelemeleri Milletlerarası 4. Kongresi üyeleri saygı ile huzurunda eğildik. Bir zamanlar "Türkler bütün dünya uluslarının dostlarıdır" ve "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" ilkelerini bütün bir yaşam için ve herkes için bir kılavuz olarak göstermiştin. Bugünkü ziyaret, bu ilkelerin canlılığını ve ölmezliğini kanıtlıyor.

Vakıflar Dergisi, Sayı : XII, Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayını, Ankara 1978 in. 4, 432 S. [Kitap Tanıtımı]

Belleten · 1980, Cilt 44, Sayı 173 · Sayfa: 193-196
Tam Metin
Şimdiye kadar, belirli bir takvime bağlı olmadan çıkan, özellikle ilk sayıları ile Türk sanat ve kültür tarihine önemli katkıları olan Vakıflar Dergisinin bu sayısı yeni bir düzen içinde çıkmaktadır. Eski düz, sade kapak görünümü yerine, çeşitli konularda dört renkli fotoğraf gösteren bir kapak kompozisyonu bulunmaktadır. Şimdi Dergide yeralan makalelerin isimlerine ve gerektiğinde içeriklerine kısaca göz atalım.

Silifke ve Dolaylarında Yapılan Topraküstü Arkeolojik Araştırmalar Raporu (1979)

Belleten · 1980, Cilt 44, Sayı 173 · Sayfa: 122-124
Tam Metin
Silifke ve çevresini 1972 yılından beri İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde kürsümüz yardımcıları ve öğrencilerimizden meydana gelen küçük bir ekip ile araştırmakta ve incelemekteyiz. Bu yıl yaptığımız çalışmalarda, evvelce yapılan bazı araştırmaların elde edilen sonuçlarını kontrol ettikten başka, başlıca dört konu üzerinde durulmuştur.

Üyelerimizden Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal Fransız Akademisine Onur Üyesi Seçildi

Belleten · 1980, Cilt 44, Sayı 173 · Sayfa: 248
Tam Metin
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Arkeoloji profesörü ve Kurumumuz asıl üyesi Ekrem Akurgal, Aralık 1979'da Fransız Akademisinin "Académie des Inscriptions et Belles - Lettres" bölümüne üye seçilmiştir. Profesör Ekrem Akurgal aynı zamanda Avusturya, Büyük Britanya, isveç ve Danimarka Akademilerinin de üyesidir. Arkadaşımızı candan kutlarız.

Kur'an Harfleri ve Atatürk Devrimlerine Karşı Çıkışlar

Belleten · 1979, Cilt 43, Sayı 172 · Sayfa: 823-836
Tam Metin
Atatürk'ün ulusu yararına gerçekleştirdiği devrimlerin en büyüklerinden birinin 50. nci yılında bulunmamız nedeniyle, konuyu yazı devriminden ve bu devrimden 50 yıl sonra, kimi sorumlu kişilerin ve bu arada kişisel çıkar gözleyenlerin rejim dahil devrimlerimizin tümüne yönelmiş karşı görüş ve propagandalarından seçtim. Bugün sayıları milyonları bulan eğitimden yoksun yurttaşların arasında Arap yazısının kutsallığına, bu yazının dünyanın kurulduğu günden beri var olduğuna inandırılmış sayısız kişiler vardır. Gene bu eğitimsiz kütlelere Türk ulusunun yalnız Arap harflerini kullanmış olduğu, ayrıca bütün başarı nın tarihteki şan ve şereflerin Islam dinine borçlu bulunulduğu kanısı verilmiştir. Gerçekte kaba bir hesapla binyıl öncesinden başlayarak 1 Kasım 1928'e gelinceye kadar kullanılan Arap yazısı Türk ulusunun dil özelliklerine uygun düşmediği gibi, anlamı bilinmeyen sözcüklerin doğru okunması da mümkün değildi; bu yazıları okuyanlarca pek iyi bilindiği üzere. Bir soru gelebilir usumuza: Öyle ise atalarımız neden hem Arap yazısını hem de büyük ölçüde arapça sözcükleri aldılar? Gene 900 yıldan bu yana Selçuk ve Osmanlı İmparatorlukları iktidarlarında Türkler'le içiçe yaşayan Türk soyundan olmayan azınlıklar örneğin Rumlar, Ermeniler, hatta Müslüman olan başka etnik gruplar kendi dillerini belki bu ölçüde ihmal etmemişler de, zengin kökleri olan türkçe neden bu ölçüde gerilemiş, neden arapça ve farsça sözcükler ve kurallarla dolu bir resmi türkçe meydana gelmiş? Bunu yanıtlamak için sık sık yinelenen, tarihsel gerçeklerle de çelişen bir konuya değinmek istiyorum. O da Türklerin İslam dinini kendi bünyelerine uygun bularak hemen kabul ettikleri iddiasıdır. Oysa tam tersi...