4056 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Türk Tarih Kurumu
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

Native Group Clinder Seal Engravers of Karum Ksnish Level II.

Belleten · 1979, Cilt 43, Sayı 171 · Sayfa: 573-618 · DOI: 10.37879/belleten.1979.573
Tam Metin
Nimet Özgüç, The Anatolian Group of Cylinder Seal Impressions from Kültepe, Ankara, 1965 (hereafter AnatGr). Although few specific references will be made to this book, its content, observations and conclusions will be implicit throughout this paper. For example, I do not indicate earlier studies of the style of the Kültepe impressions as they are giyen fully in AnatGr, p. 45, to which add Mebrure Tosun, "Styles in Kültepe Seal Engraving as Expressions of Various Cultural Influences," in Studies in Honor of Benno Landsberger on His Seventy - fifth Birthday, April 21, 1965 (Oriental Institute Publications, Assyriological Studies, 16), Chicago, 1965, pp. 183-188. All references to the seal impressions will follow the catalogue numbers in AnatGr, and of course this study is dependent on the excellent illustrations in AnatGr. It is a pleasure to acknowledge the active encouragement and cooperation of Tahsin and Nimet Özgüç, while I was engaged on this project. For work with the actual tablets I am much indebted to Raci Temizer, director of the Hittite Archaeological Museum at Ankara, and Seyyide Celikkol, curator of the tablets. For similar permission to study the tablets in Istanbul, I am indebted to Necati Dolunay, director of the Archaeological Museums, and the curators of the tablet collection, Muazzez Çığ and Hatıce Kızılyay. This work was accomplished during a study year in Turkey made possible by a fellowship granted by the American Research Institute in Turkey.

Albert Einstein İçin

Belleten · 1979, Cilt 43, Sayı 171 · Sayfa: 537-546 · DOI: 10.37879/belleten.1979.537
Tam Metin
Hemen bütün uygar dünya bugünlerde Albert Einstein'in 100. doğum yıldönümünü kutluyor. Gönül isterdi ki, Türkiye bu kutlamalara etkin biçimde katılsın. Bu konuda pek iç açıcı olmayan durumumuzu hafifçe noktalayarak, Einstein'in büyük buluşları arasında felsefeye, özellikle yöntembilim ve bilgi kuramı alanlarına getirdiği yeniliklerden birkaçı üzerinde durmak isterim. Ad hoc Kuramlar : İlk ve Ortaçağların doğa biliminden Yeniçağ doğa bilimine geçişte, eskinin tersine, ve yerleşmeye başlayan yeni görüşe uygun olarak, ad hoc uydurulmuş kuramlardan kaçınıldığı kabul edilir. Gerçekten, Yeniçağ fiziğinin kurucusu G. Galilei, "bir olayın niçin meydana geldiğini değil, nasıl meydana geldiğini araştırmak isterim" demekle, bu yeni görüşü dile getirmiş ve metodo risalutivo ile metodo compositivo (costitutivo) yu uygulayarak, başka deyimle, olayın ölçülebilir ögelerini ayırdıktan sonra bunları bir matematik fonksiyonda toplayarak, doğa biliminde yeni çığırı açmıştır. Böylece elde edilen doğa yasasının betimsel (descriptif) olduğu öne sürüldü. Oysa ki bilimin amacı betimlemede kalmayıp, olayın - ya da olayların - açıklamasını vermektir deniyordu; (bunu söylerken, açıklamanın, kaplamı salt betimlemeninkinden daha büyük bir betimleme olduğu gözden kaçırılıyordu).

Ölenlerimiz - Ahmed Cemal Köprülü

Belleten · 1979, Cilt 43, Sayı 172 · Sayfa: 841-854
Tam Metin
Memleketimiz, Alman edebiyatını çok iyi bilen, bu dilde yazılmış Türk ve İslâm medeniyetiyle ilişkisi bulunan ilim ve san'at eserlerinin en değerli, en çok ün kazanmış olanların' seçen, ömrü boyunca bunları Türkçe'mize çevirerek kültür hazinemize epeyi eser kazandıran A. Cemal Köprülü de, 1979 yılı başından bu yana, artık bizlerden uzak, bir başka dünyâya göçmüş bulunuyor. Cemal Köprülü'yü önce, İstanbul Kız Lisesi'nde öğrenici bulunduğum yıllarda görmüştüm. Görmüştüm diyorum; benim okuduğum sınıflarda yabancı dil İngilizce olduğundan hocam olmadı. O, Almanca dersi okutmakta idi. Tanışmamız Hoca'm Fuad Köprülü aracılığıyla 1936 yılına rastlar : Fuad Köprülü'nün Ülkü dergisinin müdürü bulunduğu sırada (Eylül, 1936-Ağustos, '94 ), Cemal Köprülü'nün-yazdıklarını içine alan aşağıdaki bibliyografya listesinden anlaşılacağı üzre-bu mecmuada epeyi terceme, birkaç da te'lif yazısı neşredilmiştir. Bu yüzden, derginin Ulus'ta Koçak Han'daki idârehânesine akşamları sık-sık gelirdi. Her ayın birinde altı forma olarak yayımlanan Ülkü'nün yazı işlerini idâre etmekte olduğum için, dergide eserleri basılan her yazar gibi, matbaa provalarının tashihi, v.b. dolayısıyle Cemal Köprülü ile de görüşürdük. Onunla yakın dostluğumuz, Fuad Köprülü'nün Ford vakfi'nın ve Harvard Üniversitesi birleşik programı gereğince bu üniversitede Türk tarih ve edebiyatı üzerinde araştırmalarda bulunmak için da'vet edildiği Amerika'dan Ankara'ya dönüşünden (2 Temmuz, 1959) sonra başlar.

The Veliyyuddin Telhis: Notes on the Sources and Interrelations Between Koçi Bey and Contemporary Writers of Advice to Kings

Belleten · 1979, Cilt 43, Sayı 171 · Sayfa: 547-572 · DOI: 10.37879/belleten.1979.547
Burada neşrettiğim metnin yazarı ve yaşadığı tarih ortamı hakkında VIII. Türk Tarih Kongresinde kısaca bilgi vermiştim. Burada metnin tespitinden başka noksan olsa dahi, bu tür literatürde belli başlı temaların başka kaynaklarda nasıl bir ifade ile geçtiğini işaret etmeğe çalıştım. Tabiidir ki diğer metinler neşredilmedikçe, nasihatü' s - selatin literatürünün Osmanlılarda nasıl ortaya çıktığını ve nasıl geliştiğini tam manasiyle anlamaya ve karşılaştırmaya imkân yoktur. Fakat hiç olmazsa belli başlı konularda bu gibi telhisleri yazanların hangi kaynaklardan istifade ettiklerini Veliyyüddin telhisiyle koyduğum notlar çerçevesinde göstermeğe gayret ettim. Ileride bu konuda yeni çalışmalar yapıldığı ve diğer Osmanlı nasihatü's selatin tipi eserler ilmi bir şekilde basıldığı zaman, bu müelliflerin fikir bakımından nasıl birbirine bağlı oldukları ve ne şekilde birbirlerinden yararlandıkları daha açık bir şekilde ortaya çıkacaktır.

UCHIDA Gimpū, Kita Ajia Shi Kenkyu : Kyō - do Hen (Kuzey Asya Tarihi Araştırmaları : Hsiung - nular Bölümü), Dōbōsya, Kyōto 1975, A5, 2+3+414+17 s. (Japonca). [Kitap Tanıtımı]

Belleten · 1979, Cilt 43, Sayı 171 · Sayfa: 643-648
Tam Metin
Kyōto Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ni bitiren Prof. Dr. Gimpū Uchıda (1907-), KŌbe Üniversitesi Emeritüs Profesörü ve BukyŌ Üniversitesi öğretim üyesidir. Uzmanlık alanı, Iç - asya tarihi ve Çin'in Güney-Kuzey Hanedanları dönemi tarihidir. Kendisinin Eskiçağda Moğollar, Hsiung - nu Tarihi Araştırmaları , Atlı Uluslar Tarihi I, Tukhara Devleti Tarihi, Kuzey Asya Tarihi Araştırmaları : Hsien - pei, jou - jan T'u-chüehler Bölümü v. b. gibi yapıtları bulunmaktadır. Yazar, "Kuzey Asya Tarihi Araştırmaları" başlığı altında şimdiye değin çeşitli yerlerde yayınlanmış yirminin üzerindeki yazısını, Hsiung - nular konusu bir cilt, Hsien - pei, Jou - jan, T'u - chtleh konuları bir cilt olmak üzere iki ciltte toplamıştır.

Türk Tarih Kurumu'nun Genel Kurul Toplantısı (1 Nisan 1979)

Belleten · 1979, Cilt 43, Sayı 172 · Sayfa: 859-899
Türk Tarih Kurumu'nun 1979 yılı olağan Genel Kurul toplantısı 1 Nisan 1979 Pazar günü saat 10 da Kurum merkezinde yapıldı . Kurum üyeleri saat 9,30 da Kurum'un kurucusu Atatürk'ün Anıtkabrini ziyaret ederek saygı duruşunda bulundular ve bir çelenk koydular. Kurum Başkanı Ord. Prof. Enver Ziya Karal şeref defterine şunları yazdı : "Atatürk! Düşüncelerin, duyguların ve ilkelerin dünyada yayılmaya devam ediyor. Geçen Kasım'da Paris'te toplanan 144 ulusun temsilcileri doğumunun 100. yıldönümünü kutlamaya karar verdiler. Bizler, kurmuş olduğun Türk Tarih Kurumu'nun üyeleri, sana bu haberi iletmeye ve bağlılık duygularımızı tekrarlamaya geldik". Saat 10 da Kurum merkezine dönen üyeler Genel Kurul toplantısına katıldılar. Oturuma 31 üye katıldı . Başkan çoğunluğun bulunduğunu söyleyerek kısa bir konuşma ile oturumu açtı. Geçen yıl asıl üyeliğe üç kişi seçilmişti. Bunlar Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Klasik Filoloji Profesörü Dr. Suat Sinanoğlu, muhabir üyelerimizden Lahey Büyükelçiliği Müsteşarı Bilâl Şimşir ve muhabir üyelerimizden Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Dekanı, Tarih Profesörü Dr. Yaşar Yücel idi.

Assur Ticaret Kolonileri Çağına ait İnsan Biçimli Kap

Belleten · 1979, Cilt 43, Sayı 170 · Sayfa: 261-266 · DOI: 10.37879/belleten.1979.261
Tam Metin
Ait olduğu çağda eşine çok az rastlanan bu eseri, Atatürk'ün kurduğu Türk Tarih Kurumu'nun bugünkü düzeye erişmesinde büyük payı olan ve Atatürk'ün buyruğu doğrultusunda, Türk Tarih Kurumu tarafından yürütülen kazıların başarılı olmasında güçlü etkisine, değerli katkısına hayran olduğum Genel Müdür Sayın Uluğ İğdemir'in 80. doğum yılına armağan edilen Belleten'in bu cildinde yayınlama olanağı bulduğum için çok mutluyum. Kaniş Karumu'nda CC/21 plan karelerinde Ia yapı katına ait mezardaki ölü hediyelerinin önemli bir bölümü, daha o zamanlarda, çalınmış, kırılmış ve dağıtılmıştır. Bunlar arasında boyun ve başı kaybolmuş, gövdesi korunmuş insan şeklindeki bir kab dikkatimizi üstüne çekmiştir. Kaniş Karumu'nun T - ff/16-30 plan karelerinde Ib yapı katının sık bir düzende inşa edilmiş evleri, mahalleleri, sokakları ve meydanlıkları açığa çıkarılmıştır. Şehrin bu merkezi kesimi tarafımızdan, şehircilik bakımından da detaylı olarak incelenmektedir. Aynı yapı tarzına göre kurulan yapılardan oluşan bu mahalleler, evlerin planlarına, boyutlarına ve küçük buluntulara, ölü hediyelerine göre eşit bir sosyal düzeye ve iyi bir organizasyona sahiptir. Evlerden çoğunun bir mutfağı, bir kileri, bir fırın odası, geniş bir salonu ve 2-3 odası vardır. En küçük ev üç odalıdır. Ocak, tandır ve fırınlar, iri zahire küpleri sağlam durumda elimize geçmiş, kilerler de her boydaki çeşitli kaplarla dolu durumda keşfedilmiştir. Çoğunda çivi yazılı tablete, damga ve silindir mühüre, madeni ve taş eşyaya rastlandı. Zahire küpleri, mutfak eşyası, iri banyo kaplanı duvar diplerine, düzenli sıralar halinde, çoğu ufak taşlarla desteklenmiş durumda yerleştirilmiştir. Küçük odalardan birinin tabanı veya büyük oda tabanının bir kısmı yassı taşlarla döşenmektedir. Bu toprak tabana bakınca rutubeti önleyici, azaltıcı bir çare olarak, düşünülmüştür. Çoğunda odalar arasındaki kapılar, eşikler, söve mili taşları, mutfaktaki el değirmeni taşı, ocağın körüğü, kaplar korunmuştur. Bunun için Ib katı yapılarının rekonstrüksiyonunda bir problem yoktur.

Doğumunun 80. Yıldönümünde Uluğ İğdemir

Belleten · 1979, Cilt 43, Sayı 170 · Sayfa: 251-254 · DOI: 10.37879/belleten.1979.251
Tam Metin
Türk Tarih Kurumu, Kurum Genel Müdürü Uluğ İğdemir'in 80 yaşına girmesi nedeniyle "Belleten"in bu sayısını ona armağan etmeği kararlaştırmıştır. Seksen yaşına erişmek kuşku yok ki, bir mutluluktur. Türk Tarih Kurumu, Genel Müdürünü bu mutluluğundan dolayı kutlarken kendisine teşekkür borcu olduğunu da kabul etmektedir: İğdemir'in seksen yıllık yaşamından 48 yılı Kurum hizmetinde geçmiştir. Öyle ki onun hizmeti Türk Tarih Kurumu'nun kuruluşu ile başlamış, gelişmesi ile devam etmiş ve bugün de devam etmektedir. İğdemir 1900 yılında Çanakkale'nin Lapseki ilçesine bağlı Çardak bucağında doğmuştur. İlk öğreniminden sonra, orta öğrenimini Çanakkale Lisesiyle Çanakkale Öğretmen Okulunda yapmıştır. Yüksek öğrenimini ise Ankara'da Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesinde Yeni ve Yakın Çağlar tarihini bitirmek suretiyle tamamlamıştır. İğdemir'in ilk mesleği o devirde gençlerimizin çoğunun mesleği olan öğretmenliktir. 1919 da Biga'da ilkokul öğretmenliğine atanır. Ne var ki, yurdumuz bu yılda koyu bir bunalıma gömülmeğe başlar. Yurt toprakları yer yer düşman istilâsına uğrar. Bu arada düşman saldırıları Biga'ya da yönelir. Bunun üzerine İğdemir babasiyle birlikte ve gönüllü olarak Kurtuluş Savaşına katılır. 1921 yılında, Antalya'da tekrar öğretmenliğe başlar. Buradan Adana'ya gider ve öğretmenliği orada sürdürür. Aynı zamanda bu kentte gazeteciliğe başlar. İlkin Yeni Adana gazetesinin Yazıişleri Müdürlüğünü yapar. 1924 de Ferit Celâ1 Güven'le birlikte Türksözü gazetesini kurar. İğdemir 1926 yılında Ankara'da Türk Ocakları Merkez Heyeti Başkatipliğine getirilmiştir. Bu görev yanında Türk yurdu dergisi'nin Müdürlüğünü de üstlenmiştir. 1931 yılında Türk Ocaklarının kapanması üzerine aynı yılda kurulan Türk Tarih Kurumu Sekreterliğine atanmıştır. Bu atanma onun yaşamında bir dönüm noktasıdır.

MUZAFFER GÖKMAN, Tarihi Sevdiren Adam. Ahmed Refik Altınay. Hayatı ve Eserleri, Istanbul 1978 (Satışa verilmesi 1979 başları) 436 Sayfa. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Genel No: 186. Ünlü Kişiler Dizisi: 8. [Kitap Tanıtımı]

Belleten · 1979, Cilt 43, Sayı 171 · Sayfa: 649-654
Tam Metin
Türk tarihçiliğinin seçkin kişilerinden Ahmed Refik Altınay hakkında bir kitabın yayınlanmasına sevinmeyecek hiçbir düşün ve ekin araştırıcısı düşünemiyoruz. Türk tarihini birinci el kaynaklardan inceledikten sonra geniş bir okur kitlesine başarıyla aktarma hususunda tek örnek sayılan Altınay'ın Türkçeyi çok güzel kullanması ve okuyanı yormayan akıcı üslübu, aradan yıllar geçmesine karşın unutulmamış ve günümüze kadar ilgiyle izlenmiştir. Hemen hemen hiçbir Osmanlı tarihi araştırması yoktur ki, Ahmed Refik Altınay'dan kısa da olsa bir alıntı yapmamış olsun. Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarından çöküş yıllarına dek süregelen evreler, bu kişinin araştırma konusu olmuştur. Yaşamında yarattığı bu yapıtlar yurt içinde ve dışında ilgiyle izlenmiş, ölümünden sonra unutulmayan adlar arasına karışırken kitapları her yıl artan bir merakla okunmuştur. Şimdi elimiz altında bulunan "Tarihi Sevdiren Adam" kitabı bizim nazarımızda "Ahmed Refik Altınay'ı sevdiren kitap" niteliğine bürünmüştür. Türk kütüphaneciliğinin çalışkan kişilerinden Muzaffer Gökman, böyle bir araştırmayı yapabilecek birkaç araştırıcıdan birisidir'. Şimdiye dek Atatürk ve Devrimlerine ait kitapların kaynakça derleyicisi olarak üne kavuşan Gökman, Hüseyin Rahmi Gürpınar gibi bir yazın adamını günümüze tanıttıktan sonra seçkin tarihçilerden A. R. Altınay'ı günümüz için çeşitli yüzleriyle tanıtmıştır.

Doğumunun 80. Yıldönümünde Sayın Uluğ İğdemir'e

Belleten · 1979, Cilt 43, Sayı 170 · Sayfa: 257-258 · DOI: 10.37879/belleten.1979.257
Tam Metin
Atatürkcü, görev, heyecan ve atılım adamı değerli dostum Sayın Uluğ İğdemir'le Türk Tarih Kurumu'nda yarım yüzyıla yaklaşan arkadaşlığımızın özü: sevgi, hayranlık ve takdir duygularım olacaktır. Atatürk'ün kurduğu ve Türk kuşaklarını, insanlığı kucaklayan O'nun eseri büyük, manevi, ulusal ve evrensel yaptın atmosferi içinde Sayın Kardeşim Uluğ İğdemir'e sağlıklı, başarılı ve verimli daha nice yıllar dilerken ağabeyim Nafi Atuf Kansu ile ilgili bir anıyı da belirtmek isterim. Ağabeyim Mülkiyeyi bitirdikten sonra ilk memuriyeti olan Edirne valisi Hacı Adil Beyin maiyet memurluğu sırasında İttihat ve Terakki Partisince kurulan "Nimet-i Hürriyet" ilkokulunun da müdürlüğünü yapmakta ve birkaç arkadaşı ile birlikte "Sây ve Tetebbu" adında bir fikir dergisi çıkarmakta idi. Balkan Savaşının çıkması ve Edirne'nin kuşatılması üzerine esir olan Kansu bir müddet sonra kaçarak İstanbul'a gelmiş, oradan da Biga'ya giderek kaynı Avukat Ali Niyazi (Sarıdal)ın Terakki İlkokulunda öğretmenlik yapmıştı. Uluğ İğdemir o tarihte bu okulun öğrencisi imiş. Kendisinden dinlediğime göre ağabeyim bütün öğrencilere birer Türk adı verirken küçük adı Mustafa olan İğdemir'e de Uluğ adını vermiş. O tarihten sonra Mustafa adı unutulmuş, Uluğ adı asıl ad yerine geçmiş. Bu tatlı anımı da böylece saptamak benim için güzel bir vesile oldu.