4056 sonuç bulundu
Yayınlayan Kurumlar
- Türk Tarih Kurumu 4056
Yazarlar
- Salâhi R. Sonyel 45
- TAHSİN ÖZGÜÇ 43
- ARİF MÜFİD MANSEL 42
- SEMAVİ EYİCE 40
- Mahmut H. Şakiroğlu 38
- İ. HAKKI UZUNÇARŞILI 37
- U. BAHADIR ALKIM 36
- İlber Ortaylı 32
- AYDIN SAYILI 31
- Mücteba İlgürel 31
Anahtar Kelimeler
- Tarih 338
- Osmanlı 273
- Osmanlı İmparatorluğu 173
- Türkiye 148
- Osmanlı Devleti 142
- Türkler 137
- Anadolu 132
- Ottoman Empire 115
- Mustafa Kemal Atatürk 103
- Ottoman 100
Troas'ta Aşağı Kara Menderes Ovası Çevresindeki Şehirler
Belleten · 1978, Cilt 42, Sayı 165 · Sayfa: 1-52 · DOI: 10.37879/belleten.1978.1
Özet
Tam Metin
Çanakkale yarımadası eski çağların Troas'ını kapsar. Bu yarımadaya Osmanlı çağındaki adı ile Biga yarımadası da denir; Biga o çağda sancak merkezi idi. Bu, kuzeyde Gönen çayı - eski çağlarda adı Aisopos - ağızından güneyde Edremit körfezi içine çekilecek bir çizginin batısında kalan yarımadadır. Güneyden kuzeye, doğudan batıya doğru alçalan bir dağ kitlesi ve eteklerindeki kıyı ovaları ile vadilerden oluşur. Dağın eski çağlarda adı İda dağı idi. Bugün hem dağ kitlesine, hem de dağın en yüksek doruğuna Kazdağı deniyor: Yüksekliği 1700 m.dir. Vadilerle parçalanmış şeklinden dolayı bu yarımadayı M. Ö. 1 inci yüzyılda coğrafyacı Strabon (XIII, 1,5) kırkayağa benzetmiştir. Gerçekten bu benzetiş dağın genel şeklini çok güzel yansıtıyor. Yarımadanın batı kesiminde Kara Menderes - eski çağlarda adı Skamandros - Kazdağı'ndan çıktıktan sonra önce batı yönünde, sonra kuzeye doğru akıp Çanakkale boğazı ağızında denize dökülür. Orta Menderes ve aşağı Menderes vadileri Troas'ın iki büyük ovasıdır. Kuzeyde Marmara kıyılarında Sinekçi ve Gönen ovaları vardır. Güneyde Kazdağı Edremit körfezi boyunca dik bir duvar gibi yükselir ve eteklerinde Küçükkuyu'dan Edremit'e kadar bir riviera meydana getirir. Küçükkuyu'dan Bababurnu'na ve oradan Marmara'ya kadar kıyı, yer yer vadi ve derelerle kesilmiş, girintisi çıkıntısı az, yüksek kıyılar halindedir.
Osmanlı Devleti Maliyesinin Kuruluşu ve Osmanlı Devleti İç Hazinesi
Belleten · 1978, Cilt 42, Sayı 165 · Sayfa: 67-94 · DOI: 10.37879/belleten.1978.67
Özet
Osmanlı devleti maliye teşkilatı Batı Moğolları denilen İlhani teşkilatından alınmıştır. Orta Asya'da geniş bir hududa sahip olan Büyük Selçuk imparatorluğu bütün devlet ve maliye teşkilatım Samaniler, Gazneliler ve Abbasiye hilafetinden aldıkları gibi Moğol İmparatorluğu da teşkilâtını ihtiyaca göre ilavelerle istilâ ettikleri Büyük Selçuki devletinin kabul ve tatbik ettikleri teşkilatından almışlar ve bilhassa istifa (maliye) hususunda mükemmel bir teşkilat vücuda getirmişlerdir. Büyük Moğol devleti kurulup bunların İslamiyeti kabullerinden itibaren hattâ biraz daha evvel kurdukları devletin sahasının dörtte üçü İslam devletleri sahası olması ve kültürün de Islami bulunması cihetiyle gelişmiş olan bu İslami sahalarda teşkilatı da İslam teşkilatı üzere vücude getirmeleri tabii olduğundan mali işlerinde de Selçukilerde olduğu gibi siyakat yazı ve rakamlarım kullanmışlardır. Moğol devleti genişleyerek Anadolu Selçuki devletini de nüfuzu altına aldığı onüçüncü asrın ortalarından itibaren Orta Anadolu'da İlhanilerin yani Batı Moğollarının mali usulleri tatbik edilmeğe başlanmıştır. Bu tebeddülde Anadolu Selçukileriyle İlhanilerin teşkilatları arasında bazı isim değişiklikleriyle beraber esasta bir değişiklik olmamakla beraber, maliye işlerinde bazı farklar olduğu görülmektedir.
Divriği Ulu Camiinde Bulunan Osmanlı Saray Sanatı Üslûbundaki Kilimler
Belleten · 1978, Cilt 42, Sayı 165 · Sayfa: 53-63 · DOI: 10.37879/belleten.1978.53
Özet
Tam Metin
Türk kilim sanatı dokuma sanatımızın en renkli ve zengin koludur. Kendilerine has teknikleri ve ananevi geometrik motiflerinin şekillendirdiği çeşitli kompozisyonları ile, günümüze dek yaşayan halk sanatının en karakteristik ürünleridir. Örnekleri kilimi dokuyanın yaşantısıyla şekillenir ve renklenir. Bununla beraber çeşitli bölgelerin özelliklerini de tespit etmek mümkündür. Fakat hepsinde ortak olan özellik kilim dokuma tekniğinin kuvvetle belirttiği geometrik desenlerdir. Türk halk sanatını zenginleştiren bu kilim grubunun geometrik üslûbundan farklı, bir Türk kilim grubu daha vardır ki, naturalist motifleri ile başka bir üslûbun temsilcileridirler. Yeni bir araştırma sahası olan bu gruba giren kilimler, Osmanlı saray sanatının naturalist motifli üslûbunu aksettirirler, Türk kilim sanatı bu farklı iki üslûbun verisi olan kilimlerle zenginleşir. Ancak halk sanatına bağlanan ve ananevi geometrik desenleri günümüze dek yaşatan kilimlerin tasnife sığmayan çeşitliliği karşısında, devrini tamamlamış olan Osmanlı saray sanatına bağladığımız naturalist motifli kilimler, sadece birkaç örnekle, bu sanatın üslûbunu kilim sanatında da belirtmektedirler. Türk kilim sanatındaki üslûp farklılığını belirten bu gruba giren birkaç yeni örneği burada tanıtacağız. Kilimlerin hepsi Divriği Ulu Cami'inde bulunmaktadır
CLAUDE BRIXHE, Le Dialecte Grec de Pamphylie. Documents et grammaire. (Bibliothéque de l'Institut Français d'Etudes Anatoliennes d'Istanbul : xxvi). Librairie d'Amérique et d'Orient Adrien Maisonneuve, Paris 1976. [Kitap Tanıtımı]
Belleten · 1978, Cilt 42, Sayı 165 · Sayfa: 147-150
Özet
Tam Metin
A la seule exception de la longue épigraphe de Syllion (relatant les res gestae de Manes), de deux inscriptions descriptives (bases de statues), d'une inscription de nature incertaine, de deux inscriptions rappelant la générosité des deux citoyennes d'Aspendos et des légendes monétaires, le corpus des doctunents dialectaux de Pamphylie étudié par M. Claude Brixhe ne contient que des épitaphes. Comme ce corpus au debut de Penquete de M. Brixhe contenait moins de cent documents, l'auteur a juge bon d'en augmenter autant que possible le nombre. Depuis 1962, il a ete maintes fois en Pamphylie: les recherches qu'il a menees à Aspendos et aux alentours ont ete fructueuses; il a decouvert 79 épitaphes (numérotées de go à 168). Il les a publiées, avec les inscriptions déjà connues, dans la seconde partie de son livre. Il est évident que les épitaphes, qui "ne nous fournissent guere que des nominatifs et des genitifs singuliers" (p. 97, § 30), ne constituent point le matériel idéal sur quoi baser Petude de la morphologie et de la syntaxe d'une langue. Mais "la multiplication des travaux sur les langues de l'Anatolie ancieruıe" et "le regain d'interet pour les parlers acheens du lermillenaire" et surtout "l'étrangete même du dialecte grec de Pamphylie" ont amené M. Brixhe â entreprendere cette tâche difficile.
İngiliz Gizli Belgelerine Göre İşgal Gücünün Türkiye'de Son Günleri ve Cumhuriyetin Kuruluşu
Belleten · 1978, Cilt 42, Sayı 165 · Sayfa: 105-146 · DOI: 10.37879/belleten.1978.105
Özet
Tam Metin
Türk ulusu, eşsiz Mustafa Kemal'in önderliği altında yaptığı hamasi kurtuluş savaşı sonunda elde ettiği askeri zaferin nimetlerine kavuşmak amacıyla, Lozan'da konferans masası başında ikinci bir kurtuluş mücadelesine girişirken, hâlâ İstanbul ve Boğazlar, Birinci Dünya Savaşında bize karşı cephe alan İngiliz, Fransız ve İtalyan askerlerinin işgalinde bulunuyor; işgal altındaki Türk ülkelerinin ufkunda müstevli devletlerin bayrakları sırıtıp duruyordu. Lozan Antlaşması imzalanmadan altı gün önce (18 Temmuz 1923'de), İstanbul'daki İngiliz işgal gücü Başkomutanı Tümgeneral Sir Charles Harington'u görmeye giden Büyük Millet Meclisi yönetimi askeri temsilcisi ve İstanbul mevki komutanı General Selâhettin Adil Paşa, şehirde olay çıkmasını önlemek için elinden geleni yapacağına söz veriyor; Harington'un da bu yönde üstün çaba göstermesini diliyordu.
PROF. DR. ANDREAS ALFÖLDİ, Die Struktur des voretrüskischen Römerstaates. (Etrüskler Öncesi Roma Devletinin Yapısı). 1974 Heidelberg. 219 sayfa metin ve 16 levha. [Kitap Tanıtımı]
Belleten · 1978, Cilt 42, Sayı 166 · Sayfa: 301-304
Özet
Tam Metin
Giriş kısmında özellikle Theriomorph dünya görüşü açısından insan-hayvan ilişkileri incelenmekte ve Ortaasya Türk kavimlerinin menşe efsaneleri ile karşılaştırmalar yapılmaktadır. Bu bölümde Eskiçağ'da matriarkal toplum düzeni ve üç kısma ayrılma hususu ele alınarak, Roma'nın kuruluş efsanesi, Indogerman'ların güçleri ile Türk kabilelerinin güçleri, Atlı Çobanların patriarkal nizamı hâkim kılmaları analoji olarak gösterilmekte ve Kuzey Asya Türk kavimlerinin ve Şamanların mitolojisindeki üç ayı motifi ile, üç bölümlü toplum düzeni arasındaki ilişkiye temas edilmektedir. Ayrıca İskit devlet teşkilâtında üç bölümlülük olduğu gibi, Uralaltay kavimlerinde de benzer şekilde veraset hukukunun varlığı ileri sürülmekte ve Çin kaynaklarına göre, Moğollar'da üçlü teşkilat ve nihayet tarihi zamanda Türkler'de "Üç Oğuz" teşkilatının da üç kısmı ifade ettiği belirtilmektedir. Bu hususta arkeolojik bir belge olarak, Altay dağlarında bir atlı kavme ait mezar anıtındaki kaya resimleri ile M. S. 7. yüzyıla ait bir madeni eser üzerindeki üç savaşçının tasviri gösterilmektedir
The Kilims with Naturalistic Patterns in Divriği Ulu Mosque
Belleten · 1978, Cilt 42, Sayı 165 · Sayfa: 64-66 · DOI: 10.37879/belleten.1978.64
Özet
Tam Metin
In the great variety and richness of the Turkish weaving art, Kilims appear as another artistic branch with their special technique and designs. Kilims which are woven by the nomads and villagers for their daily use and needs are known as the most typical and effective pieces of the Turkish Folk Art. Though these Kilims are named after various zones, their common property is the geometrical designs in which the character of the textile appears strongly. Anatolian Kilims derives their richness and variety from these geometrical designs which have been created through the subjective stylization of the Turkish Folk Art. The Kilims which we are going to introduce in this article are completely outside of the folk art circle with their naturalistic plant motives. They reflect the Ottoman Court style in Turkish Kilim Art.
L. LOCKHART, R. MOROZZO DELLA ROCCA, M. F. TIEPOLO, I Viaggi in Persia degli Ambasciatori Veneti Barbaro e Contarini (=Venedik elçileri Barbaro ve Contarini'nin İran'a Seyahatleri). Roma, MCMLXXIII, XIII+415 Sayfa. 1 harita. Ayrıca belge fotokopileri. Yayınlayan: Istituto Italiano per il Medio ed Estremo Oriente. Il Nuovo Ramusio" serisinin VII. cildi: Raccolta di viaggi, testi e documenti relativi ai rapporti fra l'Europa e l'Oriente a cura dell'IsMEO. [Kitap Tanıtımı]
Belleten · 1978, Cilt 42, Sayı 165 · Sayfa: 151-168
Özet
Tam Metin
Fâtih Sultan II. Mehmed zamanında İran'ı, gerçekte Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ı ziyaret etmiş ve önemli birer Seyahatnâme yazmış olan iki Venedik elçisinin yapıtları nefis bir cild halinde bilim dünyasına sunulmuş bulunuyor. Seneler önce "yakında çıkacak kitaplar" arasında belli başlı kitapçıların kataloglarına girmiş olan bu eserin 1973 senesi Eylül ayında basımı tamamlanmış ve 1974 senesi başlarında da satışa verilmiştir. 1000 aded basılan bu kitabın, yayınlayan enstitünün geleneğine göre 900 satış için, 100 tane de özel basımı yapılmış bulunuyor. Eserin hazırlanması ve basıma verilmesinden sonra da ele geçen bilgiler peyderpey kitaba eklenmiş. Bununla beraber bütünlüğüne bir halel gelmemiştir. Bir bilimsel işbirliğinin ürünü olan bu kitabın tertip sırasını izleyelim: S. XI-XIII'de Francesca Maria Tiepolo, nota editoriale başlığı ile yayının gayesini açıklamakta. Gli avvenimenti (olaylar) başlığı ile adı geçen elçilerin seyahatleri arifesindeki dünya siyasetinin özetini XV. asır başından başlatarak daha Timur'un Ön-Asya topraklarında görünmesinden itibaren ele almakla incelemeğe başlayan müsteşrik L. Lockhart, ayrıca Giosafat Barbaro ve Ambrogio Contarini'nin hayatları hakkında bilgiler vermektedir (S. 3-27). Venedik Devlet Arşivi (Archivio di Stato di Venezia) eski müdürlerinden R. Morozzo deha Rocca da "Seyahatnâmelerin yayınına genel giriş" bölümünde basma ve yazma nüshalar hakkında bilgiler vermektedir.
Silifke Dolaylarında Yapılan Araştırmalar
Belleten · 1978, Cilt 42, Sayı 165 · Sayfa: 169-170
Özet
Silifke ve çevresinde 1972 yılından beri yapılmakta olan arkeolojik araştırma ve incelemeler 1977 yılında da sürdürülerek 25 Ağustos - 19 Eylül tarihleri arasında adı geçen bölgede beşinci dönem çalışmaları yapılmıştır. Başkanlığım altındaki ekipte asistanım Mehmet I. Tunay, kürsüm okutmanı Münevver Keşoğlu, rölöve çıkarmak ve planları çizmek üzere asistanım mimar Birol İ. Alpay ve fotoğrafçı olarak da eski öğrencilerimizden, şimdi Müzeler Genel Müdürlüğünde görevli Nedret Bayraktar bulunmuştur. Geçen yıllarda olduğu gibi merkez olarak Silifke seçilmiş ve incelenecek yerlere buradan tutulan vasıtalarla gidilmiştir. Çalışmalar üç ayrı grup halinde özetlenebilir: 1- Bu bölgede evvelce başkaları tarafından yapılan araştırmaların yerinde kontrolü, eksikliklerin tamamlanması ve yanlışların düzeltilmesi. 2- Tarafımızdan önceki dönemlerde incelenen fakat bazı eksik taraflar olduğu anlaşılan anıtların tekrar görülerek, bu eksikliklerin giderilmesi. 3- Şimdiye kadar hiçbir araştırıcının görmediği, bilhassa kuzeydeki dağlık bölgede, Toros'lardaki bazı ören yerlerinin ve buradaki anıtların araştırılıp incelenmesi, bunların fotoğraflarının (siyah-beyaz ve renkli) çekilmesi ölçülerinin alınarak rölövelerinin çizilmesi, notları n yazılması. Bu çalışmalar Silifke'nin doğu ve batısındaki kıyı şeridinde, bölgenin kıyısındaki ıssız adacıklarda ve geride kuzeyde dağlarda yapılmış ve bunun için özel vasıtalar kiralandıktan başka birçok yere ancak dağ ve orman içinde uzun yürüyüşlerle yaya olarak ulaşmak mümkün olmuştur.
Evliya Çelebi ve Pire'deki Mermer Aslan
Belleten · 1978, Cilt 42, Sayı 168 · Sayfa: 775-780 · DOI: 10.37879/belleten.1978.775
Özet
Tam Metin
1611 yılından tahminen 1684 yılına kadar yaşamış olan Türk seyyahı Evliya Çelebi, Asya, Afrika ve Avrupa'ya yaptığı seyahatların ayrıntılı tasvirlerini ihtiva eden 10 ciltlik "Seyahatname" adlı bir eserin yazarıdır. Gerçek adı bilinmemektedir. Evliya Çelebi takma adıdır. Sultanın sarayında kuyumcu olan Derviş Mehmet Zilli adlı birinin oğludur. Yüksek düzeydeki iyi ilişkileri dolayisiyle - ki bu Sultan Murat IV devrine rastlamaktadır - ve babasının mali desteği sayesinde zamanına göre çok uzun seyahatlarını yapabildi. 1670 yılı civarında Yunanistan'ı ziyareti sırasında tetkik etmek olanağım elde ettiği Pire'deki meşhur aslana ait tasvire kitabında yer vermesi İsveç için de önem taşır. Evliya Çelebi'nin seyahat tasvirlerinden birçok kısımlar çeşitli Avrupa dillerine çevrildiği halde, bugüne kadar Pire'deki aslan ile ilgili bölümün yalnız 1959 yılına ait bir yeni yunanca tercümesi mevcut olsa gerek (Mpiri, s. 52-54). Bu vesile ile bu tercümeye dikkatimi çeken Sn. Müdür Jannis Ambatsis'e candan teşekkür ederim.