4056 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Türk Tarih Kurumu
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

XVI-XVII. Yüzyıllarda Osmanlı İdari Yapısında Taşra Ümerasının Yerine Dair Düşünceler

Belleten · 1977, Cilt 41, Sayı 163 · Sayfa: 495-506 · DOI: 10.37879/belleten.1977.495
Tam Metin
Osmanlı devletinde taşra ümerasının niteliği ve merkezi hükümetle ilişkilerini anlayabilmek için, bir şehrin merkezini yaptığı bölgedeki yönetim birimlerinin yapısını iyi bilmek gerekir. Çünkü taşra ümerası daha başka bir deyişle şehrin yüksek yöneticileri, sadece kendi şehirlerinin değil, asıl söz konusu birimlerin yönetimlerinden sorumlu kişilerdi. Osmanlı devletinde baştan beri padişahlar bir bölgeye başlıca iki yönetici göndermişlerdir. Taşra ümerasının başta gelen bu yöneticilerden biri, yürütme kuvvetini teşkil eden bey (Beylerbeyi, sancakbeyi) ötekisi de yargı kuvvetini temsil eden kadı'dır. Bey kadının hükmü olmadan hiç kimseyi cezalandıramadığı gibi, kadı da beyin kuvvetine dayanmadan hükmünü uygulayamamakta idi. Kadı hükümlerinde bağımsızdı. Doğrudan doğruya padişahtan emir alırdı ve ona arzda bulunma yetkisine sahipti. Osmanlılar taşra yönetiminde bu kuvvetler ayırımını âdil bir yönetimin temeli saymışlardı.

Some Remarks on Marble Idols of an Unusual Type

Belleten · 1977, Cilt 41, Sayı 163 · Sayfa: 477-480 · DOI: 10.37879/belleten.1977.477
Tam Metin
Two idols of white marble displayed at the Afyon Archaeological Museum attrack attention of not only archeaologists, but also visitors by their heads rendered in different shapes from the known ones in Anatolia. Both of these objects are chance fin.ds: the first is from Susuz Höyük (Pl. I. Fig. ı ), which is situated 16 kms. north of Afyon, and the second was found at Kusura (Pl. I. Fig. 2) long after the closure of the scientific excavations and was bought by the museum. Although these idols do not show any differences either in their sizes or manufactures from the Early Bronze Age examples, they display a tapering projection on on.e sides of heir heads that gives them a distinct apparance. The meaning of these projections is unknown and is difficult to determine. They may be taken as a highly stylized hairdress or a head gear, or they are meant to represent a religious symbol.

Ankara, A guide to the city and district, Ankara Turizmi ve Müzeleri Sevenler Derneği yayını 5. 124 sayfa, 108 siyah-beyaz ve renkli resim, plan ve haritalar. Ankara Dönmez Ofset Matbaasında basılmıştır. [Kitap Tanıtımı]

Belleten · 1977, Cilt 41, Sayı 163 · Sayfa: 589-594
Tam Metin
Cumhuriyetimizin 50 inci yıl dönümü dolayısıyla basılmış olan bu rehber, Ankara şehrini ve ilini tanıtmak üzere hazırlanmıştır. Pek çok güzel harita ve plan ile anlaşılması kolay hale getirilmiş olan eser, alıştığımız tipten ayrı, anıtlar' sadece tarif eden değil fakat onların tarihi gelişim içindeki yerlerini açıklamağa çalışan, bu yönü ile de başka iller için hazırlanacak rehberlere örnek olacak niteliktedir. Bu nedenle üzerinde durulması ve tanıtılması yararlı olacaktır. Ankara Turizmi ve Müzeleri Sevenler derneğince, Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü Müdürü Dr. D. French ve arkadaşlarından oluşan bir uzmanlar topluluğu tarafından hazırlanan bu eserde her uzman kendi uzmanlık alanına göre ilin jeolojisi, bitkileri, hayvanları, fosil yatakları, kuşları, koru ve piknik alanları ve nihayet Ankara'nın arkeolojisi ve tarihini içeren bölümleri hazırlamıştır. Bu niteliği, metodu ve güzel baskısı ile şimdiye kadar Ankara için hazırlanan rehberlerin en güzelidir.

PIETRO KANDLER: Lo sviluppo storico deha citta e del territorio di Trieste descritto in XXIV tavole topografiche (XXIV Topographische Tafeln die Geschichtliche Entwikelung der Stadt Triest Abstellend). Premessa di Giulio Cervani. Edizioni deha Cassa di Risparmio di Trieste, Trieste 1975. — Cartolare di Pi ani e Carte dove si descrive la Storia di Trieste e del suo Territorio. Saggio introduttivo, commenti e cura scientifica di Giulio Cervani. Edizioni deha Cassa di Risparmio di Trieste, Trieste 1975. [Kitap Tanıtımı]

Belleten · 1977, Cilt 41, Sayı 163 · Sayfa: 585-588
Tam Metin
Trieste, cette ville situee au coin le plus réculé de la Mer Adriatique, a une histoire trés intéressante. D'origine illyrienne, son histoire commence avec la conquete romaine. Sa destinée a été déterminée par sa position géographique et par son caractére de colonie romaine placée sur la mer et entourée de populations indigénes. Envahie par les Gothes, annexée â l'empire byzantin (539), elle a dû soutenir de longues luttes pour sauvegarder son autonomic. D'abord, au temps de Charlemagne elle défend la lex antiqua contre l'introduction des coutumes et des bis germaniques. Plus tard elle est aux prises avec Venise, laquelle elle ne veut pas se soumettre, et est menacee par le pouvoir croissant des évêques. En 1382 ce sont les Habsbourgs qui l'occupent pour avoir un débouché â la mer.

Türk - Amerikan İlişkilerinin Yeniden Kurulması ve Ahmet Muhtar Bey'in Washington Büyükelçiliği

Belleten · 1977, Cilt 41, Sayı 162 · Sayfa: 277-356 · DOI: 10.37879/belleten.1977.277
Tam Metin
Türk - Amerikan ilişkileri 1917 baharında kesildi. Ancak on yıl sonra, 1927 sonbaharında yeniden kurulabildi. Amerika, 6 Nisan 1917'de Almanya'ya savaş açmıştı. Osmanlı İmparatorluğu, o savaşta Almanya'nın müttefikiydi; müttefikine karşı savaşa başlayan bir devletle normal ilişkilerini sürdüremezdi; 20 Nisan 1917'de Amerika'ya bir nota verdi ve bu devletle ilişkilerini kesti. Ama Amerika'ya savaş açmağa kadar gitmedi. Amerika da Türkiye'ye savaş açmadı. İki Devlet arasında savaş hali doğmamış, yalnız ilişkiler kesilmişti. Türkiye'de Amerikan haklarını İsveç gözetecekti. Amerika'daki Türk haklarını koruma görevi de İspanya'ya verilmişti. Bu durum yıllarca sürüp gitti. 1923 Lozan barış andlaşmasının yürürlüğe girmesiyle Türkiye'nin diş ilişkileri normale dönmüştü. Yeni Türkiye, yıllarca savaştığı ülkelerle de normal diplomatik ilişkiler kurmuştu. 1925 başında Londra, Paris, Roma, Atina gibi eski düşman ülkelerin başkentlerinde Türk elçileri artık görev başındaydı. İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan elçileri de Cumhurbaşkanı Atatürk'e güven mektupla= sunup Türkiye'de göreve başlamış bulunuyorlardı. 1925 yılında Türkiye'nin normal ilişkiler kuramadığı tek ülke kalmıştı: Amerika. Birleşik Amerika'nın Türkiye Cumhuriyeti'nde ilk Büyükelçisi Mr. Grew ta 1927 Eylül'ünde Ankara'ya gelecekti. Türkiye Büyükelçisi Ahmet Muhtar Bey ise ayni yılın Kasım ayı sonunda Amerika'ya varacak ve aralık başında güven mektubunu sunacaktı.

Acemhöyük Saraylarında bulunmuş olan Mühür Baskıları

Belleten · 1977, Cilt 41, Sayı 162 · Sayfa: 357-382 · DOI: 10.37879/belleten.1977.357
Tam Metin
Türk Tarih Kurumu, Ankara Üniversitesi ve Kültür Bakanlığı adına yürütülmekte olan Acemhöyük Kazılarında ele geçirilen mühür baskılarının büyük çoğunluğu, höyüğün güney-doğusundaki Sarıkaya mevkiinde ve kuzeyindeki Hatipler tepesinde açığa çıkarılmış olan iki büyük yapıya aittir. Bazı ayrıntılar dışında inşa tarzları, planları ve küçük buluntuları bakımından birbirine çok benziyen bu iki anıtsal yapı, Acemhöyük'ün saraylarım temsil etmektedir. Bunlar, Hellenistik çağ evlerinin inşası sırasında uğradıkları tahribatın ve köylülerin toprak ve taş almak amaciyle açtıkları çukurlar dışında, çok sağlam durumda keşfedilmişlerdir. Höyüğün Sarıkaya denilen kısmında, MA-VA / 41-48 plankarelere raslıyan sarayın merkez binasının kazısı tamamlanmıştır. Elimizde kalan zemin katında, tahrip sahası da dahil olmak üzere, elli odanın varlığı anlaşılmıştır. Güney cephesi Melendiz çayına bakan binanın dış duvarları düzenli bir dikdörtgen meydana getirmiştir.

ANDREAS TIETZE - GEORG HAZAI: Turkologischer Anzeiger (TA) = Wiener Zeitschrift für die Kunde des Morgenlandes (WZKM) LXVII (1975); LXVIII (1976). [Kitap Tanıtımı]

Belleten · 1977, Cilt 41, Sayı 163 · Sayfa: 597-598
Tam Metin
Türkoloji alanında yapılan çalışmalar gün geçtikçe arttığından bunların izlenmesi de zorlaşmaktadır. Türkiye'de son yıllarda çeşitli dallarda, özellikle Tarih, Folklor, Dil ve Edebiyat alanlarında birçok bibliyografyalar yayımlandı. Bunlar, bazı ayrıcalıklarla, genellikle Türkiye'de çıkan yayınları kapsamaktadırlar. Türkoloji alanında dış ülkelerde çıkan yayınları kapsayacak bir bibliyografyanın eksikliği çok duyulmaktadır. Bu konularda dış ülkelerde yapı lan çalışmalar gün geçtikçe artmakta, Üniversitelerde yeni kürsüler açılmakta, dolayısıyle yetişen elemanlar ve yapılan bilimsel çalışmalar çoğalmaktadır. Dış ülkelerinin bu dağınık yayınları hakkında bilgi almak çok güçleşti. Örneğin, Japonya'da bugünkü Türk Dili hakkında veya Arnavutluk'ta Osmanlı Defter-i mufassalı üzerine bir inceleme yayınlanırsa bu konu ile meşgul olan araştırıcının bundan haberdar olması gerekiyor. Türk Dili ve Edebiyatı, Tarih, Etnografya, Sanat Tarihi v.s, ye dair yeni çıkan yayınlar hakkında muntazam bilgi verebilmek ve araştırıcıları haberdar edebilmek için "Turkologischer Anzeiger" kuruldu. 1973 yılı yayınları ile başlayan ve (TA) rumuzu ile tanınan bu süreli bibliyografya uluslararası Turkologların iş birliğinin ürünüdür.

An Association Copy of Charles Fellows' 1838 Journal

Belleten · 1977, Cilt 41, Sayı 162 · Sayfa: 383-388 · DOI: 10.37879/belleten.1977.383
Tam Metin
The English explorer and antiquary Charles Fellows (1799 - 1860) is best known for his travels in Asia Minor, especially in Lycia. On his first expedition to Asia Minor, in 1838, he discovered two important Lycian cities, Xanthos and Tlos. He described and illustrated his discoveries in A journal written during an Excursion in Asia Minor (London, 1839). The publication of this Journal, and Fellows numerous drawings and inscriptions, aroused so much interest that the Trustees of the British Museum applied to Lord Palmerston, Secretary of State for Foreign Affairs, to ask the Sultan for a firman authorizing the removal of some of the Lycian works of art. In February 1840 Fellows returned to Asia Minor, to continue the exploration of Lycia and, in anticipation of possessing the firman from the Sultan, to point out the most desirable objects to take away. This second expedition was highly successful in that eleven more Lycian cities were discovered, but disappoin.ting in that, despite the diplomatic efforts of Lord Ponsonby, British Ambassador at Constantinople, the firman could not be obtained.

Yusuf Akçura

Belleten · 1977, Cilt 41, Sayı 162 · Sayfa: 389-400 · DOI: 10.37879/belleten.1977.389
Tam Metin
M. F. Togay zikri geçen eserinde Akçura'yı şu cümlelerle tanıtır: "Yusuf Akçura yalnız Türkiye'nin değil, bütün Türk dünyasının malı olmuş bir varlıktır. Dahilde ve hariçhte Türklüğü hayatını her zaman tehlikeye koyarak zindan ve mahbeslerin her türlü ızdırap ve işkencelerini göz önüne alarak son nefesine kadar çalışmış fedakâr bir Türk müverrihi idi". Türk Tarih Kurumu'nun değerli üyelerinden rahmetli profesör Rahmeti Arat da Akçura'nın biyografisini yazmaya teşebbüs etmiş eşi rahmetli Selma Hanımdan Akçura'nın haberleşme ile ilgili mektuplarını ve bazı elyazmalarını emanet olarak almış, ancak eserini kaleme almaya ömrü vefa etmemiştir 1. Biyografiler, çok defa ferdlerin acı-tatlı hatıralarını subjektif olarak seren sevimli hikâye kitabı olmaktan ileri gitmezler. Nadir bazı biyografiler ise, ferdlerin hayatı ile birlikte mensup olduğu ulusun ülkülerinin ve mücadelelerinin tarihçesidir. Akçura'nın haltercümesi bu cinstendir.

ÇELİK GÜLERSOY, İstanbul, Aspects, a travers les dpoques II, Tophane, Fındıklı, Kabataş, Milano 1975. XIV-128 sayfa, 63 siyah-beyaz, 10 renkli resim [Kitap Tanıtımı]

Belleten · 1977, Cilt 41, Sayı 163 · Sayfa: 595-596
Tam Metin
Ç. Gülersoy, "Köprü ve Galata" ile başlamış olduğu İstanbul görünümlerini yayınlama işine devam etmektedir. Bu serinin birinci cildinde ele alınan Köprü ve Galata'dan sonra bu ikinci ciltte Tophane, Fındıklı ve Kabataş'ın bilinen ilk gravürlerinden 1973 yılı sonuna kadar görünümleri verilmektedir. Resimlerden birçoğu büyük çift sayfa halinde olup baskıları itinalıdır. Bu suretle Köprüden Dolmabahçeye kadar kısmın çeşitli çağlardaki görünümlerinin albümü oluşmaktadır. Bu üç semtin tarihçesini veren metin Fransızca ise de fotoğrafların altındaki açıklamalar yer yer Fransızcanın yanında İngilizce ve İtalyanca olarak da verilmiştir. Önce Tophanenin tarihi özetleniyor. Sonra Tophane iskelesindeki geçen yüzyılın yaşamı H. von Moltke, T. Gauthier, Miss Pardoe'den pasajlar alınarak anlatılmaktadır. Bundan sonra sıra ile Tophane İskelesi, Tophane'nin Beyoğlu yönünden görünüşü, Tophane ve Kemeraltı, Kılıçalipaşa camii ve Mahmut I çeşmesinin resimleri veriliyor. Bu görünümlerde çeşmenin 19. yüzyıl başlarındaki kubbeli hali, sonra kubbenin kaldırılması ve nihayet 20 yıl kadar önce çeşmeye tekrar kubbe yapılması izlenebiliyor.