4056 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Türk Tarih Kurumu
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

Alman Halk Oyunlarında "Büyük Türk"

Belleten · 1976, Cilt 40, Sayı 157 · Sayfa: 71-80 · DOI: 10.37879/belleten.1976.71
Tam Metin
Eşitlik, doğruluk, başkalarının hakkına Saygı gibi nitelikler, bir kişinin gidişinde nasıl erdem oluyorsa, bir halkın toplumsal vicdanında da bu ilkelerin bulunması öylesine halkı erdemli yapar. Türk halkı, her zaman, kendi varlığında bu soylu nitelikleri göstermiştir. Bu soylu niteliklerden biri de barışçı olmaktır. Biliyoruz, eski Türklerde devlet, "il" adını alırdı. Divan-ı Lûgati Türk, "il" in barış anlamına geldiğini gösteriyor. Türk ruhunun barışa, insanlar arasındaki birliğe ne ölçüde duygulu, savaştan ne ölçüde çekingen olduğu, varlığını savunmak için olmayınca, savaşa yanaşmayacağından, kavgaya katılmayacağından anlaşılır. Ayni sözlük, "Türk" ü de şöyle tanımlar: Türk, büyük kahramanlıklar ve özverilikler yaptığı zaman, olağan üstü bir şey yaptığından habersiz görünür: öylesine alçak gönüllüdür. Türk'ün bu alçak gönüllülüğü, yalnız bizim halk oyunlarımızda değil, yabancıların halk oyunlarında da yansımıştır.

İlkçağ Tarihinde Kıbrıs

Belleten · 1976, Cilt 40, Sayı 157 · Sayfa: 93-116
Tam Metin
İlkçağda Küçük Asya adını taşımış olan Anadolu yarımadası coğrafi mevkii bakımından Asya, Afrika ve Avrupa arasında merkezi bir rol oynadığı gibi, Güney Anadolu kıyılarından 70 km. uzakta, Doğu Akdeniz'in en büyük adası olan Kıbrıs (9.251 km²) da Mısır, Filistin, Suriye, Anadolu ve Ege bölgesi arasındaki deniz yolu üzerinde yer almış bulunmakla, önemli bir bağlantı unsuru olmuştur. Böylece Kıbrıs da dolayısıyla Afrika, Önasya ve Avrupa'nın denizci milletleri arasındaki siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerde oldukça önemli bir rol oynamıştır. Kıbrıs yeryüzü şekilleri itibariyle güney ve kuzeyden dağlarla çevrili ve ortası çukur olması itibariyle de üç büyük bölge teşkil ederek, Anadolu'ya benzetilmiştir. Esasen jeolog ve coğrafyacıların incelemelerine göre ada, avarız itibariyle Toros sistemi içinde mütalaa olunmakta ve üçüncü jeolojik zamanın genç kıvrımlarına ait olduğu kabul edilerek, dördüncü zaman başlarında dış Toroslar veya Amanoslar'ın bir devamı olmakla Kıbrıs'ın Hatay ilinin dağ ve ovalarıyle bağlılığı ispatlanmaktadır.

Roma'da İs. Ö. II. Yüzyıldaki Reformlar

Belleten · 1976, Cilt 40, Sayı 158 · Sayfa: 195-228 · DOI: 10.37879/belleten.1976.195
Tam Metin
Roma Cumhuriyet tarihi içerisinde çok önemli yeri olan İs. ö. II. yüzyıl ortalarında yapılan reformları incelerken, bu reformlara neden gereksinme duyulduğuna bir göz atmakta yarar vardır. Roma özellikle II. Kartaca savaşından sonra askeri gücü sayesinde o zamanın dünyasını egemenliği altına almıştı ; bu askeri gücün ana kaynağı köylülerdi. Uzun yıllar savaş alanında kalan köylüler zor durumda kalıyorlardı. Çünkü işleme olanağı bulamadıkları topraklarını elden çıkarmak zorunda kalıyorlar ve proletarya durumuna düşüyorlardı. Bu kez asker olma hakkını yitiren köylü ordunun da zarflamasına neden oluyordu; dünya devleti olan Roma'nın durumu sarsılıyordu. Özellikle İspanya'da 20 yıl süren savaşlar (153-133) durumu daha da kötüye götürmüştür. 146 Yılında Makedonya Roma eyaleti haline getirilmiş, ayni yıl III. Kartaca Savaşı sonunda yakılıp yıkılan Kartaca'nın yerinde Afrika eyaleti kurulmuştu. Bergama kralı Attalos III. 133 de ölümünden önce devletini ve hazinesini miras olarak Roma'ya bırakmış bu topraklar üzerinde de 129 yılında Asia adı ile yeni bir eyalet kurulmuştur. Eyaletlerin ödediği haraç (tribut) ve tabiat kaynaklarından kazanılan ganimet İtalya'nın büyük ölçüde zenginleşmesine yol açıyordu. Roma o zamanın uygar dünyasının ekonomik merkezi haline gelmiş ve bu İs. s. II. yüzyıla kadar böyle sürüp gitmiştir. Ancak Roma'ya akan bu zenginliklerden toplumun bütün sınıfları aynı ölçüde yararlanamıyordu.

Kroisos ve Pamphylia

Belleten · 1976, Cilt 40, Sayı 158 · Sayfa: 185-194 · DOI: 10.37879/belleten.1976.185
Tam Metin
24 Eylül 1943'ten, ölüm tarihi olan 18 Ocak 1975'e değin, bir ömür boyu denecek kadar uzun bir süre, Pamphylia bölgesinde araştırmalarda ve kazılarda bulunmuş olan değerli hocam Ord. Prof. Dr. ARİF MÜFİD MANSEL'in birinci ölüm yıldönümü nedeniyle hazırlamış bulunduğum bu yazıda, Pamphylia'nın, M. Ö. 6. yüzyılın ilk yarısında, Lydia kralı ünlü Kroisos (M. Ö. 560-547/46) ile ilişkisini incelemeğe çalışacağım. Bilindiği gibi, bu konudaki yegâne kaynağımız Herodot'tur. Ancak, Herodot'un sözü edilen pasajda verdiği bilgi, gerçekleri ne derece yansıtmaktadır?

Side'de Basılan Amyntos Sikkeleri

Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 156 · Sayfa: 575-596 · DOI: 10.37879/belleten.1975.156-575
Tam Metin
Üçüncü Mithridates harbini (M.Ö. 88-85) bitirmek üzere Küçük Asya'ya gelmiş olan Roma kumandanı Pompeius, Pontos kralı Mithridates VI. Eupator'u (M.Ö. 1-63) yendikten sonra 64'de Küçük Asya'ya yeni bir şekil verirken Galatia bölgesini de ele almış ve burada oturmakta olan üç büyük Galat kabilesinden Tolistobogların başına tetrarh Deiotaros'u; Tektosagların başına tetrarh Kastor Tarkondarios'u; Trokmilerin başına ise tetrarh Brogitaros'u getirmiştir. Bu esnada bunlardan yalnız Deiotaros kral ünvanını almış, 59'da bu ünvan Roma senatosu tarafından da onaylanmıştır. Brogitaros'un bu ünvanı aldığı tarih 58 senesidir (T. Burgon, Num.Chron. 1846, s. 70. Wroth, BMC Galatia s. XVII). Pompeius bunları, bu sırada Galatiada yaşamakta olan 12 tetrarh ailesinin içinden seçmişti ki bundan böyle her kabilenin başında bulunan 4 tetrarh'ın yerine birisi hüküm sürecekti. Pontos topraklarından bazı parçalar da alan Deiotaros, kısa bir zaman sonra Küçük Ermenistanı da almış ve Pompeius daha hayatta iken Galatia'nın tamamını kendi hâkimiyeti altında toplamıştır.

Alanya Yöresinde Antik bir Liman

Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 156 · Sayfa: 613-628 · DOI: 10.37879/belleten.1975.156-613
Tam Metin
Antik çağlarda Pamphylia Küçük Asya'nın güneyinde yer alan, kuzeyden Toros'larla çevrili, güneyde ise Akdeniz'e açılan, batısında Lykia, doğusunda Kilikya Trakheia denilen Dağlık Kilikia'nın bulunduğu sahil ovasına verilen addır. Kıyı batıda Khelidoniai'dan doğuda Anamur'a kadar uzanan geniş bir girinti yaparak oldukça büyük bir körfez meydana getirmektedir. Bu körfezden Kıbrıs adasına kadar uzanan bölüme ise İlkçağda "Pamphylia Denizi" adı verilmekteydi. Pamphylia bölgesinin hudutları konusu antik yazarlar arasında olduğu kadar halen günümüz araştırmacıları için de çeşitli görüş ve fikir ayrılıklarına sebep teşkil etmektedir. Kuzeyde teraslar halinde denize doğru inen Toros dağları, güneyde ise Akdeniz, ovayı iki yönden sınırlamak bakımından şüphe götürmezken, batı ve bilhassa doğu hudutları hakkında birbirinden oldukça farklı görüşler ortaya atılmaktadır. Güvenilir antik kaynakların belirttiği gibi genellikle Olbia Lykia bölgesinden evvel yer alan en batı Pamphylia şehri olarak kabul edilir.

The Evolution of Iran as a National State

Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 156 · Sayfa: 633-644 · DOI: 10.37879/belleten.1975.156-633
Tam Metin
The Persian Empire, the foundation of which by Cyrus the Great we are now celebrating, was dissolved as the result of the Greek invasion under Alexander; it was restored, some five and a half centuries later, by the native dynasty of the Sassanians, who like the Achaemenids before them, had their origins in the south-western province of Fars or Pars, which has given Iran the name by which it is known in the West. The Persian Empire thus restored disputed with the heirs of Alexander, the rulers of Rome and Byzantium, for the possession of Western Asia. The later phase of this struggle is referred to in the Koran: "The Greeks have been defeated in a land hard by: but after their defeat they shall defeat their foes." This is a reference to the war waged against the Byzantines by the Sassanian Emperor Khusrau Parviz, who in the course of a war of more than twenty years' duration, was to extend the boundaries of the Persian Empire to where they had lain in the days of Darius, on the shores of the Mediterranean and the Aegean; it is also a prophecy of the Byzantines' ultimate victory with the triumphal entry of Heraclius into Jerusalem in 629.

Die Münzprügung des Amyntos in Side

Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 156 · Sayfa: 597-612 · DOI: 10.37879/belleten.1975.156-597
Tam Metin
Der römische Feldherr Pompeius, der zwecks Beendigung des dritten Mithridatischen Krieges (74-64 v.Chr.) nach Kleinasien kam, hat nach Besiegung des Königs Mithridates VI Eupator (III-63) im Jahre 64 eine Neuordnung Kleinasiens begonnen, die auch das Gebiet Galatiens betraf. über die Tolistobogier, einen der drei in Galatien ansssigen Sü.mme, setzte er Deiotaros ein, wkırend er über die Tektosagen Kastor Tarkondarios und über die Trokmer Brogitaros zum Tetrarchen ernannte. Lediglich Deiotaros bekam den Königstitel, der im Jahre 59 vom römischen Senat best.tigt wurde. Pompeius hat diese Fürsten unter den in Galatien lebenden zwölf Tetrarchen-Geschlechtern ausgewkilt. Deiotaros hatte zu seiner Herrschaft über die Tolistobogier von Pompeius noch einige Teile von Pontos, etwas spker auch Kleinarmenien erhalten. Schliesslich gelang es ilim noch zu Lebzeiten des Pompeius, fast ganz Galatien in seiner Hand zu vereinigen.

An Ancient Harbour in the District of Alanya

Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 156 · Sayfa: 629-632 · DOI: 10.37879/belleten.1975.156-629
Tam Metin
The extensive plain, that borders the south coast of Asia Minor from Antalya to the river Melas, is the ancient Pamphylia. To the east of this, where the Taurus mountains gradually approach the coast, lies the geographically contrasting region of Rough Cilicia. The borders of Pamphylia, especially the eastern extremity which interests us mainly, have always been a matter of different concepts among the ancient authors. We accept the general fact that Side is the last Pamphylian city, and so the east of the river Melas should be regarded as Rough Cilicia. The region, which the present work deals with, is the part of the coast lying between Alara Çay and Kargı Çay in west Cilicia. The accounts of the early explorers, such as Beaufort, Heberdey and Wilhelm, Rott, Keil and Wilhelm, Paribeni and Romanelli, Mitford and Bean, are stili interesting to read but hardly sufficient. Beaufort's attention was attracted by a cape which is located to the east of cape Karaburun and about zo km. to the west of Alanya (Corecesium)

İran'ın Milli Bir Devlet Olarak Gelişmesi

Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 156 · Sayfa: 645-658 · DOI: 10.37879/belleten.1975.156-645
Tam Metin
Büyük Kuruş tarafından kuruluşunun yıldönümünü kutladığımız İran İmparatorluğu, İskender'in yönetimi altındaki Yunanlıların istilâsı sonucunda parçalanmış ; takriben beş buçuk yüzyıl sonra bölgenin yerlisi olan Sasaniler tarafından yeniden canlandırılmıştı. Sasaniler de, kendilerinden önce hüküm sürmüş olan Akamanışlar gibi, menşe itibariyle Fars, ya da Pars denilen eyaletin güneybatısındandırlar. Esasen İran'ın Batı âleminde kullanılan adı da yine ayni yere dayanmaktadır. Bu şekilde yeniden benliğini kazanan İran İmparatorluğu, Batı Asya'ya hâkimiyet konusunda İskender'in varisleri, Roma ve Bizans hükümdarları ile anlaşmazlığa düştüler. Bu mücadelenin daha sonraki safhaları için Kur'anda şöyle yazılıdır: "Rumlar en yakın bir yerde yenildiler; onlar bu yenilgilerinden sonra üç ilâ dokuz yıl arasında galip geleceklerdir. Bu, Sasani İmparatoru Husrev Perviz'in Bizanslılara karşı giriştiği harbe atıfta bulunan bir âyettir. Husrev Perviz, yirmi yıldan fazla süren harpler esnasında Pers İmparatorluğunun hudutlarını, Daryus'un zamanındaki yerlere, yani Akdeniz ve Ege kıyılarına kadar genişletti. Ancak yine kehanette belirtildiği gibi, Heraclius'un 629'da muzaffer olarak Kudüs'e girişi ile Bizanslılar nihai zaferi kazanmış oldular. Bu defa her iki imparatorluk ta, o zamana kadar bilinmeyen yeni bir saldırının, Muhammed'in halefleri olan Ebubekir ve Ömer'in idaresindeki Arap ordularının karşısında bozguna uğramaktaydı. Irak'ta Kâdısiye'deki (635) Arap zaferi ile başlayan Iran fütuhatı, Nehavend'deki (624) nihai muharebe ile sona erdi. Yezdicürt III'in tek başına kaçması ve ölmesi (651) ile 400 yıllık Sasani hükümranlığı sona erdi ve Iran, tıpkı Mısır, Suriye ve Mezopotamya gibi, büyük İslâm imparatorluğunun bir eyaleti haline geldi.