4056 sonuç bulundu
Yayınlayan Kurumlar
- Türk Tarih Kurumu 4056
Yazarlar
- Salâhi R. Sonyel 45
- TAHSİN ÖZGÜÇ 43
- ARİF MÜFİD MANSEL 42
- SEMAVİ EYİCE 40
- Mahmut H. Şakiroğlu 38
- İ. HAKKI UZUNÇARŞILI 37
- U. BAHADIR ALKIM 36
- İlber Ortaylı 32
- AYDIN SAYILI 31
- Mücteba İlgürel 31
Anahtar Kelimeler
- Tarih 338
- Osmanlı 273
- Osmanlı İmparatorluğu 173
- Türkiye 148
- Osmanlı Devleti 142
- Türkler 137
- Anadolu 132
- Ottoman Empire 115
- Mustafa Kemal Atatürk 103
- Ottoman 100
Kültepe Kazılarında Bulunmuş olan İnsan Figürleri
Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 154 · Sayfa: 201-208 · DOI: 10.37879/belleten.1975.154-201
Özet
Tam Metin
Bu makalenin konusunu teşkil eden ve "İdol" olarak tanımlanan 16 insan figürini, Kültepe'de (Kaniş) 1959 (Lev. I, II ve III, 16) ve 1970 (Lev. III, 15) dönemlerinde yapılan kazılarda ve sistematik kazılar başlamadan evvel (Lev. III, 14) ele geçirilmiştir. Bu figürinlerden 3'ü hariç ki, bunların tabakaları belli değildir, diğerleri ölü hediyesi olarak höyüğün P/37 ve P/37-38 plankarelerine rastlayan ve megaron planlı binanın güneydoğu köşesinin tam altında ortaya çıkartılan dikdörtgen planlı 2 taş sanduka mezardan biri içinde bulunmuştur. Figürinlerden yalnız biri mermerden (Lev. III, 16), diğerleri alabasterden yapılmış olup, cilâlanmışlardır. Ölçüleri 3 cm. ile 16.5 cm. arasında değişir. Ölü hediyesi olan figürinlerden bazılarının aşınma (Lev. I, 2) veya vücutlarında hasar (Lev. I, 3; II, 7 ve ı göstermeleri ve diğerlerinin baş ve boyunlarının olmamaları (Lev. I, 4-5 ve II, 8, 12-13) nedenleri ile bu eserlerin mezara konulmadan evvel kullanılmış oldukları anlaşılmaktadır.
Sencer Şahin, Neufunde von antiken Inschriften in Nikomedeia (İzmit) und in der Umgebung der Stadt, Münster 1974. 169 s. [Kitap Tanıtımı]
Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 155 · Sayfa: 499-500
Özet
Tam Metin
Üniversitelerimize öğretim üyesi yetiştirilmek üzere son on yıldan beri devlet hesabına yabancı memleketlere yarışma sınavı ile seçilerek gönderilen doktora öğrencilerinden biri olan S. Şahin, yukarıda ismi verilen "İzmit ve çevresinden yeni bulunan antik kitabeler" hakkındaki doktorasını Münster Üniversitesinde vermiş bulunmaktadır. S. Sahin'in hocası Prof. F. K. Dörner'in de yakından İlgili olduğu alanı konu edinen eser, esas itibariyle bölgede bulunan yeni kitabeleri kapsamakla beraber, bölgedeki bir kısım arkeolojik kalıntıları da tanıtmaktadır. Bu yönden yazar eserinin başlığına pek sadık kalmamış görünmektedir. Kitap: I - Nikomedia şehri, II - İzmit körfezi güney kıyıları, III - Nikomedia'nın doğu ve kuzeyindeki araştırmalar, IV - Nikomedia'nın batı ve kuzey batısındaki buluntu ve iskan yerleri, V - Nikomedia'nın kuzey bölgesi, VI - Nikomedia'da yeni şehir Phyle'leri ismi altında altı bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler arasında İzmit nymphaionu (s. 14-17), İzmit batı nekropolünde bulunan mezar odası (s. 21-22), İzmit'in ilk kuruluş yeri olan Astakos'un mevkii meselesi (s. 66-70) ve İzmit'in su tesisatı (s. 84-88) gibi meselelere de değinilmektedir.
Prof. Dr. Zafer TAŞLIKLIOĞLU, Trakya'da Epigrafya Araştırmaları (Biga yarımadasında bulunan kitabelerle birlikte) II, İstanbul 1971, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi yayınları No. 1654, XXIV-256 s. [Kitap Tanıtımı]
Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 155 · Sayfa: 493-498
Özet
Tam Metin
Prof. Z. Taşlıklıoğlu birinci cildini 1961 de yayınladığı "Trakya'da Epigrafya Araştırmaları" isimli çalışmalarının 1971 de ikinci cildini yayınlamış bulunmaktadır. Birinci cildin mütevazi ve bu ikinci cilde oranla programlı ve amacı belirli görünüşünün aksine ikinci ciltte yazar program tanımaz halde olup her türlü malzemeyi kitabına koyma gayretinde görünmektedir. Bu nedenle ikinci cilt birincisinin üç katı kadar geniş olmuştur. Kitap bugünkü idari örgütümüz esas tutularak I- Edirne ili (Enez, Lüleburgaz, Edirne buluntuları) s. 1-49; II- Istanbul ili (Büyük Çekmece, Istanbul, Küçük Çekmece buluntuları) s. 51-63; III-Kırklareli ili (Vize, Midye buluntuları) s. 67-69; IV-Tekirdağ ili (Germeyan köyü, Tekirdağ, ınecik, Marmara Ereğlisi buluntuları) s. 70-156; V-Çanakkale ili ve yöresi (Keçi Deresi, Büyük Anafartalar, Evreşe, Küçük Anafartalar, Kayan iskelesi) s. 157-17o; VI-Çanakkale ili Anadolu yakası (Nağra Burnu, Midilli Adası, Behramkale, Dardanos, Ezine, Lapseki, Karabiga, Çan, Gülpınar, Ilion buluntuları) s. 173-222 ile bir "Addenda" s. 223-232 dan meydana geliyor.
Representations from the Mound of Kültepe
Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 154 · Sayfa: 209-216 · DOI: 10.37879/belleten.1975.154-209
Özet
Tam Metin
The 16 anthropomorphic figures, so-called idols, were found at the mound of Kültepe (Kaniş) in the seasons of 1959 (Pis. I, II and III, 16) and 1970 (Pl. III, 15) and before the systematic excavations started (Pl. III, 14). Except those 3 (Pl. III) which are unstratified finds, all are funerary gifts of one of the two angular cist graves unearthed in squares of P/37 and P/37-38 2. All of the figures but one which is of white marble are made of white alabaster and ground. The sizes vary from 3 cm. to 16.5 cm. Some of the figures from the grave show weathering (Pl. I Fig. 2) or damage for the body (Pl. I, Pl. II, 7 and Pl. II, ii) and some others have the head and neck missing (Pl. I Figs. 4-5, Pl. II, 8, 12-13), thus suggesting that they had been in use before being placed into the grave.
Türk Tarih Kurumu Genel Kurul Toplantısı (25 Nisan 1975)
Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 155 · Sayfa: 537-574
Özet
Türk Tarih Kurumunun 1975 yılı olağan Genel Kurul toplantısı 25 Nisan 1975 Salı günü saat 10,15 de Kurum merkezinde yapıldı. Saat 9,30 da üyeler Atatürk'ün Anıtkabirini ziyaret ederek saygı duruşunda bulundular ve bir çelenk koydular. Daha sonra Kurum merkezine gelindi ve Genel Kurul toplantısına başlandı. Başkan Ord. Prof. Enver Ziya Karal çoğunluğun bulunduğunu söyleyerek kısa bir konuşma ile oturumu açtı ve 18 Ocak 1975 de kaybettiğimiz asli üyemiz Ord. Prof. Dr. Arif Müfid Mansel'in anısı için üyeleri bir dakika saygı duruşuna çağırdı. Genel Kurul'un bu toplantısına Kıbrıs'tan misafir olarak katılan Kıbrıs Türk Tarih Kurumu Başkaniyle iki Yönetim Kurulu üyesini Başkan Genel Kurul'a takdim etti. Daha sonra geçen Genel Kurul'da Kurum'un asil üyeliğine seçilen Prof. Dr. Mebrure Tosun, Prof. Dr. Neşet Çağatay, Prof. Dr. Coşkun Üçok, Ord. Prof. Reşat Kaynar ve Prof. Dr. Lütfi Güçer'le, muhabir üyeliklere seçilen Prof. Dr. Oktay Akşit, İbrahim Artuk, Necati Dolunay, İsmet Parmaksızoğlu ve Raci Temizer'e diplomaları verildi.
Elli Yıllık Cumhuriyetin Dış Politikası 1923-1973
Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 154 · Sayfa: 265-308 · DOI: 10.37879/belleten.1975.154-265
Özet
Tam Metin
Türkiye Cumhuriyetinin dış politikası herşeyden önce ülkenin egemenliğinin sarsılmaması ve milli çıkarlarının korunması temeline göre düzenlenmişti. Böyle bir politikanın ışığı altında yürütülmesi öngörülen diplomasi, iyi komşuluk ilişkilerini geliştirmek ve bu amaçla dünya politikasında ağırlığı olan bazı ülkelerle işbirliği yapmaktı. Fakat milletlerarası ilişkilerin dayandığı temellerin, evrensel fizik yahut kimya kanunları gibi aynı sonuçları veren niteliği olmaması, ulusların da dış politikalarında, gerek iç gerek dış etkenler nedeniyle aynı tutum içinde bulunmamalarım gerektirmiştir. Türkiye Cumhuriyetinin dış politikası ancak böyle bir açıdan izlenirse, yarım yüzyıl içindeki gelişmeler gerçek değerleri içinde yargılanabilir. Cumhuriyetin kurucuları, Osmanlı devletinin kendi coğrafyasında nasıl tek başına kaldığını yakından görmüşlerdi. Bulgar ordusunu Çatalca'ya kadar getiren 1912-13 Balkan Savaşları, Türkün Avrupa topraklarında yaşama hakkına son vermek için gösterilen çabaların en tehlikeli bir örneği olmuştu. Öte yandan 1916'da Hicaz'da başlıyarak gittikçe büyüyen ve Birinci Dünya Savaşında İtilaf Devletleriyle işbirliği yapan Arap isyanı, gerek Çukurova gerekse Güneydoğu Anadolu'nun bazı kesimlerinin Türklüğüne de son vermek istemişti. Bu eylemleri iyi değerlendiren Cumhuriyetçi önderler, dış politikalarını planlarken, herşeyden önce karşılarında düşman bir Balkan koalisyonu ve Arap cephesi yaratmak istememişlerdi. Büyük Atatürk'ün 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' ilkesi uyarınca, ilk önce komşu ülkelerle dostluk ilişkilerinin kurulması olanakları araştırıldı.
Son Osmanlı Padişahı Vahidettin ve İngilizler
Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 154 · Sayfa: 257-264 · DOI: 10.37879/belleten.1975.154-257
Özet
Tam Metin
1922 yılı başlarken, Mustafa Kemal'in önderliğindeki Türk milliyetçilerinin, Anadolu'nun ortasında kurmuş oldukları yönetim kök salmış, sağlam temeller üzerine oturtulmuştu. Bu yönetimin başlıca amacı, 15 Mayıs 1919'dan beri Batı Anadolu'da bulunan Yunan istilâ gücünü ve Mondros Bırakışmasının imzalanmasından sonra Türkiye'nin en verimli bölgelerini ele geçiren İtilâf devletlerini hudut dışı etmekti. Bu nedenle Doğu'da Afganistan, Sovyet Rusya ve peykleri Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan ve Ukrayna ; Batı'da Fransa ve İtalya ile çeşitli antlaşmalar imzalamış; Balkan devletleri, İslam ülkeleri ve boyunduruk altındaki sömürgelerle ilişki kurmuş; ülkenin maddi ve manevi tüm gücünü, ulusal amaca yöneltmişti. Bu amaca barış yoluyla ulaşmayı ve ülkeyi korkunç bir savaşın felaketlerinden kurtarmayı, Türk önderleri pek doğal olarak yeğ tutuyorlardı; ama yurt içindeki düşmanların ses çıkarmadan çekilip gitmelerini beklemek safdillik olurdu. Nitekim Mustafa Kemal, düşmanların Anadolu'yu kavgasız gürültüsüz bırakmıyacaklarına inanıyordu. Bununla birlikte, bu inancını kanıtlamak, itilaf devlet adamlarının içyüzlerini açıklamak, Türk tezini Batı'ya duyurmak ve o tarihlerde Yunanistan'a destek kazandırmak amacıyla Avrupa'da dolaşıp duran Yunan Başbakanı Dimitrios Gunaris başkanlığındaki kurulun ilişkilerini etkisiz bırakmak amacıyla, Avrupa'ya bir kurul göndermek için Bakanlar Kurulunda bir karar aldırıyordu.
MEHMED FUAD KÖPRÜLÜ, Kıyâmu'd-Devleti'l-Osmâniyye, Türkçe'den Arapça'ya çeviren: Ahmed es-Sa'id Süleyman, Vezâretu's Sakâfe Daru'l-Kâtibi'l-Arabi Yayınevi, Kâhire, 196 [Kitap Tanıtımı]
Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 154 · Sayfa: 347-350
Özet
Tam Metin
Türkler ile Araplar'ın tarih sahnesindeki münâsebetleri, İslam Dini'nin ortaya çıkışından sonra başlamış ve zamanımıza kadar kesif şekilde devam etmiştir. Bugün de Türkler ile Arap Devletleri arasında siyasi, iktisadi ve kültürel münâsebetler geliştirilmek istenmektedir. Ancak, bu münâsebetler geliştirilirken, Osmanlı İmparatorluğu'nda Yavuz Sultan Selim ile gerçekleştirilen Arap alemi üzerindeki siyasi ve askeri hakimiyet, bazı Arap aydınlarınca Türkler aleyhine kullanılmakta, Araplar'ın sömürüldükleri ve geri bırakıldıkları iddia edilmektedir. Bu hususta Müsteşrıklar'ın taraf tutan araştırmalarının Arap Alemi üzerindeki te'siri gayet açık olarak görülmektedir; mesela, İstanbul'un fethi gibi, Müslümanlar adına öğünülecek tarihi bir vak'ayı, Araplar'ın aleyhine herhangibir şey getirmediği halde, Müsteşrıklar'ın görüş tarzına uygun olarak, Türkler'in barbarlığı şeklinde değerlendiren çağdaş Arap yazarlarına rastlanmaktadır. Asırlardır hakimiyetimiz altında yaşayan Araplar'ın, bu şekildeki değerlendirmelere, psikolojik olarak hazırlıklı bulunmalarının tabii olacağı söylenebilir. Ancak, Arap aydınlarının, milli tarihimize ait kaynak ve araştırmaları okuyup değerlendirme imkanlarına sâhip olmadıkları da bir gerçektir. Tarihimize âit bazı kaynakların ve araştırmaların, asırlardır aynı idare altında yaşadığımız Araplar'ın istifâdelerine sunulması şeklinde bir kültür politikasından yoksun bulunduğumuzu i'tiraf etmek gerekiyor.
HASAN ALİ YÜCEL, Kültür Üzerine Düşünceler, Ankara 1974, 238 S. Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları : 142. Edebiyat Dizisi 35. [Kitap Tanıtımı]
Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 154 · Sayfa: 351-356
Özet
Tam Metin
Türk Milli Eğitiminin temel taşlarından biri olan merhum Hasan-Ali Yücel'in yukarda adı yazılı kitabı, kuruluşu sırasında başında bulunduğu İş Bankası Kültür Yayınları arasında Türk kütüphanelerine kazandırıldı. Eser yazanın ölümünden sonra düzenlendiği halde kimin tarafından basıma hazırlandığına dair bir kayıt bulunmamaktadır. Halbuki bir yazarın ölümünden sonra geride bıraktığı basılmamış bir eserinin düzenlenmesi, matbaaya gitmesi ve kitap haline gelmesi zarfındaki geçen bütün süreye kimin emek verdiğine dair kayıt müellif ismi ile beraber verilmelidir. Böyle bir alışkanlığın bizde henüz bulunmadığı anlaşılıyor. Kitap, HAY'in "Cumhuriyet" gazetesi sütunlarında kalan makalelerinin derlemesidir. Gazete isminin saklanmasına çalışıldığına dair bir kanaat uyanıyor. Bu gazete Türk fikir hayatında mündericatı ile okuyanları tatmin etmiş ve kendisine alışanların asla vazgeçemiyeceği bir gazete ünvanını senelerdir kaptırmamıştır. Fikir ve kültür yazılarına da sık sık yer veren Cumhuriyet gazetesinin 50. yayın yılını kutlarken fikir olgunluğuna yakışmayan bir seçmeyi yayınladığını üzüntü ile gördük. Çoğu bu gazete sütunlarında kalmağa mahkûm olan yazıların hiç değilse bir bibliografya düzeni içersinde ister yazar adına ister konu adına göre bir düzenleme yapılmasını beklerdik.
Bir Hocanın Ölümü
Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 154 · Sayfa: 315-318 · DOI: 10.37879/belleten.1975.154-315
Özet
Tam Metin
Bir takım insanlar vardır. Sabahları erkenden kalkarlar. Çantalarım alırlar. Dolmuş ya da otobüs kuyruğunda beklerler. İtiş, kakış, içi gençlerle dolu bir takım binalara varırlar. Merdivenler çıkarlar, gözlüklerini takarlar, notlarını, kitaplarını kürsüye yayarlar. Anlatmaya başlarlar. Anlattıkça, gözleri parlar, yüzlerini tatlı bir pembelik kaplar. Genellikle dalgındırlar. Tatlı düşleri görür gibi, mutlu bir halleri vardır. Yine çoklukla, paraya, çıkara, günlük yaşamın kaşkarikolarına karşı ilgisizdirler. Bu konularda bilgisizdirler. Tek mutlulukları, insan yetiştiriyoruz, sanısında olmalarıdır. Bu hülya ile ev ile okul, okul ile kütüphane arasında mekik dokur dururlar. Bunlara hoca denir. Zenginlerin, fakirlerin, sivillerin, askerlerin, memurların, vurguncuların, hasılı ülkenin her çeşit insanlarının çocuklarını okutmakla yükümlüdürler. Alçak yürekli olduklarından, bu işi pir aşkına yaptıklarından, toplum onları hiç değilse, plâtonik olarak onurlamak gereksinmesini duyar. Hocaların eli öpülür, sırtı okşanır. Konuşma sırasında kendilerine "Hocam" diye hitap edilir. Onlar da bu kadarcık poh pohdan sevinirler, duygulanırlar.