4056 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Türk Tarih Kurumu
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

İsmet İnönü'nün 1. Ölüm Yıldönümü

Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 153 · Sayfa: 1 · DOI: 10.37879/belleten.1975.153-1
Tam Metin
Kurtuluş savaşının büyük kahramanı, Atatürk'ün en yakın çalışma arkadaşı, Lozan Barışının yaratıcısı, ünlü devlet adamı İsmet İnönü'nün 1. ölüm yıldönümü dolayısiyle Türk Tarih Kurumu, 25 Aralık 1974 Çarşamba günü saat 17'de Kurum konferans salonunda bir anma töreni düzenledi. Başbakan Sayın Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak, Sayın Mevhibe İnönü ve ailesi, seçkin devlet ve siyaset adamlariyle büyük bir aydın ve halk topluluğu bu törene katıldı. Sayın Cumhurbaşkanı Fahri S. Korutürk Kurum Başkanlığına şu yazıyı gönderdiler: 25 Aralık 1975 Sayın Ord. Prof. Enver Ziya Karal Türk Tarih Kurumu Başkanı - Ankara Türk devlet adamları içinde tarihi kişiliği ile mümtaz bir yer işgal eden Sayın İsmet İnönü'nün birinci ölüm yıldönümü münasebetiyle, Türk Tarih Kurumu tarafından bir anma töreni düzenlenmiş olmasını, takdirle karşıladım. Devletimizin kuruluşunda ve yönetiminde, uzun yıllar şükrana değer hizmetler ifa etmiş olan Sayın İnönü'nün aziz hâtırasını ve saygı değer kişiliğini, bütün cepheleriyle anıyor ve toplantımızda, tarihin ender yetiştirdiği bu büyük devlet adamının özelliklerini belirtme gayreti içinde olan şahsiyetlerin memleketsever duygularına katılıyorum.

Başbakan Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak'ın Konuşması

Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 153 · Sayfa: 2-10 · DOI: 10.37879/belleten.1975.153-2
Tam Metin
Sayın Bayan İnönü, Değerli Konuklarımız, İnönü öleli bir yıl olmuş. Bugün İnönü şüphe yok ki hayatta olduğundan daha büyüktür ve memleketi gözetlemektedir. İnönü konusunda objektif olmanın genellikle ve benim şahsım bakımından bazı zorlukları olduğunu itiraf ederim. İnönü, memlekete yaptığı ve rakamlarla ifadesi bence mümkün olmayan hizmetleri yanında ve belki de bu hizmetlerden ötürü dünya tarihinde en çok polemiğe maruz kalmış bulunan ve en çok yıldırımları üstüne çekmiş olan kişilerden biri idi. Bir de benim özel durumum var: Benim için İnönü, sadece bir seçkin ve büyük Türk değil, sadece bir Türk kahramanı değil, aynı zamanda benim yetiştiricimdir. Bununla beraber insan için mümkün olan ölçüde objektif olmaya çalışıyorum; çünkü, gelecek kuşaklar bu müstesna Türk'ü ne derece iyi anlarlarsa memleket için o derece faydalı olur ve gelecek kuşaklar için o derece ilginç ve öğretici olur.

Prof. Dr. Afet İnan'ın Konuşması

Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 153 · Sayfa: 11-16 · DOI: 10.37879/belleten.1975.153-11
Tam Metin
Sayın Başbakan, Sayın Mevhibe İnönü, Sayın Misafirlerimiz. Sayın Başbakandan İsmet İnönü için yeni devrelerin anılarını dinledik. Ben müsaade ederseniz biraz daha eskiye giderek tanık olduğum olaylardan söz edeceğim. Evet i938'den sonra da İsmet İnönü ile ailece görüşmelerimiz devam etmiş ve kendisinden izlediğim ve not ettiğim yazılarım olmuştur. Bu anma toplantımızda Başbakan konuştukları zaman şu geldi hatırıma. İkinci Cihan Savaşı yıllarında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü yabancı devlet adamlariyle bir görüşmeden gelmişti, epey heyecanlı idi. "Anamdan emdiğim süt burnumdan geldi denirse işte budur" diyordu. Hakikaten o sıralar çok kritik devrelerdi. Genel siyasi durum ve o toplantıda konuştuklarını uzun uzun anlatmıştı bize. Bir tarihçi olarak bunları dinlemek benim için çok ilgi çekici idi.

Ord. Prof. Enver Ziya Karal'ın Konuşması

Belleten · 1975, Cilt 39, Sayı 153 · Sayfa: 17-24 · DOI: 10.37879/belleten.1975.153-17
Tam Metin
Sayın Başbakan, Sayın Mevhibe İnönü, Sayın Davetliler, Sayın Başbakanla, Sayın Afet İnan gibi bendeniz de hatıralar anlatmak isterdim. Ama ne yazık ki, kendileri kadar İnönü'yle temas etmiş değilim. Birtakım anılarım yok değil, var; fakat söylenecek kadar önemli görmediğim için onları tekrarlamıyacağım; başka yönden İnönü hakkında, şu anda, toparlayabildiğim bilgilerle onu anmağa çalışacağım. Bir Fransız düşünürü, "zaman kendiliğinden ne iyidir, ne kötüdür" diye bir söz söylemiştir. Gerçekten de böyledir. Zamanı değerlendiren insandır. İnsanın hayatında yaptıklarıdır. Kendi çıkarları üstüne yükselip yurt için, millet için ve hatta bunlar da yetmez, insanlık için yaptıklarıdır.

Nerik Şehrinin Yeri Hakkında

Belleten · 1974, Cilt 38, Sayı 152 · Sayfa: 563-572 · DOI: 10.37879/belleten.1974.152-563
Tam Metin
1972 yılının Ağustos ve Eylül aylarında, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Eski Önasya Dilleri ve Kültürleri Bölümü Başkanı Profesör Dr. U. Bahadır Alkım'ın idaresinde Türk Tarih Kurumu, Milli Eğitim Bakanlığı ve İstanbul Üniversitesi adına, Orta Karadeniz ve özellikle Bafra-Alaçam arasında yapılan arkeolojik yüzey araştırması sırasında, bu bölgenin batı ve güneyinde kalan kesimlerde de bir ön-araştırmaya gidilmesi kararlaştırıldı. Bunun amacı, ilerde yapılacak etraflı bir çalışmaya temel teşkil etmek üzere, bölgenin topografik yapısı ile eski çağlardaki iskânı hakkında genel bir bilgi edinmekti. Araştırma iki evrede gerçekleştirildi: 1) Samsun - Havza - Vezirköprü - Durağan arası ilk, 2) Durağan - Kargı - Osmancık - Gümüşhacıköy - Merzifon arası ise ikinci araştırma evresi kapsamına alındı. Yazımızın konusunu, bu ikinci evrenin sonuçları teşkil etmektedir. Gerek Samsun-Bafra ve Bafra-Alaçam arasında iki sezondan beri sürdürülmekte olan esas araştırma, gerek adı geçen ön-araştırmanın ilk kısmına ait buluntu ve sonuçlar Profesör Alkım tarafından ayrıca yayınlanacaktır. Ancak, şu kadarını belirtmemiz gerekmektedir ki, şimdiye kadar varlığı bilinen höyük, düz yerleşme ya da diğer kültürel faaliyet locus'larının sayısı, bu araştırmayla üç misli artmıştır. Toplanan yüzey malzemesinin henüz devam etmekte olan analizinin, pre-Hitit ve Hitit devirlerindeki Anadolu'da, sahil kültürüyle merkezi kültür arasındaki ilişkilerin aydınlatılmasına geniş ölçüde katkıda bulunacağını ümid etmekteyiz.

Early Ottoman Monuments in Bulgarian Thrace

Belleten · 1974, Cilt 38, Sayı 152 · Sayfa: 635-656 · DOI: 10.37879/belleten.1974.152-635
Tam Metin
The five centuries, in which the Bulgarian lands were included within the frontiers of the Ottoman empire, left deep traces behind, some of which are stili visible today. Among these is the architectural heritage which has been tremendously rich. The vicessitudes of the extremely agitated history of the past hundred years caused the majority of the Ottoman monuments to disappear, but the number of those preserved is still considerable, and among them are works of the greatest quality which shed ample light on some important phases of the development of this architecture. Our knowledge of the Ottoman Turkish monuments of architecture in the Bulgarian lands is far from complete, partly due to the relatively late date in which Bulgarian science began to realise their value, partly of the difficulty to Western and Turkish scholars to travel the land extensively. A general work covering al! existing Ottoman-Turkish monuments in Bulgaria does not exist as yet and will take much pain-staking labour to produce. In this modest contribution we do not endeavour to give a full list of existing buildings nor wish to mentional all literature in Bulgarian, in Turkish or in other languages concerning these monuments but merely pick out a few important works of Early-Ottoman art which have remained largely unknown and unstudied until now.

Tahsin Öz Bibliyografyası

Belleten · 1974, Cilt 38, Sayı 152 · Sayfa: 733-750
Tam Metin
Türk medeniyet tarihine dair çalışmalara muhtelif kitap ve makaleleri ile katkıda bulunmuş olan T. Öz beyin ardından kısa bir deneme yapmak arzusuna vefat haberini gazetede okuduktan sonra karar verdim. Yazılarını seneler evvel henüz bir ortaokul öğrencisi iken "Resimli Tarih Mecmuası", "Aylık Ansiklopedi" ve "Yeni İstanbul" gazetesi sütunlarında okuduğum ve sonra da İstanbul Câmileri hakkındaki araştırmalarını edindiğim rahmetlinin saptadığım kitaplarından sonra makalelerini de kısa bir zaman zarfında derleyeceğimi ümit etmiştim. Elimdeki dağınık notları bir araya getirip çalışmalarımı ilerlettikçe fişlerim bir hayli çoğaldı. Türkiye Bibliyografyası ile Türkiye Makaleler Bibliyografyası bu çalışmamda bana pek yararlı olmadı. Hazırladığım ilk listede 173 adet künye saptadıktan sonra derlemeyi bitirdiğimi zannedip beni bu çalışmaya başından beri teşvik eden sayın Uluğ İğdemir beye teslim ettim. Ancak bu sırada T. Öz'ün faaliyetine dair daha yetkiyle çalışmasını sürdüren Prof. Semavi Eyice vaktiyle kendisinden aldığı listeyi çalışmalarımı tamamlamak üzere bana verdi ve bu liste dışında saptadığı daha başka yayınlardan da beni haberdar etti. Böylece daha başka süreli yayınların da kontrol edilmesi gerektiğine şahit oldum. Çalışmanın uzamasından yılmadım ve yapılması muhtemel atlamalardan ve yanlışlardan azami derecede sakınmağa dikkat ettim. Sonunda da Prof. S. Eyice listesi ile benimkinin bir araya getirilmesi ile tamama yakın bir liste elde edilmiş oldu. Beni böyle bir araştırmaya yönelten ve her türlü teşviki esirgemeyen sayın İğdemir ile sayın Eyice'ye teşekkürü kaçınılmaz bir borç bilirim.