4090 sonuç bulundu
Yayınlayan Kurumlar
- Türk Tarih Kurumu 4090
Yazarlar
- Salâhi R. Sonyel 45
- TAHSİN ÖZGÜÇ 43
- ARİF MÜFİD MANSEL 42
- SEMAVİ EYİCE 40
- Mahmut H. Şakiroğlu 38
- İ. HAKKI UZUNÇARŞILI 37
- U. BAHADIR ALKIM 36
- İlber Ortaylı 32
- AYDIN SAYILI 31
- Mücteba İlgürel 31
Anahtar Kelimeler
- Tarih 338
- Osmanlı 273
- Osmanlı İmparatorluğu 175
- Türkiye 149
- Osmanlı Devleti 143
- Türkler 138
- Anadolu 132
- Ottoman Empire 118
- Mustafa Kemal Atatürk 103
- Ottoman 100
On the Location and Territorium of Hygassos
Höyük · 2014, Sayı 7 · Sayfa: 33-42 · DOI: 10.37879/hoyuk.2014.07
Özet
Tam Metin
The modern Bozburun Peninsula, which was acknowledged as the Carian Chersonesos during the Classical period, fell into the influential sphere of Rhodes beginning with the early Hellenistic period and that the deme type settlements, the so-called villages/equivalents in the Peninsula, were politically subjected to the three main poleis of the Island, however specifically for the interests based on the economy model. Apart from the discussions about the relational status of the demes with these poleis, a problem of priority yet unsolved pertains to some of those whose locations have not been determined thoroughly. In this paper, the deme of Hygassos, whose territorium is deemed to have corresponded to the boundaries of Selimiye Village, is questioned. It is, at the same time, conceived that the deme center could have been situated at Asarcık Tepe lying in the vicinity of Kızılköy- a quarter of Selimiye while the relationship of a number of sites (comparatively distant to the core) with Selimiye known as ancient Losta is interrogated.
Karadeniz Bölgesi Tümülüs Geleneğine Bir Örnek: Sivritepe Tümülüsü (Giresun-Alucra)
Höyük · 2014, Sayı 7 · Sayfa: 1-8 · DOI: 10.37879/hoyuk.2014.05
Özet
Tam Metin
Karadeniz Bölgesi bugün olduğu gibi Eskiçağda da önemli bir geçiş noktası özelliğini taşımaktaydı. Bu çalışmamızda bölgenin Tümülüs kültürünün gelişim aşamalarını ve örnek bir tümülüs olarak da Alucra-Sivritepe Tümülüsü'nü çalışmayı uygun gördük. Ayrıca çevre bölgelerle olan ilişkiler ya da farklılıklar ile ilgili bir değerlendirme yapmaya çalıştık. Bu çalışmamızla ilgili en önemli bilgileri Sivritepe Tümülüsü arkeolojik kazısı sırasında açığa çıkarılan yapım teknikleri oluşturmaktadır.
CİZRELİZÂDE RÂİF EFENDİ’NİN KÜRT-ERMENİ OLAYLARI HAKKINDA SADÂRETE İLETTİĞİ LÂYİHA
Belgeler · 2014, Cilt XXXV, Sayı 39 · Sayfa: 167-186
Özet
Tam Metin
Millet-i sadıka olarak nitelendirilen Ermeniler, uzun yıllar boyunca Osmanlı Devleti hâkimiyet sahasında huzur içerisinde hayatlarını devam ettirmişlerdir. 19. yüzyılın sonlarından itibaren ise başta Rusya ve İngiltere’nin teşviki ve girişimleri ile “vilâyât-ı sitte” olarak bilinen Erzurum, Van, Elazığ, Diyarbakır, Sivas ve Bitlis vilayetlerinde bir Ermeni devletinin teşkili için çeşitli faaliyetlerin olduğu görülmektedir. Bu doğrultuda Ermeniler, pek çok alanda propaganda faaliyetlerine girişmişlerdir. 1908 senesinde gerçekleştirilen genel seçimlerde İstanbul mebusu olarak Meclis-i Mebûsâna giren Avukat Kirkor (Krikor) Zohrap da propaganda faaliyetlerinde bulunanlar arasındadır. Doğu vilayetlerinde Ermeni vatandaşlara çeşitli baskı ve zulümler yapıldığına dair iddialar onun girişimleri ile Meclis-i Mebûsâna taşınmıştır. Söz konusu şikâyetler üzerine Devlet, bölgeye müfettişler göndererek malumat alma yoluna gitmiştir. Bunun yanında bölgenin ileri gelenlerinin de bu asılsız Ermeni iddialarına karşı layihalar kaleme aldığı görülmektedir. Mülkiye Kaymakamlığımdan emekli olan Cizrelizâde Raif Efendi de bunlardan biridir. Bu çalışmada Cizrelizâde Raif Efendi’nin Ermeni iddialarına karşı Sadâret makamına ilettiği lâyiha ele alınmıştır.
Banaz Kazasına Ait 1870 Tarihli Öşür İltizam Defteri Hakkında Bir Değerlendirme
Belgeler · 2014, Cilt XXXV, Sayı 39 · Sayfa: 145-166
Özet
Tam Metin
Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan itibaren alınan vergileri şer’î ve örfi olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür. Şer’î vergilerin başında haraç, cizye ve öşür gelmektedir. Öşür, toprak mahsullerinden alınan verginin adı olup kelime itibariyle onda bir anlamına gelmektedir. İslamiyet’in ilk yıllarından itibaren bütün İslam devletleri tarafından alınan öşür vergisi, Osmanlı Devleti tarafından da alınmıştır. Tanzimat Fermanının ilanından sonra öşür vergisinin tahsili ile ilgili pek çok yöntem denenmiş, zaman zaman iltizam yoluyla tahsil edilmiştir.
Bu çalışmaya esas teşkil eden defter, Uşak’a bağlı Banaz kazasına ait öşür iltizam defteridir. Aile arşivinden temin edilmiş olan Defter, Banaz Kazasına ait 1870 yılı öşür vergisini toplayanlardan biri olan Abdülbaki Efendi tarafından tutulmuştur. Defterdeki bilgilerden, Banaz Kazasına ait 1870 yılı öşür vergisinin 544.000 kuruş bedelle, Kütahya’da yaşayan Şeyh zade Rıza Efendiye verildiği anlaşılmaktadır.
Çalışmada, Defterdeki kayıtlardan yola çıkarak iltizam sisteminin nasıl işlediği, hangi ürün- lerden ne kadar öşür alındığı, hangi ürünlerin öşrünün nakdî, hangi ürünlerin öşrünün aynî olarak tahsil edildiği, tahsilatın kimler tarafından nasıl yapıldığı ve öşür vergisi tahakkuk ettirilen ürünle- rin cins ve miktarları ile köylere göre dağılımı hakkında bilgiler verilmeye çalışılacaktır.
Şehabettin Paşa'nın Filibe'deki Vakfına Ait Kaynaklar: Muhasebe Defterleri
Belgeler · 2014, Cilt XXXV, Sayı 39 · Sayfa: 1-144
Özet
Şehabeddin Paşa Vakfı Filibe’de kurulu, kırsal ve kentsel gelirlerinin çeşitliliği ile güçlü bir bütçeye sahip, Balkanlar’daki büyük vakıların birisidir. Vakfın hem Filibe’de hem de Filibe dışındaki kazalarda köyleri ve dükkanlar, hamamlar ve bedesten gibi kentsel mülkleri vardır. Yaygın vakıf binaları ile Filibe’ye ve diğer bazı kazalara da hayır hizmetleri götürmekte ve istihdam sağlamaktadır. Muhasebe defterleri Şehabeddin Paşa Vakfı’nın akārât-ı mevkūfe ve müessesât-ı hayriyesi ile büyük vakıların nasıl geniş bir bölgede iktisadî ve sosyal hayata nüfuz ettiğini göstermektedir. Bu vakfın muhasebe defterlerinin neşrinin sadece vakıf çalışmalarına değil Osmanlı tarihinin pek çok çalışma alanına katkıda bulunacağına inanarak bir seri muhasebe defterini neşretmeyi uygun bulduk.
Mebusan-ı Kiramın Terceme-i Hal ve Sergüzeştleri: Meşrutiyet Devrinden Unutulmuş Bir Biyografi Risalesi
Belleten · 2013, Cilt 77, Sayı 280 · Sayfa: 955-982
Özet
Bu çalışma; İbnü'r-Raci Nuri tarafından yayına hazırlanan ve ilgili literatürün ilgisine mazhar olmayan Mebusan-ı Kiramın Tercüme-i Hal ve Sergüzeştleri başlıklı eserin (1908) Latin harfleri ile neşri ve metne yazılmış bir giriş bölümünden oluşmaktadır. II. Meşrutiyet devrinin ilk mebuslarının hayat hikayelerini siyaset merkezli olarak vermeyi amaçlayan bu metnin eldeki nüshasında 8 mebusun hayatı yer almaktadır. Makalenin giriş bölümünde ise bu çalışma vesilesiyle biyografi çalışmalarının Osmanlı/Cumhuriyet siyaset geleneğini anlama ve anlamlandırmada önemli bir araç olduğu tezi bu ve diğer örnekler üzerinden savunulmuştur.
WAR AND DIPLOMACY: THE RUSSO-TURKISH WAR OF 1877-1878 AND THE TREATY OF BERLIN, M. Hakan Yavuz with Peter Sluglett (ed.), The University of Utah Press, Salt Lake City, 2011 [Kitap Tanıtımı]
Belleten · 2013, Cilt 77, Sayı 280 · Sayfa: 1135-1138
Özet
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde girdiği yıkıcı savaşları anlamadan imparatorluğun çözülme sürecini ve en nihayetinde günümüz Türkiye'sinin nasıl şekillendiğini anlamak imkansızdır. 93 Harbi, Balkan Savaşları ve Cihan Harbi herhalde Balkanlar, Anadolu ve Kafkas halklarının kimlik oluşumu sürecinde rol oynamış en mühim üç savaştır. Bu açıdan bakınca, hadiseleri harp tarihi sınırları çerçevesine hapsetmek mümkün olmamaktadır. Ele aldığımız deneme 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'nın geniş çaplı sonuçlarını masaya yatırmak amacıyla Utah Üniversitesi'nde düzenlenmiş bir konferansın sonucudur. Gelgelelim konferans tebliğ metni sınırlarını bir hayli aşan inceleme makalelerinden oluşan bir derleme ile karşı karşıyayız. İngilizce dilli derleme diplomatik, sosyal ve jeopolitik yaklaşımlar sunan ve her halükarda uzun vadeli sonuçlara odaklanan makalelerden oluşmaktadır. Giriş ve sonuç bölümüyle toplam 20 makale ve 20 akademisyenin katkısıyla hazırlanan bu derleme, dört ana bölümden oluşmaktadır: "Avrupa Diplomasisi ve Osmanlı `ötekisinin' Dışlanışı", "Balkan Devlet Sistemi'nin Ortaya Çıkışı", Doğu Anadolu'da Sonun Başlangıcı: Ermeni Katliamları", "Balkanlar'da ve Kafkasya'da Etnik-Dini Temizlik ve Nüfus Nakilleri." Kitap, Balkanlar ve Kafkasya'nın siyasi sınırlarını ve nüfus dağılımını gösteren 11 harita ve 9 tablo içermektedir. Ayrıca, makalelerde kullanılan Osmanlıca terminolojiyi muhtevi bir lügatçe, detaylı bir dizin ile toplu bir kaynakçanın eklenmesi kitabın kullanılabilirliğini artırmaktadır.
IX-XII. Yüzyıllarda Fergana'da Yerleşmiş Türk Boyları
Belleten · 2013, Cilt 77, Sayı 280 · Sayfa: 833-848 · DOI: 10.37879/belleten.2013.833
Özet
Tam Metin
Fergana Vadisinde çok eski zamanlardan beri çeşitli ırklara mensup birçok kavmin yaşadığı bilinmektedir. Araştırmalardan Fergana bölgesinde yaşayan etnik grupların arasında Türk unsurunun daha Usunlar devrinden itibaren etnik kimliğini koruyarak gittikçe daha geniş topraklara yayıldığı anlaşılmaktadır. Bu etnik süreç IX-XII. yüzyıllarda, özellikle Karahanlılar döneminde daha yoğun bir şekle gelerek bölgenin Türkleşmesi ve Türk dilinin galebe çalmasıyla sonuçlanmıştır. IX-XII. yüzyıllardaki Fergana Vadisinin etnik durumuna gelince vakıa şu ki, bölge ahalisinin bir kısmı Fars kökenli etnik gruplardan meydana gelmiştir. Fakat bu etnik gruplar da saf İranlılar olmayıp çoğu, uzun tarihi dönem içerisinde birbirini takip ederek bu topraklarda meydana gelen Türk hakimiyetleri dönemlerinde yerleşmiş ve sonralan İslamiyeti kabul etmiş olan şehirli ve köylü yerleşik Müslüman Türklerden oluşmaktaydı. Öte yandan bu eski tarım bölgesi, etrafında bulunan Alay, Türkistan, Çatkal vs. sıradağlarının eteklerinde yaşayan yan göçebe-yan yerleşik Türk boylarıyla çevrili olup, bu yarı göçebe Türk boyları ile yerleşik ahali arasında asırlar boyunca devam edip gelen sıkı kültürel ilişkiler mevcuttu. Elde ettiğimiz bilgilerden anlaşılan şu ki, bu bölgedeki Karluk, Kırgız, Yimek, Ezgiş, Yabaku, Yağma, Çigil, İlak gibi Türk boyları diğer Fars kökenli etnik gruplar ile birlikte Fergana ahalisinin etnik terkibini oluşturmuşlardır. Fakat Fergana'daki siyasi hakimiyet, etnik ve kültürel üstünlük Karluklar'ın elinde bulunmaktaydı. Görüldüğü gibi Maveraünnehr'in her tarafında, özellikle bölgenin doğu kısmını oluşturan Fergana, Şaş, İlak ve Usruşana'da Türkler İran menşeli kavimler ile karışık durumda ama çoğunlukta idi. Bu durum doğal olarak bölgenin Kara Hanlılar tarafından fethini daha da kolaylaştırmış ve dil, kültür itibariyle tamamen Türkleşmesini sağlamıştır.
XIII.-XIV. Yüzyıl Bizans ve İslam Kaynaklara Göre Kuzeybatı Anadolu Yol Ağları
Belleten · 2013, Cilt 77, Sayı 280 · Sayfa: 849-874 · DOI: 10.37879/belleten.2013.849
Özet
Tam Metin
Medeniyet, genel anlamda insanın çevresiyle olan münasebetleri etrafında şekillenmekle beraber, coğrafyanın etkisi konar-göçer toplumlarda daha belirgin şekillerde ortaya çıkmaktadır. Bu etki tarihi süreçte, en azından genel eğilimler bakımından değişik sosyo-ekonomik, kültürel, siyasi alanlarda süreklilik ve bağlantılar oluşturmuştur. Bu bakımdan Ortaçağda yolların siyasi, iktisadi, askeri, kültürel ve tarihi rolleri olduğu bilinmektedir. Bu makalede, Kuzeybatı Anadolu Bölgesi'nin tarihi süreç içerisinde coğrafi faktörlerin temel belirleyici olduğunu kanıtlamaktan daha ziyade, bölgede yaşayan toplumun doğal çevresi bilinmeden, bölgenin tarihinin anlaşılamayacağı, ortamın tarihi gelişimde önemli etkenlerden biri olduğunu Kuzeybatı Anadolu coğrafyası özelinde göstermeye ve XIII-XIV. yüzyıllarda Kuzeybatı Anadolu'da ticari ve askeri amaçlarla hangi yolların kullanıldığı dönemin kaynaklarının el verdiği ölçüde ortaya konmaya çalışılacaktır.
Urartu Dininde Kurban Kavramı ve Kurban Uygulamaları
Belleten · 2013, Cilt 77, Sayı 280 · Sayfa: 801-832 · DOI: 10.37879/belleten.2013.801
Özet
Tam Metin
Bu makalede, Urartu kültüründe hangi tür faaliyetler için kurban kesildiği, kurban hayvanlarının türleri veya kurbanda uygulanması gereken normlar ile ilgili arkeolojik ve yazılıverileri değerlendirilerek kurban düşüncesinin Urartu dini içindeki konumu ve hangi uygulamalarda kullandığı konulan aydınlatılması hedeflenmiştir. Özellikle yazılı belgeler kurban olgusunun Urartu kültüründe önemli bir yeri olduğunu göstermiştir. Aslında bu kavrambirçok kültürde benzerdir ve bazı uygulamalarda Urartu'nun da bazı benzerlikleri paylaştığı anlaşılmaktadır. Çalışmada aynca Urartu'daki kurban uygulamaları hakkındaki sorulara yeni bakış açılan getirilmeye çalışılmıştır.