4090 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Türk Tarih Kurumu
Dergiler
Yayınlayan Kurumlar
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

Smintheion Roma Hamamı Isıtma Sistemi

Höyük · 2013, Sayı 6 · Sayfa: 7-26 · DOI: 10.37879/hoyuk.2013.11
Tam Metin
Makalede Roma hamamlarının ana mekanları olan sıcaklık (caldarium) ve ılıklık (tepidarium) bölümlerinde kullanılan tabandan ve duvardan ısıtma sistemlerinin Smintheion Roma hamamında uygulanışı ve farklılıkları ele alınmaktadır. Kutsal alanlarda örneğine sık rastlanan hamamların Smintheion'da da yıkılan hamamın yeniden inşa edilerek ve onarılarak uzun süre kullanılması bir diğer önemli noktadır. Duvardan ısıtmada kullanılan ve erken tarihli olarak bilinen tegula mammata örneklerindeki farklılıklar ve tipler, hamamın tarihlendirilmesi açısından değerlendirilmiştir. 2008-2011 yılları arasında kazılan ve M.S. erken 1. yüzyıldan M.S. 4. yy'a kadar kullanılan Smintheion hamamının evreleri, hamamların kutsal alanlardaki sürekliliği açısından farklı bir örnek oluşturmaktadır.

A New Hieroglyphic Luwian Stele in Adana Museum

Höyük · 2013, Sayı 6 · Sayfa: 1-5 · DOI: 10.37879/hoyuk.2013.10
Tam Metin
A stele with a Luwian hieroglyphic inscription was received to Adana Museum on 28 May 2012. A relief figure of the Storm-God (Tarhunza) is represented on the obverse side of this stele, and a hieroglyphic inscription is inscribed on the reverse. The Storm-God is described with the divine epithet "MA(S)AHUNALI" in this inscription for the first time. The stele, which includes a protective curse, was dedicated to the MA(S)AHUNALI Storm-God on the front by Atika, a person who is attested for the first time in this inscription, and is the son of Kamani of Karkamış.

Mardin Müzesi'ndeki Figürlü Mezar Taşları

Höyük · 2013, Sayı 6 · Sayfa: 67-74 · DOI: 10.37879/hoyuk.2013.60
Tam Metin
Mardin Müzesi'nde sergilenen eserler içinde dikkat çeken bir grubu figürlü mezar taşları oluşturmaktadır. Envanter kayıtlarına göre Hasankeyf ve Cizre'den satın alma yoluyla elde edildiği anlaşılan şahide ve sandukaların kitabeleri bulunmamaktadır. Bu nedenle örneklerin kesin tarihlerini belirlemek güçtür. Ancak, mezar taşlarının üslupsal ve sanatsal özelliklerinden hareketle, yaklaşık dönemleri hakkında bazı yorumlarda bulunmak mümkün olmaktadır. Mezar taşlarında ölüm ve ölüm sonrası yaşam inancıyla ilişkili insan, at, kuş, geyik, oğlak, yılan, akrep, kertenkeleden meydana gelen yoğun figür repertuarının yanında; kılıç, kama, hançer, tüfek gibi silahlar ve bazı kullanım eşyalarına da yer verilmiştir. Savaş aletleri hakimiyet, yiğitlik, cesaret gibi kavramlarla ilişkilendirilmekte ve bu açıdan ölen kişinin kahraman kişiliğini vurgulama amacı taşımaktadır. Kullanım eşyalarının ise ölen kişinin uğraş alanlarıyla ilgili tasvirler olduğu kabul edilmektedir. Mezar taşlarının hangi din mensupları için yapıldığı konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak gerek bölgede tespit edilen yakın benzerlerinin İslam dönemine ait olması, gerekse yine aynı bölgede üretilen Hıristiyan mezar taşının üslupsal farklılığı, Mardin Müzesi'ndeki örneklerin İslami döneme ait olduğu ihtimalini güçlendirmektedir. Figürlü mezar taşlarını, bölgede son dönemlere kadar süregelen göçebe aşiretler ve onların yaşam biçimleriyle ilişkilendirerek anlamlandırmak olasıdır. Dolayısıyla bu tarz mezar taşları zamansal açıdan olduğu kadar yayılım alanı olarak da geniş sınırlar içinde değerlendirilebilecek, kökleri İslam öncesi kullanımlara kadar götürülebilen bir geleneğin izlerini taşımaktadır. Göçebe yaşam tarzına ilişkin referanslar taşıyan ve atlı çoban kültürünün söz konusu olduğu bir topluluğa ait gibi görünen mezar taşları inanç, kültür, yaşam tarzı gibi farklı bileşenlerin de devreye girmesiyle bazı değişimler geçirerek kullanılmaya devam etmiştir. Orta Asya, Anadolu ve Mezopotamya kültürlerinden yapılan alıntıların bir sentezi durumundaki Mardin Müzesi'ndeki figürlü mezar taşlarının yakın bölgede kitabeleriyle kesin olarak 18. 19. yüzyıla ait yakın benzerlerinin bulunuşu, bu mezar taşlarının da söz konusu tarihlere ait olabileceği konusundaki varsayımsal tarihlemeyi destekler niteliktedir.

Akdağmadeni Cam Yüzük Kaşı Mühür

Höyük · 2013, Sayı 6 · Sayfa: 59-65 · DOI: 10.37879/hoyuk.2013.13
Tam Metin
Yozgat İli Akdağmadeni ilçesi Umutluk kasabası yakınlarında bir kurtarma kazısında ele geçen toprak lahit içerisinde, bir adet camdan yapılmış kobalt mavisi renginde bir yüzük mühür bulunmuştur. Olasılıkla birinci binde yüzük mühür olarak kullanılmış söz konusu obje, Roma döneminde ikinci kez `amulet' olarak kullanılmıştır. Bu makalede, söz konusu eserin üzerindeki sahnenin yorumlanmasına ve üretim tarihinin saptanmasına çalışılmıştır. Eserin üzerinde herhangi bir yazı bulunmadığından dolayı üzerindeki figürler ve özellikle de üstteki kanatlı güneş kursunun tarzına bakılarak bir tarihleme yapılmaya çalışılmıştır. Roma Dönemi'ne ait bir mezarda ele geçen söz konusu bu cam yüzük kaşı mührün, elimizdeki bilgiler doğrultusunda 1. bine ait olma olasılığının oldukça yüksek olduğunu ve üzerindeki betimlemeler ve cam malzeme üzerine yapılmış olması ve benzeri mühürlerin Kıbrıs'ta ele geçmesi nedeniyle Fenike tipolojisinde, Kıbrıs yapımı bir mühür olduğunu düşünüyoruz.

The Power of Rumours in the Making of History: The Case of the Adana Incident of 1909 in the Ottoman Empire

Belleten · 2012, Cilt 76, Sayı 277 · Sayfa: 951-972
The Adana Incident of 1909 is one of the local events of the Armeno-Muslim relations during the final decades of the history of the Ottoman Empire. A good amount of works has been hitherto done by the historians of the Middle East about the communal conflict in Adana in April 1909. Historians have so far heavily focused on the political, economic and social dimensions and/or reasons of the conflict. In spite of the proliferation of writings, however, very few have touched upon the power of rumours in the escalation of violence between the two communities. Indeed, my work on the archival sources of the incident have produced enormous documentation which indicate that the rumours circulated around the city had played unquestionable role in building distrust between the peoples and led to the rise of numerous conspiracy theories. According to one rumour the Armenians were organizing themselves against the Muslims in order to separate from the Empire. Another rumour was that a group of Armenian rebels were about to attack Muslim villages around the city, which stirred up the fears of Muslims. There were also rumours circulating among the Muslim community that Armenians had dug up an underground tunnel in order to reach the weapons depot, which was to aid them in their quest for independence. One major rumour was that Armenians placed human faeces at the door of the Great Mosque. Indeed it was through such rumours that suspicions were piqued and people sought to acquire weapons as a means of protecting themselves. Thus when the killings began on April 14, 1909 in Adana, people attacked each other under the influence of the psychology built by such rumours. Therefore I am of the opinion that it is important to deal with rumour and its affinity to communal violence in history. In this paper an attempt will be made to analyse the role of rumours in the events that unfolded in Adana in April 1909.

İslam Hukuk Tarihini İbn Haldûn Üzerinden Okumak: İbn Haldûn'un Modern Dönem İslam Hukuk Tarihi Yazıcılığına Etkileri

Belleten · 2012, Cilt 76, Sayı 277 · Sayfa: 741-774
Bir Eş'âri ve Mâliki fakihi olan İbn Haldûn'un ekonomiden siyasete, sosyolojiden felsefeye, tarihten edebiyata birçok alandaki teorileri üzerinde çalışılmakla beraber, İslamî ilimler ve bunların tarihlerine dair görüşleri ne yazık ki çok az araştırmaya konu edilmiştir. Bu yazının amacı İbn Haldûn'un fıkıh tarihiyle ilgili görüşlerini verip bunun modern dönem fıkıh tarihi yazıcılığına etkilerini Müslüman akademi ile ve Oryantalist İslam hukuk tarihçiliği üzerinden incelemektir. İbn Haldûn'un Mukaddime'de fıkıh tarihiyle ilgili sunmuş olduğu çerçeve, Müslüman İslam hukuk tarihi yazarlarıyla Oryantalistlere kendi tezlerine meşruiyet kazandırmak için önemli imkânlar sunmuştur. Özellikle Batılı devletlerin İslam coğrafyasındaki sömürge politikaları sonucunda gün yüzüne çıkan modern problemlere çözüm bulma çabasında olan Müslüman bilginler, ictihâd vurgusunu yüksek bir şekilde seslendirdiler. Bu çerçevede fıkıh tarihini de bir ictihâd tarihi olarak görüp onu ictihâd ve taklîd ekseninde dönemlendirdiler. Bunu yaparken İbn Haldûn'un seleflerinden farklı bir perspektifle ortaya koyduğu fıkıh tarihi yaklaşımından yararlandılar. Batılı İslam hukuk tarihçileri de temel problemleri olan İslam hukukunun kökeni meselesini incelerken İbn Haldûn'dan çokça istifade etmişlerdir. Her iki taraf da kendi teorilerini meşrulaştırmak için İbn Haldûn'un görüşlerinden azami derecede istifade etmekle beraber onun tarihsel bağlamını göz ardı etmişlerdir.

Bosna Valisi Mehmed Vecihi Paşa'nın Muhakemesi

Belleten · 2012, Cilt 76, Sayı 277 · Sayfa: 849-878
Tanzimat'ın ilanıyla birlikte bir dizi yenilik yapıldı. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda hep Tanzimat'ın halk üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Bu çalışmada ise Tanzimat'tan en az halk kadar, belki de onlardan daha fazla etkilenen grup olan bürokratlar konu edilmiştir. Fermanın yayınlanmasından sonra onlarca bürokrat Tanzimat'ın icaplarını yerine getirmedikleri için cezalandırılmıştır. Tanzimat Fermanı'nın gereklerini yerine getirmeme kaygısı birçok memurun korkulu rüyası olmuştur. Hatta Tanzimat ilan edilirken Sadrazam olan Hüsrev Paşa'nın dahi aynı gerekçe ile Tekfurdağı'na sürgüne gönderilmesi tüm memurlar açık bir mesaj niteliği taşımıştır. Mevcut araştırmada yargılanan memurlardan biri olan Mehmed Vecihi Paşa'nın muhakeme süreci incelenmiştir. Makalede soruşturmanın başlaması, Paşa'ya isnat edilen suçlar, Paşa'nın savunması ve sonuçlan ayrıntıları ile incelenerek, muhakemenin bir Tanzimat bürokratı üzerindeki baskısı ve yargılamanın nasıl yapıldığı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Metinde de görüleceği gibi suçlanma kaygısı taşıyan Mehmed Vecihi Paşa kendini savunurken sık sık suçlamaların Tanzimat öncesine ait olduğunu ifade etmek zorunda kalmıştır. Suçlanma veya görevden el çektirme kaygısı taşıyan memurların çekingen davranmaları, kamu güvenliğini ciddi manada zaafa uğratmış, ülkenin her yanında devlete karşı isyanlar çıkmıştır. Çalışma bu haliyle Tanzimat-Bürokrasi ilişkisi gibi konulara dikkat çekmeyi hedeflemektedir.