4090 sonuç bulundu
Yayınlayan Kurumlar
- Türk Tarih Kurumu 4090
Yazarlar
- Salâhi R. Sonyel 45
- TAHSİN ÖZGÜÇ 43
- ARİF MÜFİD MANSEL 42
- SEMAVİ EYİCE 40
- Mahmut H. Şakiroğlu 38
- İ. HAKKI UZUNÇARŞILI 37
- U. BAHADIR ALKIM 36
- İlber Ortaylı 32
- AYDIN SAYILI 31
- Mücteba İlgürel 31
Anahtar Kelimeler
- Tarih 338
- Osmanlı 273
- Osmanlı İmparatorluğu 175
- Türkiye 149
- Osmanlı Devleti 143
- Türkler 138
- Anadolu 132
- Ottoman Empire 118
- Mustafa Kemal Atatürk 103
- Ottoman 100
The Dutch in the Levant: Trade and Travel in the Seventeenth Century
Belleten · 2011, Cilt 75, Sayı 273 · Sayfa: 373-386 · DOI: 10.37879/belleten.2011.373
Özet
Tam Metin
Although Dutch connections with the Levant, especially in terms of pilgrimages to the Holy Land, and also within the context of the Crusades, may go back to the Middle Ages and perhaps even before, it was from the late sixteenth century onwards that these connections took a dramatic turn and were fully developed. Despite the political, economic, administrative and military problems with Spain after the 1560s, historically termed as the Eighty Years War (1567-68 to 1647-48), the States General of the Dutch Republic prudently took courageous steps and put in place sober policies to establish diplomatic relations with the Ottornan Empire and become a major player in the so-called "riches trade" with the Levant. Indeed, the Republic and the Ottoman Empire were both enthusiastic about forging their cooperation for mutual interests, and, from 1612 onwards, when the first Dutch diplomatic mission was set up in lstanbul, the Dutch primacy in the Levant was consolidated. Dutch merchants were granted by the Ottoman government special privileges and exemptions (i.e. the "capitulations") and, thus, strongly competed with, and even outplayed, other European trade colonies, especially the English, in the Levant. Along with the development of Dutch trade with the Ottoman Empire, there also began Dutch travels to the region. Among the early Dutch travellers, especially Cornelis de Bruijn (1652-1727), who stayed in Izmir and Istanbul for nearly three years (1678-1681) is of particular interest.
Melchior Lorichs'in İstanbul Panoramasındaki Osmanlı Kimdir?
Belleten · 2011, Cilt 75, Sayı 273 · Sayfa: 361-372 · DOI: 10.37879/belleten.2011.361
Özet
Tam Metin
Melchior Lorichis'in 1559 tarihli "Byzantium sive Constantinopolis" başlıklı İstanbul panoraması, Leiden Üniversitesi Kütüphanesinde bulunmaktadır. İstanbul'un Osmanlı kenti oluşundan yaklaşık yüz yıl sonra, Sultan Süleyman ve Mimar Sinan'ın elinde Osmanlı kimliğini kazandığı halini yansıtan ilk görsel belgedir. Panoramanın sıklıkla sözü edilen bir özelliği de, ressamın kendisini, kent görüntüsünün önünde çalışırken, yanında diğer bir kişi ile birlikte resme eklemiş olmasıdır. Osmanlı giysileri içinde ressam'a yardım eden kişinin temsili bir figür olduğu varsayılmıştır. Bu makalede Osmanlı figürünün kimliği sorgulanacaktır. Resmin yapıldığı tarihi bağlamın göz önüne alınmasından başka, kompozisyonunun ve ayrıntıların çözümlenmesi ile elde edilen ip uçları, bu kişinin Mimar Sinan olduğunu ortaya koymaktadır.
İmar Meclisleri Raporlarının Kaynak Değeri Üzerine Bir Değerlendirme: Tekfurdağı Örneği
Belleten · 2011, Cilt 75, Sayı 273 · Sayfa: 471-502 · DOI: 10.37879/belleten.2011.471
Özet
Tam Metin
Bu çalışmada, nüfus, üretim ticari yaşam, eğitim ve sağlık gibi ekonomik sosyal hayatın temel alanlarıyla ilgili ayrıntılı veriler içeren İmar Meclisi Raporlarının tanıtılması hedeflenmiştir. Bu tanıtımın, ilk olarak 1845 yılı Osmanlı taşrasının ekonomik kapasitesinin ve gelişme potansiyelinin tespiti açısından ikincisi temettuat defterlerinin zengin kantitatif verilerinin anlamlandırılması açısından, ve üçüncü olarak da Tanzimat bürokratlarının değişen kalkınma anlayışının saptanması açısından önemli olduğu düşünülmektedir.
Afyonkarahisar Orta Tunç Çağ Yerleşmeleri
Belleten · 2011, Cilt 75, Sayı 273 · Sayfa: 311-336 · DOI: 10.37879/belleten.2011.311
Özet
Tam Metin
Afyonkarahisar'da W. Lamb tarafından 1935 yılından başlayarak iki dönem sürdürülen Kusura Höyüğü kazısı haricinde Orta Tunç Çağı ile ilgili bir yerleşim alanı henüz kazılmamıştır. Bu nedenle bu bölgede kısıtlı olan Orta Tunç Çağ yerleşmeleri hakkındaki bilgilerimize ışık tutması amacıyla 37 adet OTÇ yerleşimi üzerine yaptığımız değerlendirmeleri burada sunmaktayız.
1909 "Ayvalık Hadisesi"
Belleten · 2011, Cilt 75, Sayı 272 · Sayfa: 159-190
Özet
Tam Metin
Ayvalık, XVIII. yüzyılın ikinci yansında Midilli'den (Mytilene) gelen Rumlar tarafından kuruldu. Zeytinyağı ve sabun üretimi burada büyük bir gelişme gösterdi. 1821 Ayaklanmasında kasaba tahrip edildi. Fakat, kısa süre sonra kasaba yeniden toparlanma sürecine girdi. Kasabanın nüfusu, yöneticiler dışında, tamamen Rumlardan (Greeks) oluşuyordu. Kasabada zaman zaman huzursuzluklar çıkıyor, bunlar büyümeden önleniyordu. Ayvalık Rumlarını, Yunanistan (Greece) destekliyordu. İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra (The Young Turk Revolution), Ayvalık Rumları örgütlendi. Kasabada olaylar çıktı. 17 Haziran 1909'daki gösterilere asker müdahale etti. İki kişi öldü. Bunun üzerine olaylar büyüdü. Ayvalık'a asker gönderildi ve sıkıyönetim ilan edildi. Silahlar toplatıldı. Türkçe ve Rumca gazeteler arasında tartışma çıktı. Alınan önlemlerde, kısa sürede olaylar tamamen yatıştı ve sıkıyönetim kaldırıldı. Olayların temelinde kaçakçılık yatıyordu. İkinci Meşrutiyet'in (Constitution of 1908) kaçakçılığı önlemeye çalışması birçok kimseyi tedirgin etmişti. Olaylar, yörede kaçakçılığın ne kadar yaygın olduğunu göstermişti. Dönemin gazeteleri, arşiv belgeleri bu çalışmanın temel malzemesini oluşturmaktadır.
The Magnificent Süleymaniye Owed a Debt to the Butcher and the Grocer
Belleten · 2011, Cilt 75, Sayı 272 · Sayfa: 87-134
Özet
The large waqf complex of Süleymaniye in Istanbul held vast agricultural lands and numerous revenue-yielding real estates. However, in 1586, it was mentioned as being in debt to butcher and grocer in an official document. The financial distress of the waqf around the 1580s could have not been determined although the waqf has been examined through its account books. The present study using the detailed registers shows that the waqf experienced serious difficulties in revenue collection. This study particularly emphasizes two points. First, the detailed registers are valuable sources supporting the financial analysis of the waqf institutions. Secondly, considering the fact that the Süleymaniye was deriving the major part of its income from the rural areas in the Balkans, the financial hardship of the waqf may imply deterioration in agricultural conditions. Therefore, future research analyzing the waqf for a longer term is significant to reveal economic conditions in the Balkans.
İngiliz Belgelerine Göre Kurtuluş Savaşında Manisa ve Bölgesi (1919-1922)
Belleten · 2011, Cilt 75, Sayı 272 · Sayfa: 191-204
Özet
Tam Metin
Manisa kenti, Türk Kurtuluş Savaşı döneminde, öteki kimi Aydın vilayeti kentleri gibi, feci günler geçirmişti. Bu çalışmada amaç, Londra'da 'Public Record Office' olarak bilinen İngiliz Devlet Arşivi'nde korunmakta olan İngiliz belgelerine ve kimi yabancı yazarların bu kente ilişkin olarak yayımlanmış olan yapıtlarına dayanarak, o dönemin olaylarını yansıtmaktır. Bunu yaparken, niyetim, o korkunç felakete neden olanlarla kurbanlarının bugünkü varisleri arasında nefret duygulan kışkırtmak değil, bu konudaki bilgi kaynaklarımıza katkıda bulunmaktır.
Heath W.Lowry, Osmanlıların Ayak İzlerinde. Kuzey Yunanistan'da Mukaddes Mekanlar ve Mimari Eserleri Arayış Yolculukları, (Türkçesi:Hakan-Şebnem Girginer), İstanbul, 2009, Bahçeşehir Üniversitesi Yayınları, [Kitap Tanıtımı]
Belleten · 2011, Cilt 75, Sayı 272 · Sayfa: 273-276
Özet
Eser, her biri farklı alt başlıklardan oluşan üç kitabın derlenerek bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. "Günümüzde Kuzey Yunanistan'daki Müslüman İbadetgâhlarının Akıbeti" başlıklı I. kitap altı bölümü kapsamaktadır. 2004 yılında filizlenmeye başlamış olan bu eserin önsözünde yazar, 15. yüzyıl Balkanlarına dair altmış civarında tahrir defterini tetkik ederek işe başladığını, ortaya çıkan 12.500 tımarlının ne kadarının kalelerde ikamet etmiş olabileceğinden hareketle, Balkan kaleleri ve hisarları üzerine bir çalışmayı amaçladığını ifade eder. Bu amaçla neredeyse tüm Kuzey Yunanistan'ı dolaştığını belirterek, amacına tam ulaşamasa da elimizdeki kitabı şekillendiren verilen tespit edebildiğini kaydeder. I. kitabın "Tahrip ve Tahkir Edilmiş Dini Eserler" başlıklı birinci bölümünde Selanik'in 1780'de yapılmış bir gravüründen hareketle kaybolan minareleri ve dolayısıyla camileri sorgulanmakta, 1385 yılında inşa edildiği belirtilen Serez Hayrettin Paşa Camisi eski fotoğraflarından hareketle anlatılarak bedestenler, çarşılar gibi kullanılabilir yapıların korunmuş olduğu, eğer 1920-30 arasında kiliseye dönüştürülmemiş ise camilerin yok edilmiş olduğu sonucuna varılmıştır. Yine bu bölümde Yenice-i Vardar'daki Gazi Evrenos ve Şemseddin Ahmet Bey camilerinin yok edilmesi veya harabeye dönüşmesine sessiz kalınması eleştirilmiş, Drama'daki Mehmet Halil Ağa Camisi harabeleri, Simavna köyünde tamamen ortadan kaldırılmış olan Şeyh Bedrettin Tekkesi'nin haziresinde olabileceği belirtilen ve taşkın sonucu nehre karışmış bazı mezar taşları hakkında bilgi verilmiştir. Yazarın köyün yaşlı sakinlerinden derlediğine göre, 1960'lı yıllarda köydeki Türk izlerini silmek amacıyla bir subay buldozerlerle bu mezar taşlarını bulundukları yerden söküp nehir kenarına getirmiş, muhtemelen taşların çoğu nehre dökülmüş ve tekke de bu dönemde yok edilmiştir.
Bir Diplomatın Türkiye Anıları (1936 - 1943)
Belleten · 2011, Cilt 75, Sayı 272 · Sayfa: 205-260
Özet
Tam Metin
İkinci Dünya Savaşı döneminde Türkiye'nin dış politikası konusu çok sayıda diplomat ve siyasetçinin anılarında ele alınmıştır. Dönemi inceleyen tarihçiler, politikacılar ve akademisyenler, Türk devlet adamlarının savaş dışında kalma becerisini çoğu kez överek irdelemişlerdir. 1936-1943 yılları arasında Ankara'daki Alman Büyükelçiliğinde Müsteşar, İşgüder, Elçi unvanları ile görev yapan Hans Kroll'un o dönemi de içeren anıları bugüne kadar dilimize aktarılmamıştı. Konu ile ilgili kapsamlı araştırmalarda Hans Kroll'un anılarına pek değinilmediğini gözlemledim. Örneğin en kapsamlı incelemelerden biri sayılan ve Nisan 2010'da dilimize de kazandırılmış bulunan Zehra Önder'in aşağıda dipnotta değinilen kitabında geniş bir kaynak ve literatür listesi bulunmasına rağmen, Hans Kroll'un anılarından bahis yoktur.
Van Kalecik (Urartu) Toplumunun Erişkin Bireylerinin Paleopatolojik Analizi
Belleten · 2011, Cilt 75, Sayı 272 · Sayfa: 1-18 · DOI: 10.37879/belleten.2011.1
Özet
Tam Metin
Bu çalışmada, Kalecik toplumunun erişkin bireylerinin iskeletlerinde görülen hastalıklar incelenmiştir. Kalecik toplumunda en sık rastlanılan hastalık eklemlerde görülen dejenarasyonlardır. Toplulukta görülen diğer rahatsızlıklar cribra orbitalia, porotic hyperostosis, periostitis, osteomyelit, calcaneus spur (topuk dikeni) ve travmalardır. Kalecik topluluğunun iskeletlerinde rastlanılmış lezyonların cinsiyetler arasında değerlendirildiğinde kadın ve erkek bireylerde lezyonların görülme sıklıklarında benzer oran tespit edilmiştir. Ancak travma kökenli lezyonlar sadece kadın bireylerde görülmüştür. Kalecik topluluğun erişkin bireylerinde görülen lezyonlar genel olarak çevresel faktörlerin etkin olduğu patolojik lezyonlar olduğu görülmüştür.