5 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • terminology
Yayın Yılı
Anahtar Kelimeler

Şair Kimliğinin Alımlanışında Diyalektik, Süreklilik ve Kopuş

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2026, Sayı 61 · Sayfa: 141-168 · DOI: 10.24155/tdk.2026.269
Bu çalışmanın amacı, şair kimliğinin 19. yy. ve sonrasında uğradığı dönüşümü ve tarihsel süreçte kavramın alımlanışındaki süreklilikleri ortaya koymaktır. Makalede şair kavramının kökenleri ile 19. yy. ve sonrasında şair tanımları arasındaki ortaklıklar ve farklar tespit edilmiştir. Bazı kaynaklar, şairi şiirin teknik gerekliliklerine atıfta bulunarak açıklamaktadır. Ancak şiirin değişen tekniği, sözü edilen tanımları bir süre sonra geçersiz kılmaktadır. Bazı kaynaklar ise şairi sahip olduğu doğal ve sıra dışı yetenek aracılığıyla tanımlama yoluna gitmiştir. Tanımlamalara bakıldığında şair kavramının tüm şiir üreticilerini kapsayan tutarlı ve kapsamlı bir tarifinin yapılamadığı görülmektedir. Ayrıca şairlik bir vasıf olarak edebî lisans ve ehliyet olarak değerlendirilmektedir. Eski Türk toplumlarında şairler; hekimlik, sihirbazlık ve bilgelik gibi çoklu kimliklere sahiptir. Bu kimliklerin zaman içinde ortadan kaybolmasına karşın şairler geçmişte sahip oldukları ayrıcalıklı konumlarını korumaya devam etmişlerdir. Modern şair kimliği, geçmişten farklı olarak kutsal ve metafizik ile olan bağlarından arındırılmıştır. Ancak edebî üretimin kendisi, kaybedilen kutsallığa geri dönüş arzusu olarak değerlendirilmiştir. Dolayısıyla seküler şair kimliği geçmişte kutsal olandan kaynaklanan imtiyazlı pozisyonunu edebî marifet ve sahip olduğu düşünülen doğal yetenek aracılığıyla korumaya devam etmiştir. Öte yandan şairlere daima şüphe ile yaklaşılmıştır. Onlar ideal bir düzenin düşmanları olarak görülmüş ve iktidarlar tarafından tehdit olarak algılanmışlardır. Şairlere karşı duyulan şüphe, tarihsel olarak süreklilik göstermektedir.

Kreşin Tatar Türkçesinde Mevsimsel Geleneklerle İlgili Terminoloji

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2025, Sayı 60 · Sayfa: 43-70 · DOI: 10.24155/tdk.2025.254
Tam Metin
Kreşinler, etnik olarak Kazan Tatarlarının küçük bir grubu olup onların büyük çoğunluğu Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nde; az sayıda Kreşin ise Rusya Federasyonu’nun farklı bölge ve şehirlerinde yaşar. Ortodoks Hristiyan olmaları onları Tatar halkının ana gövdesinden farklı kılar. Hristiyan olmaları dillerini Rusçanın etkisine açık bir hâle getirmiş, din kardeşliği ve Rusçanın üst katman etkisi Kreşin Tatarcasının Rusçadan etkilenmesine yol açmıştır. Kreşinler, Tatar Türkçesinin Orta (Kazan) diyalektini kullanırlar. Ortodoks Hristiyan olsalar da tamamen asimile olup Ruslaşmış değillerdir. Kreşin Tatarları, Tatar Türkçesi sayesinde örf, âdet ve geleneklerini koruyup günümüze kadar yaşatmayı başarmışlardır. Tatarca, Kreşin halk kültürünün yaşatılmasında önemli bir rol oynamıştır. Mevsimsel geleneklerle ilgili terimler, günümüzde de Kreşin Tatar Türkçesinin dilsel zenginliklerinden birini teşkil etmektedir. Bu gelenekler arasında bǝrmǝnçěk, qır kělǝwě, yafraq bǝyrǝmě, pǝtraw kělǝwě, troysın/troitsa, raştuva vb. pek çok örnek vardır. Mevsimlerle ilgili bu geleneklerin adlandırılmasında eski devirlerden günümüze kadar gelmeyi başarmış olan terimlerin yanı sıra Ortodoks Hristiyan dini vasıtasıyla Rusçadan Tatar Türkçesine geçmiş olan terimler de vardır. Mevsimsel geleneklerle ilgili bu karma yapılı terminoloji, günümüzde de varlığını devam ettirmektedir. Metin analizi eksenli bu çalışmada, Tatar Tělěněŋ Zur Diyalektologik Süzlěgě başta olmak üzere muhtelif sözlükler ve Tatar halk bilimi kaynak eserleri taranmış, bu kaynaklarda yer alan mevsimsel geleneklerle ilgili terminoloji derlenip izah edilmiştir. Bu makalede, Kreşin Tatar Türkçesi ile ilgili mevsimsel terimlerin farklı varyasyonları da tespit edilmeye ve açıklanmaya çalışılmıştır.

Tarık Artel ve Türkçe Kimya Terminolojisi

Erdem · 2015, Sayı 68 · Sayfa: 23-34 · DOI: 10.32704/erdem.537382
Tam Metin
Türkçe kimya terminolojisi alanında yazılmış eserlerden biri Tarık Artel'in 1935 yılında basılmış Türkçe Kimya Nomenclaturu Nasıl Olmalıdır başlıklı kitabıdır. Kimya terminolojisi oluşturma çabalarının yoğun olarak devam ettiği 1930'lu yıllarda, bu kitabı ile konuyu etraflıca tartışan Artel bu sahada bir ilki gerçekleştirmiştir. Lakin görüşleri kabul görmeyen araştırmacı, Türkçe kimya terminolojisinin durumunu dikkate alarak bu konuya eğilmeyi gerekli görmüş ve bunun üzerine 1953'te "İlmî Termler Hakkında" başlıklı bir yazı kaleme almıştır. Bahsedilen kitabın ve yazının temel alındığı bu makalede, bunlardan hareketle Artel'in terminoloji üzerine olan görüşleri ortaya konulmuştur. Elde edilen çıktılar ışığında, araştırmacının Türkçe kimya terminolojisinin gelişimine yaptığı katkılar ve Türk kimya bilimindeki konumu okuyucunun takdirine bırakılmıştır.

TERİM OLUŞTURMA YÖNTEMLERİ

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2009, Cilt 57, Sayı 2 · Sayfa: 45-59
Bilginin artmasıyla, keşif ve icatların yapılmasıyla ortaya terimleştirilmesi gereken yeni kavramlar çıkmaktadır. Terimleştirmek, yani terim oluşturma eylemi, bilinçli yapılan bir etkinlik olmalıdır, çünkü kökenlerinin nereye dayandığı her zaman belirgin olmayan sözcüklerden farklı olarak terimler belli başlı kurallara ve yöntemlere dayandırılırlarsa rastgelelikten uzak sistematik bir düzen içerisinde yer alırlar. Bu makalede dil içi terim oluşturma yöntemlerinin yanı sıra diller arası, yani çeviri odaklı, terim oluşturma yöntemlerine değinilmiştir

TÜRKÇE DİL BİLGİSİNDE TERMİNOLOJİ SORUNU

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2006, Cilt 54, Sayı 1 · Sayfa: 81-100
Türkiye Türkçesi gramerlerindeki sorunların önemli bir bölümü, terimlerin işlevselolmayışından kaynaklanmaktadır. Terimleri "ıslah etme" düşüncesi, Tanzimat dönemindeortaya atılmış fakat fazla ilgi çekmeyen bir konu olarak kalmıştır.Bu konu "Istılahların Türkçeleştirilmesi" adıyla, Genç Kalemler tarafından II.Meşrutiyet döneminde tekrar gündeme getirilmiştir. Terimler konusu, bu sefer de"Türkçeyi sadeleştirme" tartışmalarının gölgesinde kalmış ve önemli bir gelişmesağlanamamıştır.Cumhuriyet dönemine gelindiğinde konunun bir eğitim-öğretim sorunu olarak elealındığını görüyoruz. Harf İnkılâbı'ndan sonra, ilk müfredat programı 1929'da yapılmıştır.Bu programın uygulamaya konmasının ardından eğitim-öğretim terimlerininde bir an önce Türkçeleştirilmesi gerektiği görüşü ağırlık kazanmıştır. Türk DiliTetkik Cemiyeti'nin kurulmasından sonra terimlerin Türkçeleştirilmesi çalışmaları,komisyonlar tarafından yürütülmüş ve çoğu Arapça olmak üzere Türkçeye yabancıdillerden girmiş pek çok terime Türkçe karşılıklar bulunmuştur.Ancak üretilen terimlerin önemli bir kısmı benimsenmediği için terminolojide birliksağlanamamıştır. Bu durum, hem araştırma inceleme hem de eğitim öğretim çalışmalarınıolumsuz yönde etkilemektedir.