1411 sonuç bulundu
Dergiler
- Belleten 360
- Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi 302
- Erdem 194
- Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten 183
- Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi 171
- Arış 106
- Höyük 78
- Belgeler 17
Yayınlayan Kurumlar
Yazarlar
- Nail Tan 19
- Sadettin Özçelik 10
- Hasan Ali ÇETİN 9
- Mehmet Ölmez 9
- Ahmet Karaman 6
Anahtar Kelimeler
- Osmanlı Devleti 57
- Ottoman Empire 51
- Osmanlı 43
- Ottoman 35
- Dokuma 29
- Türkiye 26
- Weaving 25
- İstanbul 22
- Halı 19
- Osmanlı İmparatorluğu 18
İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin İran Politikası
Belleten · 2019, Cilt 83, Sayı 296 · Sayfa: 261-288 · DOI: 10.37879/belleten.2019.261
Özet
Tam Metin
Avrupa'da yayın yapan bir aydın muhalefeti olarak yola çıkan ve sonunda ülke yönetimini bütünüyle ele alan İttihad ve Terakki Cemiyeti, Osmanlı Devleti'nin kadim komşusu İran ile kendi iç değişimlerine paralel ilişkiler geliştirmiştir. Başlangıçta yalnızca II. Abdülhamid'e atfedilen sorunlarla sınırlı bir bakış gözlenirken, sonraki yıllarda II. Abdülhamid'in politikasına benzer bir İttihad-ı İslam söylemi ve ardından siyasi dayanışma ve kurtuluş motifl erinin ön plana çıkacağı politik bir üslup belirlenmiştir. Özellikle Settar Han öncülüğünde Tebriz'de yürütülen direniş, İttihad ve Terakki Cemiyeti ile İran'lı Meşrutiyetçiler arasındaki en önemli bağı oluşturur. Ancak bu olumlu bakış açısı özellikle sınır sorunları gündeme geldiğinde sorun çözücü olmaktan uzak kalmıştır. Geleneksel sınır ihtilafl arının aşılması iki ülkenin iyi komşuluk ilişkisi geliştirmenin yanında kendi siyasetleri ile ilgili farklı noktalara dokunduğundan Meşrutiyetçi dayanışma söylemi ile güncel siyasal zorunluluklar arasında sürüp giden bir mücadele yaşanmıştır. Bu çalışmada İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin İran'a yönelik politikaları iki farklı bakış açısı ile ele alınmaya çalışılacaktır. Öncelikle İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin başlangıcından, 1.Dünya Savaşına kadar olan dönemde geçirdiği değişimlerin İran'a yönelik politikasının belirlenmesine olan etkileri ele alınacak, ardından İran politikasının II. Abdülhamid yönetimi ile kesişen ve ayrışan tarafl arının neler olduğuna değinilecekir. Çalışmanın kapsamı Cemiyet'in ilk yayınlarından başlamakla birlikte 1.Dünya Savaşı'nın başlangıcına kadar olan dönemdir. Çünkü bu savaş içerisinde İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin İran'a yönelik tutumları, doğrudan doğruya savaş koşulları, cephe gereksinimleri ve Alman genelkurmayının öncelikleri doğrultusunda şekillenmiştir. Bu nedenle 1914'den sonraki süreci genel savaş planlarının içerisinde ele almak gerektiğinden, çalışmada 1913 yılındaki Trablusgarp Savaşına kadar olan dönemin olayları incelenmiştir.
Osmanlı Devleti’nde Madeni ve Kâğıt Para Kalpazanlığında Yabancıların ve Yabancı Ülkelerin Rolü (1818-1923)
Belleten · 2019, Cilt 83, Sayı 296 · Sayfa: 173-200 · DOI: 10.37879/belleten.2019.173
Özet
Tam Metin
19.Yüzyıldan 20.yüzyılın ilk çeyreğine kadar, Osmanlı piyasalarında önü alınamayan kalpazanlık faaliyetleri zaman içerisinde daha da derinleşip yaygınlaşarak para piyasasının çözülemeyen ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Genellikle münferit olmaktan ileri geçmemesi gereken kalpazanlığa ilişkin olaylar, iç ve dış siyasi, idari, mali ve iktisadi şartların beslediği ve şekillendirdiği piyasa ortamında, zamanla yaygınlaşarak ülke içinden ve dışından bağlantılarla organize hale gelmiştir. Kalpazanlık, başta İstanbul olmak üzere muhtelif eyalet piyasaları üzerinden beslenen kalpazanlar için ciddi bir kazanç kapısı haline gelmiştir. Bu dönemde kalpazanların ürettikleri kalp madeni ve kâğıt paraların, ülke içinde üretilenlerin yanında önemli bir kısmının, Osmanlı'da ikamet eden ve etmeyen yabancı kalpazanlar tarafından, çeşitli ülkelerde üretilip başta İstanbul olmak üzere muhtelif eyalet piyasalarına sürüldüğü görülür. Kalpazanların idari ve adli kontrolden uzakta kendileri için Osmanlı ülkesine oranla daha az riskli, teknik olarak daha kolay üretim yapabilecekleri ve güvenli buldukları ülkeleri tercih ettikleri söylenebilir. İncelediğimiz dönem içinde kalpazanların bu faaliyetlerini kalkan görevi işleviyle kolaylaştıran iki neden öne çıkmıştır. Bu nedenlerden biri, kalpazanların sahte para imali için seçtikleri ülkelerin Osmanlı parasını taklit edenlerin işlediği suça karşı adeta koruyucu ve teşvik edici sonuçlar doğuran duyarsız politikalarıdır. Diğeri ve en önemlisi ise Osmanlı yönetimi tarafından son iki yüzyıl içinde yabancı ülke vatandaşlarına kapitülasyonlar adı altında verilen ve zamanla teamüllerle artan adlî imtiyazların koruyucu etkisidir.
II. Meşrutiyet Döneminde Akim Kalmış Bir Eğitim Projesi: Medrese-i Aşâir
Belleten · 2019, Cilt 83, Sayı 296 · Sayfa: 289-308 · DOI: 10.37879/belleten.2019.289
Özet
Tam Metin
Tanzimat'la birlikte yoğun modernizasyon faaliyetlerinin cereyan ettiği bir alan hâline dönüşen Osmanlı eğitim tarihi, günümüz eğitim kurumlarından büyük bir kısmının kuruluşuna tanıklık etmiştir. Tanzimat'la başlayıp II. Abdülhamit döneminde nicelik ve nitelik itibariyle çeşitlenerek artan batı tarzı eğitim kurumlarının yanında, geleneksel eğitim kurumu olan medreselerin de ıslah edilerek çeşitlenmesi, II. Meşrutiyet döneminde gerçekleşebilmiştir. Bu süreçte projelendirilen eğitim kurumlarından büyük bir kısmı hayata geçirilmiş olmasına rağmen, bir kısmı kısa sürede kapanmış, az da olsa hayata geçirilemeden proje aşamasında kalanlar olmuştur. II. Meşrutiyet döneminde medreselerde gerçekleştirilen ıslahatın, gerek yapı, gerekse program itibariyle batı tarzı mektepler modellenerek gerçekleştirildiği müşahede edilmektedir. Bu medreselerden biri de II. Abdülhamit döneminde açılmış olan Aşiret Mektebi örnek alınmak suretiyle projelendirilen, ancak hayata geçirilmesi mümkün olmayan Medrese-i Aşâir'dir. Özel bir amaca yönelik planlanan ve teşkilat yapısı ve programı itibariyle de Aşiret Mektebi'ni çağrıştıran bu medrese, akim kalmış önemli bir proje olarak arşivdeki yerini almıştır. Bu makale, adı geçen medresenin kuruluş amacını, teşkilat yapısını, ders programını ve müfredatını, arşiv belgelerine dayalı olarak ortaya koyan ilk çalışma niteliğindedir.
Edirne’de Bir İngiliz Misyonerlik Cemiyeti: Evangelikalizm, Milenyalizm ve Yahudiler
Belleten · 2019, Cilt 83, Sayı 296 · Sayfa: 309-334 · DOI: 10.37879/belleten.2019.309
Özet
Tam Metin
British Society for the Propagation of the Gospel among the Jews (BSPGJ) Yahudileri Hıristiyanlığa döndürmek amacıyla 1842'de Londra'da kurulmuş bir İngiliz misyonerlik cemiyetidir. Cemiyet, 19. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa ve Kuzey Afrika'da açtığı merkezlere 1865'te Edirne'yi de eklemiştir. Tıp ve eğitim hizmeti sunan cemiyet, bu sayede çok sayıda Edirne Yahudisini Hristiyanlığa çevirmiştir. 20. yüzyılın başında Edirne İngiliz Okulu adlı bir eğitim kurumu çatısında faaliyetlerine devam eden cemiyetin kentteki izleri 1. Dünya Savaşı ile beraber ortadan kalkmıştır. Bugün ayakta olmayan Edirne İngiliz Okulu binası, ancak fotoğrafl ardan okunabilen mimarisiyle cemiyetin Osmanlı toplumu ile kurduğu kültürel ilişkiyi tanımlamaya destek olmaktadır. Ele alınan çalışmada, öncelikle BSPGJ ve benzeri Britanya kökenli cemiyetleri Yahudilere yönelten Evangelikalizm inancı üzerinde durulacak, ardından cemiyetin genel tarihi ve Edirne'deki faaliyetleri anlatılacaktır. Ortaya çıkan bilgiler, Britanya kökenli Yahudi misyonlarının İsrail'in kuruluşu ve uluslararası siyasete etkisi çerçevesinde değerlendirildiğinde günümüz Orta Doğu sorununun daha net bir biçimde anlaşılmasına yardımcı olacaktır.
19. Yüzyılın Son Çeyreğinde Doğu Türkistan’daki Milli Mücadelede Kazak ve Kırgızların Rolü
Belleten · 2019, Cilt 83, Sayı 296 · Sayfa: 229-260 · DOI: 10.37879/belleten.2019.229
Özet
Tam Metin
19. yüzyılın ikinci yarısında, Rus ve Çin işgali altındaki Türkistan toprakları, tarihinin en zor günlerini yaşamaktaydı. Batı Türkistan'da Özbekler, Kazaklar ve Kırgızlar Rus egemenliğine karşı mücadele verirken, Doğu Türkistan'daki Uygurlar, Dunganlar (Döngen-Huizu) ve diğer Türk ve Müslüman halklar benzer mücadeleyi Çin ordularına karşı yürütmekteydi. Söz konusu dönemde Doğu Türkistan arazisinde emperyalist politikaları gereği Rusya ve İngiltere'nin de faaliyetler yürüttüğü gözlemlenmiştir. Bu makalede, Hokant Hanlığı'ndan Kaşgar'a gelerek Yedişehir Devleti'ni kuran Yakup Bek'in, Doğu Türkistan'da verdiği bağımsızlık mücadelesi ve bu mücadeleye Batı Türkistan arazisinden göç etmek zorunda kalan Kazak ve Kırgız Türklerinin iştiraki, arşiv belgeleri ışığında incelenmeye çalışılacaktır.
Tevhid-i Efkâr Gazetesi Başyazarı Ebuzziya’yı Şark İstiklâl Mahkemesine Götüren Süreç
Belleten · 2019, Cilt 83, Sayı 296 · Sayfa: 335-366 · DOI: 10.37879/belleten.2019.335
Özet
Tam Metin
Ebuzziya, Cumhuriyet Halk Fırkası - Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ayrışmasının yaşandığı dönemde, Tevhid-i Efkâr gazetesinin sahibi ve başyazarıdır. Muhafazakâr bir aydın olarak, iktidar karşısında muhalefeti desteklemiştir. Radikal inkılâplara karşı bir denge arayışında olmuştur. Cumhuriyet ve Hâkimiyet-i Milliye kavramlarını muhafazakârlığın önünü açacak bir araç olarak görmüştür. Bu kavramlar etrafında laik, müfrit inkılâpçı, liberal olarak tanımladığı kesimlerle tartışmıştır. Ne muhalifl erini tanımlarken, ne de kendi konumunu meşrulaştırmaya çalışırken sığ bir polemikçi üslubunu aşamamıştır. 4 Mart 1925'te çıkarılan Takriri Sükûn Kanunu ardından Şark İstiklal Mahkemesine gönderilmiştir. Uzun yıllar yazı hayatına dönememiştir. Muhafazakâr bir aydın olarak teolojik, felsefi , tarihi arka planı olan kavramları güncelliğin ötesine taşıyamamasının, otoriter iktidar döneminde suskun kalmasında payı olduğu düşünülmektedir.
ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ VE EDEBİYATLARI BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNİN, TÜRK LEHÇE VE EDEBİYATLARINA KARŞI TUTUM VE DAVRANIŞLARININ İNCELENMESİ (KAZAK EDEBİYATI ÖRNEĞİ)
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2019, Sayı 47 · Sayfa: 9-22
Özet
Üniversite öğrencilerinin devam ettikleri bölümlerinden olan memnuniyetleri ile ilgili birçok etmen söz konusudur. Öğrencilerin aldıkları öğrenime bağlı olarak sergiledikleri tutum ve davranışlar ise hem öğrenci hem de öğretim üyeleri bakımından daha etkili eğitim sunulabilmesi için önemlidir. Bu çalışmada Türkiye'deki Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin, Türk lehçe ve edebiyatlarına karşı tutum ve davranışlarının incelenmesi yoluyla bölüm öğrencilerinin hazır bulunuşlukları ve bölümün hedeflerini gerçekleştirme düzeyi ortaya konulmuştur. Bu çalışma sonucunda bu bölümlerde verilen derslerin, amaçlarına ne kadar hizmet ettiğinin tespiti yapılarak, müfredatların oluşturulmasına ve uygun bir öğretim yöntemi geliştirmelerine katkı sağlaması beklenmektedir. Ayrıca çalışmadan elde edilen sonuçlar yardımıyla Türk dünyası dil ve edebiyat politikalarının belirlenmesinin kolaylaşacağı düşünülmektedir. Çalışma kapsamında Afyon Kocatepe, Pamukkale, Muğla Sıtkı Koçman, Uşak, Hacı Bektaş Veli Üniversiteleri, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları bölümlerinde öğrenim gören öğrencilere uygulanan anket formu ile gerekli veriler toplanmış, öğrencilerin tutum ve davranışları ile demografik özellikleri göz önünde bulundurularak, çok değişkenli istatistiksel tekniklerle analiz edilmiştir. Çalışmada istatistiksel çözümlemelerin gerçekleştirilebilmesi için SPSS ve LISREL paket programlarından yararlanılarak betimleyici istatistiklerin yanı sıra ilgili öğrencilerin tutum ve davranışları modellenmiştir. Elde edilen sonuçlar ilgili tablo ve şekillerde verilmiştir
1944 SÜRGÜNÜ SONRASI ÖZBEK TÜRKÇESİNDEN KIRIM TATAR TÜRKÇESİNE GEÇEN KELİMELER ÜZERİNE BİR İNCELEME
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2019, Sayı 47 · Sayfa: 195-227
Özet
18 Mayıs 1944'te vatanlarından topyekûn sürgün edilen Kırım TatarTürklerinin büyük bir kısmı 1990'lı yıllara kadar Özbekistan topraklarındayaşamaya mecbur tutulmuştur. 1979 yılında Sovyet yönetimi, vatanlarınagruplar hâlinde dönmeye çalışan Kırım Tatarlarını durdurmak amacıylaÖzbekistan'ın Kaşkaderya bölgesindeki iki kasabaya Kırım Tatarlarınıyerleştirerek bu bölgeye özerklik statüsünün verilmesini bile tasarlamıştı.Fakat Kırım'a dönmek için mücadele eden Kırım Tatarları tarafındanbu teklif kabul görmemiştir. Özbekistan'da yaşayan Kırım Tatarlarınınbüyük çoğunluğu Taşkent, Semerkant, Kattakurgan, Bekabbat, Çırçık,Fergana, Namangan, Andican gibi şehirlerde ve çevrelerinde bulunmaktaydı.Günümüzde Kırım'da yaşayan Kırım Tatarlarının ekseriyeti yurtlarınaancak 1987'den sonra dönebilmiştir. Bu uzun süre zarfında kendilerigibi Türk ve Müslüman olan Özbeklerle bir arada yaşayan Kırım TatarlarınınÖzbek ve genel olarak Orta Asya kültürünün etkisi altında kalmalarıkaçınılmazdı. Bunun örneklerini günümüzde Kırım'da yaşayan KırımTatar halkının hayatında görmekteyiz. Bu çalışmamızda sürgünden yurtlarınadönebilen Kırım Tatarlarının yazılı kaynaklarına ve günlük konuşmalarınaÖzbekçe ve Özbekçe yolu ile girmiş alıntı kelimeler tespit edile-rek, onların etimolojik özellikleri üzerinde durulmuştur. Böylece, 1944-1990 yılları arasında Özbek Türkçesinin hâkim olduğu topraklarda, sürgündönemi sonrasındaysa yeniden öz yurdunda, fakat artık Rus dilininkonuşulduğu bir ortamda yaşatılan Kırım Tatar Türkçesinin günümüz sözvarlığı sorununa dikkat çekilmektedir. Araştırmada toplam 29 tane kelimeörnek gösterilmiştir. Bu kelimelerden mantı, samsa, lağman, parvarda,nişalda, sumalâk, şırçay, çakki, zağara (nan), mastava gibi kelimeler yemekadları; cugara tahıl bitkilerinin adı; lağlı, çavgun, dastarhan, çorpaya(çarpaya), söri, ketmen (ketman), körpaça, çapan gibi kelimeler eşyaadları; paxta, ğuzapaya, kurak kelimeleri pamukçuluk terimleri; haşar,çataq, tayyar, çarçamaq, hop, hay, mayli gibi kelimler de değişik kavramlarile ilgilidir.
KAZAK DİL BİLİMİ ÖĞRENCİLERİNİN “-P”, “-ARAK” VE “-A” ZARF-FİİL EKİ ÜZERİNDEN TÜRKİYE TÜRKÇESİNE İNTİBAK SÜREÇLERİ
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2019, Sayı 47 · Sayfa: 137-147
Özet
2016 yılının Kasım ve Aralık aylarında, on iki gün süreyle TürkiyeTürkçesi dersleri verdiğim L. N. Gumilev Üniversitesi Filoloji FakültesiKazak Dil Bilimi Bölümü öğrencilerinin uygulamalı dersleri sırasında;belirlenmiş kip, zaman, şahıs formüllerini kullanarak Türkiye Türkçesiile yazdıkları cümlelerinde, ölçünlü Türkiye Türkçesi (Standart Türkçe)yapısından farklı biçimler ortaya koydukları gözlemlenmiştir. Öğrenciler,daha önce Türkiye'den giden ve anadili Türkiye Türkçesi olan öğretimüyelerinden ve ana dili Kazak Türkçesi olup da Türkiye'de on yıldanfazla bir süre eğitim için kalıp Kazakistan'a dönen öğretim üyelerindenTürkiye Türkçesi dersleri almışlardır.Özellikle zarf- fiillerin kullanım ve anlam özelliklerinin benimsetildiğibir çalışmada, "-p" , "-ArAk" ve "-A" zarf-fiil eklerinin tarz bildirmeişleviyle oluşturdukları cümleler örneklenmiş ve ana dili Kazak Türkçesiolan öğrencilerden, Türkiye Türkçesi ile benzer cümleler kurmaları istenmiştir.Öğrenciler, daha önce edindikleri Türkiye Türkçesi bilgisine de dayanarakaşağıdaki cümleleri örneklemişlerdir: Müzikleri çok dinleyip bestecioldum. /Derste uzun dinleyerek az söyledim. / Çalışa çalışa arkadaşlarımı da unuttum. / Ödevlerini bitirip uyumaya gitti (odasına çekildi)./Onun uyua uyua başı(n) ağırdı. / Sular aka aka her yer berbat oldu. Bucümlelerde, anlam ve yapı yönünden Türkiye Türkçesinin ölçünlü biçimlerindenbir sapma meydana geldiği görülmektedir. Bu sapmada; "KazakTürkçesi ile Türkiye Türkçesi arasında farklı olan zarf-fiilli kullanımlarınetkisi olmuş mudur? Öğrenciler her iki lehçedeki zarf-fiilli yapıları nasılkullanmaktadır?" sorularının etkili olup olmadığı araştırılmış ve konuyatarihsel açıdan yaklaşılarak hangi zarf-fillerin her iki lehçede ortakolarak işlek biçimde kullanıldığına bakılmıştır. Çalışmada, ölçünlü yapınındışına çıkma sebepleri; Kazak Türkçesinde kullanılan zarf-fiil eklerive bunların işlevlerinden hareketle araştırılacak, Türkiye Türkçesindekikullanımlarla karşılaştırılarak ölçünlü yapıların nasıl kullanılabileceğiortaya konmaya çalışılacaktır.
İZMİR İLİ ÖDEMİŞ-KİRAZ-BEYDAĞ İLÇESİ AĞIZLARININ TEMEL ÖZELLİKLERİ
Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2019, Sayı 47 · Sayfa: 77-102
Özet
Ağız; aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dilidir. Ağızlar gelişigüzel kurallardan ibaret değildir. Her biri o dilin gelişme ve değişme eğilimlerini gösterir. Bu bakımdan ağızlar geçmiş ile günümüz arasında köprü görevini üstlenmiş birer kültür aktarıcısıdır. Son dönemde yazılı ve görsel iletişim araçlarının en ücra köşelere kadar girmesi, okuryazarlık oranındaki artışlar sebebiyle ağız özellikleri kaybolmaktadır. Bu bakımdan Anadolu ağızlarının en kısa zamanda derlenmesi ve dil özelliklerinin incelenmesi gerekmektedir. İzmir ili ağızları ile ilgili yapılan çalışmalar oldukça sınırlıdır. İnceleme alanımıza giren ilçeler ve köyleri ile ilgili çalışmaları taradığımızda dil alanında ciddi çalışmaların yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu çalışmalarda da daha çok yerel araştırmacılar tarafından bölgenin tarihi, coğrafyası ve ekonomik durumu incelenmiştir. Tezimizde, ağız araştırmalarına katkı sağlamak ve önemli ağız özellikleri taşıyan İzmir'in Ödemiş, Kiraz, Beydağ ilçeleri ağızlarını belirlemek amaçlanmıştır. Başlangıçta sadece Ödemiş ilçesi üzerine bir çalışma yapmayı planladık. Ancak bölge ağzının konuşuru olmamız sebebiyle iç içe geçmiş ağız özellikleri bizde bu üç ilçeyi birlikte ele almanın doğru olacağı kanaatini oluşturdu. Bu çalışmamızda Ödemiş, Kiraz ve Beydağ ilçeleri ağızlarının temel özellikleri üzerinde durularak bu ağızların Türkiye Türkçesi ağızları arasındaki yeri hakkında bilgi verilmiştir. Şimdiki zaman ekinin kullanımına göre tespit edilen dört ağız bölgesinin ayırt edici özellikleri ortaya konulmuş, ağız bölgelerine ait birer metin örneği verilerek çalışma ağız bölgesi haritası ile desteklenmiştir. Örneklerin yanında verilen numaralar tezimizdeki metin ve satır numaralarını göstermektedir.