1411 sonuç bulundu
Dergiler
- Belleten 360
- Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi 302
- Erdem 194
- Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten 183
- Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi 171
- Arış 106
- Höyük 78
- Belgeler 17
Yayınlayan Kurumlar
Yazarlar
- Nail Tan 19
- Sadettin Özçelik 10
- Hasan Ali ÇETİN 9
- Mehmet Ölmez 9
- Ahmet Karaman 6
Anahtar Kelimeler
- Osmanlı Devleti 57
- Ottoman Empire 51
- Osmanlı 43
- Ottoman 35
- Dokuma 29
- Türkiye 26
- Weaving 25
- İstanbul 22
- Halı 19
- Osmanlı İmparatorluğu 18
İSTANKÖY’DEKİ ESKİ TÜRK YER ADLARI
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2018, Cilt 66, Sayı 1 · Sayfa: 135-150
Özet
Bilinen en eski zamandan günümüze, bir dilin ve kültürün bir coğrafya üzerindekitâkibi, o coğrafya üzerinde bulunarak birer etno-kültürel iz olarak varlığını koruyanyer adlarının tespit edilmesiyle mümkündür. Bu sebeple yer adları (toponimler),kültürlerin ve dillerin coğrafya üzerindeki en önemli izleridir. Türklerin geçmiştengünümüze, hâkimiyet kazandıkları coğrafyalardaki kalıcı dil ve kültür etkilerininaraştırılması, doğal olarak Türk göç ve akınlarının akabinde gerçekleşen yerleşimhareketlerinin sonucunda, yerleşilen coğrafyalardaki dağlara, nehirlere, ovalarave yaylalara, tüm coğrafi şekillere ve kurulan yahut yerleşilen köylere, mahallelere,şehirlere takılan Türkçe isimleri filolojik cepheden araştırmakla başlayacaktır. Dilkültürel(Lingo-cultural) etki bağlamında, yer adları üzerinde yapılan çalışmalarınsonuçlarını analitik bir perspektifte incelemek gereği ayrıca doğmaktadır. Bu hedefleçalışmada, Osmanlı Türklerinin bir devamı ve bakiyesi olarak, Türk dünyasınınbatısında bulunan Ege adalarından biri olan İstanköy'deki şimdiye kadar unutulmuşTürklüğe ait yer adları filolojik bir düzlemde incelenmiştir. İstanköy'de yapılan saha çalışmasından elde edilen veriler ve eski harita verileri temel alınan esas kaynaklardır.
ANLAMDAŞ ADDEDİLEN BİRKAÇ KELİMENİN MANA FARKLARI HAKKINDA NOTLAR
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2018, Cilt 66, Sayı 1 · Sayfa: 165-175
Özet
Anlamdaş kelimelerin gerek varlığı gerekse mahiyeti ile ilgili dil bilimciler çeşitliaraştırmalar ortaya koymuşlardır. Bu çalışmada bu tür kelimelerde zamanla meydanagelen mana bulanıklığı veya mana kaybı ile ilgili birkaç örnek vererek konuyakatkı sağlamaya gayret edilecektir. "Dilde sadeleşme" gibi bazı sebepler birçokkelimeye sırt dönülmesine sebep olmuş; bu durum önce yazı dilinde, daha sonrazamanla konuşma dilinde kelimelerin unutulması veya manalarının bulanıklaşarakbirbirleriyle karışması neticesini doğurmuştur. Bu durumdan anlamdaş kelimeler denasibini almış, bazı kelimelerin manalarında eksilme ve değişme olması anlamdaşkelimeler arasındaki mana farklarının tamamen yok olmasına sebep olmuştur. Bazıanlamdaş kelimeler hem konuşma dilinden hem de yazı dilinden tamamen çıkmış,sadece lügatlerin bir köşesinde unutulmayı bekler hâle gelmiştir. Bu çalışmada eşanlamlı sayılan ve mana farkları unutulmuş ya da unutulmaya yüz tutmuş ikazihtar,fiil-amel, defetmek-refetmek, cem-haşir kelimeleri arasındaki mana farklarıincelenmiştir. Kelimelerin önce müteradif Türkçe sözlüklerdeki manaları verilmiş, daha sonra da farkları izah edilmiştir.
TÜRKİYE TÜRKÇESİ AĞIZLARINDA YAPIM EKLERİ I: YAZI DİLİNDE BULUNMAYAN YAPIM EKLERİ
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2018, Cilt 66, Sayı 1 · Sayfa: 73-114
Özet
Türkiye Türkçesi ağızları, yazı diline göre çok daha zengin bir yapım eki varlığınasahiptir. Türkiye Türkçesi ağızlarındaki yapım eklerinin sayısı yazı dilindeki yapımeklerinin iki katından fazladır. Ağızlardaki pek çok yapım eki, yazı diline göre dahaişlektir ve bu yapım eklerinin yazı dilinde görülmeyen pek çok farklı işlevi vardır. TürkiyeTürkçesi ağızlarındaki yapım eklerinden 140 kadarı yazı dilinde bulunmamaktadır.Tarihî lehçelerde mevcut olup da yazı dilinde unutulmuş olan pek çok yapım eki,Türkiye Türkçesi ağızlarında varlığını korumuştur, çağdaş lehçelerde kullanılanama Türkiye Türkçesi yazı dilinde bulunmayan yapım eklerinin birçoğu da çağdaşlehçelerdekine benzer işlevlerle Türkiye Türkçesi ağızlarında yer almaktadır. Bazıyapım ekleri ise tarihî ve çağdaş lehçelerde bulunmamakta, Türk dili coğrafyasındasadece Türkiye Türkçesi ağızlarında görülmektedir. Türkiye Türkçesi ağızlarındakibazı yapım ekleri ve bu eklerle kurulu birtakım kelimeler tarihî lehçelerde nadirgörülen yapım eklerinin varlığını doğrulamakta, Türk dili tarihinin pek çok sorununaışık tutmakta ve bu sorunların çözümüne katkı sağlamaktadır.
RAIHAN MUHAMEDOWA (2016). KAZAKH: A COMPREHENSIVE GRAMMAR (ROUTLEDGE COMPREHENSIVE GRAMMARS) (1.BASKI). ROUTLEDGE. 299 S.
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2018, Cilt 66, Sayı 1 · Sayfa: 189-191
Özet
Adını "Kazakçanın Kapsamlı Grameri" diye çevirebileceğimiz bu kitap,Justus Liebig Üniversitesi Türkoloji Bölümü'nde, Almanya / Giessen, çalışanDr. Raikhangul Mukhamedova tarafından hazırlanmıştır. Routledge, kitabınarka kapak yazısında yer alan kısa bilgide kitap "İngilizce olarak yayımlananKazakçanın ilk ayrıntılı inceleme.'' olarak nitelendirilmiştir.İÇİNDEKİLER kısmında (s.vii) sırasıyla: KISALTMALAR LİSTESİ(s.xv), KAZAK ALFABESİ (s.xvii), KAZAKÇANIN GENEL ÖZELLİKLERİ(s.xviii), 1. BÖLÜM SÖZ DİZİMİ; toplam on yedi ana başlık ve altmışdokuz alt başlık (s.1 - 164), 2. BÖLÜM MORFOLOJİ / BİÇİM BİLGİSİ(s. 165 - 272); İlki Kazakça isimler dört ana başlığa ayrılıp toplam 20alt başlık, ikincisi Kazakça fiiller, bir ana başlık ve yedi alt başlık, üçüncüsüDiğer sözcük türleri altı ana başlık ve on altı alt başlık olarak üçe ayrılmıştır ve son bölüm ise FONOLOJİ
DENİZCİLERİN TÜRKÇEYE KAZANDIRDIKLARI İKİ TERİM: “SÜTLİMAN” VE “KÖRBASTON”
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2018, Cilt 66, Sayı 1 · Sayfa: 63-71
Özet
Bu makalede özel dillerden biri olan denizci jargonu bağlamında "Türk gemicidili" ele alınarak, yabancı dillerden Türkçeye geçmiş iki terim incelenmiştir. Türkdenizciler arasında, havanın (rüzgârın) ve denizin durgun durumunu tanımlayan"sütliman" ile yelken dönemi gemilerinde cıvadranın altına dikine olarak bağlanmış,ağaç veya demir bir çubuğun adı olan "körbaston" terimlerinin Türkçe dil varlığıiçindeki durumları değerlendirilmiş ve söz konusu terimlerin, somut olmayan birerkültürel miras örneği olarak kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar değişmedenulaştıkları tespit edilmiştir.
DERLEME SÖZLÜĞÜ’NDE LAZCA UNSURLAR
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2018, Cilt 66, Sayı 1 · Sayfa: 115-134
Özet
Bu makalede, Türkiye'de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü 'nde yer alan Lazcaunsurlar incelenmiştir. Söz konusu bu 30 kelime, aşağıda değinileceği gibi, daha çokLazca konuşulan Rize ve Artvin illerinin sahil kesiminden derlenip DerlemeSözlüğü 'ne eklenmiştir. Anadolu ağızlarına girmiş Lazca unsurların oldukça sınırlıolduğu, Derleme Sözlüğü 'nde yer alsa bile bazı kelimelerin aslında Türkçeye geçmiş sayılamayacağı da tartışılan bir başka konudur.
YUSUF ALPEREN AYDIN, Müteşebbis ve Devlet: 18. Yüzyılda Peksimetçibaşı Nureddin Ağa’nın Yükselişi, Kitabevi, İstanbul 2016. [Kitap Tanıtımı]
Belleten · 2018, Cilt 82, Sayı 294 · Sayfa: 755-758 · DOI: 10.37879/belleten.2018.755
Özet
Sanayi devrimi öncesi yüzyıllarda orduyu savaş alanına götürmek ve ordunun ihtiyaçlarını karşılayarak disiplin altında tutabilmek hükümdarlar ve komutanlar için savaşın kendisinden daha büyük çaba gerektiriyordu. 18. yüzyıla gelindiğinde orduların büyümesiyle karşılaşılan engeller de büyüdü. Bu yüzyılda özellikle Avrupa devletleri büyüyen orduları finanse edebilmek için bütçelerinin bazen tamamını harcıyor ve zaman zaman bütçelerini aşarak iç veya dış borç alımına gidebiliyorlardı.Bu noktada, devletler özellikle iki konuda büyük sorun yaşıyorlardı: taşradaki vergi kaynaklarından gelirlerin maksimum oranda toplanması ve ordunun yiyecek, mühimmat ve yem ihtiyaçlarının karşılanması. Dönemin Avrupa devletleri ilk sorunu çözebilmek için literatürde tax farming adı verilen sistemden sıklıkla yararlanırken, Osmanlı Devleti bunun benzeri olan iltizam ve malikane sistemlerini kullanmayı tercih etti.
EVREN KÜÇÜK, Türkiye-İsveç İlişkileri (1914-1938) / Turkey-Sweden Relations (1914- 1938), Publications of Turkish Historical Society, Ankara 2017. [Book Review]
Belleten · 2018, Cilt 82, Sayı 294 · Sayfa: 759-762 · DOI: 10.37879/belleten.2018.759
Özet
The purpose of this book review is to fulfi ll the absence of comprehensive study on the Turkey-Sweden relations both Sweden and Turkey yet. Turkey-Sweden Relations (1914- 1938) is an original work, which is suitable for scientifi c criteria and prepared as a doctoral thesis, receives the details of the relations of both countries for the fi rst time in detail, and sheds light on the last years of the Ottoman Empire and the early Republican period of Turkey. Very rich sources are used in this work with a simple language and style. As it is seen that in preparation of the book the sources of the foreign archives and local archives such as Sveria Riksarkivet (Sweden State Archives), Sveria Krigsarkivet (Sweden Military Archives), Kungliga Bibliotek (Sweden Royal Library), Uppsala University, Carolina Rediviva Library, The National Archives (London), League of Nations Photo Archive, Prime Ministry Republican Archives, Prime Ministry Ottoman Archives, Red Crescent Archives, Presidency Archive, Foreign Ministry Archives, Istanbul Sea Museum Archive, Turkish Revolution History Institute Archives have been used. Additionally, the book uses domestic and foreign literature, newspapers and magazines.
The Evaluation of Some Claims of Western Travelers and Researchers about the Crypto-Christions in Trabzon (Trebizond) and its Vicinity in the XIX. Century
Belleten · 2018, Cilt 82, Sayı 294 · Sayfa: 531-567 · DOI: 10.37879/belleten.2018.531
Özet
Tam Metin
XXIX. century is the period through which the Ottoman State radically went some military, admnistrative, social, cultural and economic changes. Especially, when the Tanzimat was declared in 1839, non-muslims were granted some rights such as the guarantee of life, honor and property of the subjects, the equal status between the Muslims and the non-muslims and the equality before the law. Thus, in the course of time following the Tanzimat and the Islahat Edicts, some changes took place in the social, political, economic lives of both Muslims and non-muslims. Even though some had the Muslim identity, they practiced deception and retained their old faiths and rites. Paralel to the emergence of some political, social and edonomic changes peculiar to the XIX. century, when they were granted some rights, they felt more secure under the wings of the Western powers. Subsequently, some of them declared that they are not Muslims and this time they wanted to benefi t from the advantages of being a Chrtistian. As in the case of Kurumlis living in the north of Gümüşhan in the Trabzon (Trebizon) Povince, some goups offi cially registered as Muslims openly started to declare that they are not Muslims and demanded to convert to their own faith especially following the Islahat Edict (1856) . The purpose of this study is to use the accounts of some Western travelers and researchers who came to Trabzon in the XIX. century and analyze, question and evaluate their opinions about the existence of the Crypto-Christians living in Trabzon and in its vicinity.
Kıbrıs Hala Sultan Tekkesi Şeyhleri Üzerine Bir Araştırma (1570-1878)
Belleten · 2018, Cilt 82, Sayı 294 · Sayfa: 483-510 · DOI: 10.37879/belleten.2018.483
Özet
Tam Metin
Hz. Peygamberin sütannesinin kardeşi Ümmül Harâm bint-i Milhan el-Ensâriyye'nin türbesi Kıbrıs'ın Larnaka kentindedir. Genellikle kabul edildiğine göre Müslümanların Kıbrıs'a yaptığı ilk sefere katılmış ve Kıbrıs'ı fethetmek için M. 649 yılı ilkbaharında kocası Ubada ibn-as-Samit ile birlikte Suriye'den ayrılmıştır. Ordu Kıbrıs'a çıktığı zaman bindiği katırdan düşerek gömülü olduğu yerde vefat etmiştir. Osmanlıların Kıbrıs'ı fethinin ardından, mezarının bulunduğu yere ayrı bir önem verilmiş, bazı mülkler onun türbesi için vakfedilmiş ve türbenin muhafazası için türbedarlar tayin edilmiştir. Söz konusu türbenin Osmanlı öncesi dönemde inşa edilip edilmediği kesin olarak bilinmese de türbenin ve türbedarların Osmanlı döneminde ve 17. yüzyılın ilk yıllarından itibaren var olduğu anlaşılmaktadır. Kıbrıs Türklerinin "Hala Sultan Tekkesi" olarak andığı türbe bugün de varlığını ve kutsallığını sürdürmektedir. Bununla birlikte Osmanlı döneminde Hala Sultan Tekkesinin şeyhleri hakkında yapılmış kapsamlı bir araştırma bulunmamaktadır. Bu nedenle çalışmanın amacı, adanın Osmanlı yönetiminde bulunduğu dönemde (1570-1878) türbede/tekkede görev yapan şeyhleri tespit etmek ve tekkenin/türbenin tarihinin aydınlatılmasına katkıda bulunmaktır. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi ile Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgeleri ve Kıbrıs Şer'iye Sicilleri bu çalışmanın temel kaynakları olacaktır.