1497 sonuç bulundu
Dergiler
- Belleten 381
- Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi 311
- Erdem 204
- Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten 193
- Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi 178
- Arış 122
- Höyük 88
- Belgeler 20
Yayınlayan Kurumlar
Yazarlar
- Nail Tan 19
- Sadettin Özçelik 10
- Hasan Ali ÇETİN 9
- Mehmet Ölmez 9
- Ahmet Karaman 6
Anahtar Kelimeler
- Osmanlı Devleti 58
- Ottoman Empire 54
- Osmanlı 43
- Ottoman 35
- Dokuma 29
- Türkiye 28
- Weaving 26
- İstanbul 24
- Osmanlı İmparatorluğu 20
- Turkish 20
DENİZCİLERİN TÜRKÇEYE KAZANDIRDIKLARI İKİ TERİM: “SÜTLİMAN” VE “KÖRBASTON”
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2018, Cilt 66, Sayı 1 · Sayfa: 63-71
Özet
Bu makalede özel dillerden biri olan denizci jargonu bağlamında "Türk gemicidili" ele alınarak, yabancı dillerden Türkçeye geçmiş iki terim incelenmiştir. Türkdenizciler arasında, havanın (rüzgârın) ve denizin durgun durumunu tanımlayan"sütliman" ile yelken dönemi gemilerinde cıvadranın altına dikine olarak bağlanmış,ağaç veya demir bir çubuğun adı olan "körbaston" terimlerinin Türkçe dil varlığıiçindeki durumları değerlendirilmiş ve söz konusu terimlerin, somut olmayan birerkültürel miras örneği olarak kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar değişmedenulaştıkları tespit edilmiştir.
DERLEME SÖZLÜĞÜ’NDE LAZCA UNSURLAR
Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2018, Cilt 66, Sayı 1 · Sayfa: 115-134
Özet
Bu makalede, Türkiye'de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü 'nde yer alan Lazcaunsurlar incelenmiştir. Söz konusu bu 30 kelime, aşağıda değinileceği gibi, daha çokLazca konuşulan Rize ve Artvin illerinin sahil kesiminden derlenip DerlemeSözlüğü 'ne eklenmiştir. Anadolu ağızlarına girmiş Lazca unsurların oldukça sınırlıolduğu, Derleme Sözlüğü 'nde yer alsa bile bazı kelimelerin aslında Türkçeye geçmiş sayılamayacağı da tartışılan bir başka konudur.
YUSUF ALPEREN AYDIN, Müteşebbis ve Devlet: 18. Yüzyılda Peksimetçibaşı Nureddin Ağa’nın Yükselişi, Kitabevi, İstanbul 2016. [Kitap Tanıtımı]
Belleten · 2018, Cilt 82, Sayı 294 · Sayfa: 755-758 · DOI: 10.37879/belleten.2018.755
Özet
Sanayi devrimi öncesi yüzyıllarda orduyu savaş alanına götürmek ve ordunun ihtiyaçlarını karşılayarak disiplin altında tutabilmek hükümdarlar ve komutanlar için savaşın kendisinden daha büyük çaba gerektiriyordu. 18. yüzyıla gelindiğinde orduların büyümesiyle karşılaşılan engeller de büyüdü. Bu yüzyılda özellikle Avrupa devletleri büyüyen orduları finanse edebilmek için bütçelerinin bazen tamamını harcıyor ve zaman zaman bütçelerini aşarak iç veya dış borç alımına gidebiliyorlardı.Bu noktada, devletler özellikle iki konuda büyük sorun yaşıyorlardı: taşradaki vergi kaynaklarından gelirlerin maksimum oranda toplanması ve ordunun yiyecek, mühimmat ve yem ihtiyaçlarının karşılanması. Dönemin Avrupa devletleri ilk sorunu çözebilmek için literatürde tax farming adı verilen sistemden sıklıkla yararlanırken, Osmanlı Devleti bunun benzeri olan iltizam ve malikane sistemlerini kullanmayı tercih etti.
EVREN KÜÇÜK, Türkiye-İsveç İlişkileri (1914-1938) / Turkey-Sweden Relations (1914- 1938), Publications of Turkish Historical Society, Ankara 2017. [Book Review]
Belleten · 2018, Cilt 82, Sayı 294 · Sayfa: 759-762 · DOI: 10.37879/belleten.2018.759
Özet
The purpose of this book review is to fulfi ll the absence of comprehensive study on the Turkey-Sweden relations both Sweden and Turkey yet. Turkey-Sweden Relations (1914- 1938) is an original work, which is suitable for scientifi c criteria and prepared as a doctoral thesis, receives the details of the relations of both countries for the fi rst time in detail, and sheds light on the last years of the Ottoman Empire and the early Republican period of Turkey. Very rich sources are used in this work with a simple language and style. As it is seen that in preparation of the book the sources of the foreign archives and local archives such as Sveria Riksarkivet (Sweden State Archives), Sveria Krigsarkivet (Sweden Military Archives), Kungliga Bibliotek (Sweden Royal Library), Uppsala University, Carolina Rediviva Library, The National Archives (London), League of Nations Photo Archive, Prime Ministry Republican Archives, Prime Ministry Ottoman Archives, Red Crescent Archives, Presidency Archive, Foreign Ministry Archives, Istanbul Sea Museum Archive, Turkish Revolution History Institute Archives have been used. Additionally, the book uses domestic and foreign literature, newspapers and magazines.
Geç Hitit Dönemi’nde Toroslardan Amanoslara Uzanan Bölgedeki Ekonomik Faaliyetler
Belleten · 2018, Cilt 82, Sayı 294 · Sayfa: 383-406 · DOI: 10.37879/belleten.2018.383
Özet
Tam Metin
M.Ö. 1200 yıllarında Hitit Devleti'nin yıkılışından sonra Anadolu'da ve Kuzey Suriye'de birbirinden bağımsız kent devletlerinin oluşturduğu yeni bir siyasal yapılanma görülür. Zaman içerisinde kendi kültürel ve ekonomik yapısını oluşturan bu kent devletlerinin Hititlerin devamı olduğu kabul edilir. Sahip oldukları jeopolitik konumları itibariyle Anadolu-Mezopotamya-Kuzey Suriye-Doğu Akdeniz arasında kilit noktasındadırlar. Özellikle Toroslar ve Amanoslarda bulunan geçitler bölgeler arasında etkileşimde önemli rol oynamıştır. İşte bu sebepten bölge politik ve ekonomik olarak önem kazanmıştır. Başta demir olmak üzere bakır, kurşun, çinko, gümüş açısından zengin olan bölge, yine sahip olduğu yerüstü zenginlik kaynaklarından dolayı da Assur'un ve çağdaşı olan Urartu; Frig gibi güçlü devletlerin düzenli sefer yapmasına yol açmıştır. Assur'un bölgeye yaptığı seferleri anlattığı yazılı belgeler -seferler sonucunda elde ettiği haraç adı altında aldıkları vergiler- bölgenin ekonomik faaliyetlerini anlamamız açısından önem arz etmektedir.
Tanzimat Döneminde Kıbrıs’ta Modern Belediyeciliğin Başlangıcı ve Lefkoşa Belediyesi
Belleten · 2018, Cilt 82, Sayı 294 · Sayfa: 587-626 · DOI: 10.37879/belleten.2018.587
Özet
Tam Metin
1571 itibarıyla bir Osmanlı adası olan Kıbrıs, Osmanlı yenileşme tarihinde özgün bir yer işgal eden Tanzimat döneminde, Akdeniz ticaretinde önemli bir uğrak limanı konumundadır. Devleti modernleştirme çabaları Osmanlı devletinde birçok kurumun ilk kez bu dönemde kurulması sonucunu doğurmuştur. Bunlardan bir tanesi de modern belediye idareleridir. İstanbul'da başlayan modern belediyelerin kurulması süreci kısa bir süre sonra Osmanlı taşrasını da kapsayarak gelişmiştir.Tanzimat modernleşmesinin öncelikli hedefi olan mülkî merkeziyetçiliği tesise yönelik reform çabaları, kent hizmetlerini yerine getiren geleneksel kurumların etkinliğini yitirmesi ve devletin Avrupa ekonomisine eklemlenmesi sonucunda artan ticarî faaliyetlerin zorunlu kıldığı yeni kent hizmetleri ihtiyacı, Kıbrıs'ta da belediyelerin kuruluş sürecini şekillendiren etkenler olmuştur. Bu bağlamda mevcut çalışma, Tanzimat döneminde Kıbrıs'ta modern belediye idarelerinin kuruluş şartlarını ve Osmanlı idaresinin adadaki son yıllarında Lefkoşa Belediyesi'ni konu edinmektedir. Çalışma üç temel başlık altında hazırlanmıştır. Birinci bölüm, Tanzimat öncesi dönemde beledî hizmetleri temsil eden İhtisab kurumu ve bunun Kıbrıs'taki yansımalarını içermektedir. İkinci bölümde, Tanzimat döneminde Osmanlı modern belediyeciliğinin başlangıcı çerçevesinde Kıbrıs'ta modern belediyelerin kuruluş süreci irdelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde, 1877/1878 itibarıyla, adanın idari merkezi konumundaki Lefkoşa'da mevcut belediye teşkilatı ile işleyişi incelenmiştir. Çalışmanın temel kaynaklarını, Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Bâb-ı Âli evrakı ile KKTC Girne Milli Arşivi ve Araştırma Dairesi belgeleri oluşturmuştur. Sonuç olarak, 1862 senesine gelindiğinde Lefkoşa'da kurulmuş olan Çarşı Meclisi, adada modern belediyelerin kuruluş sürecinin başlangıcını teşkil etmektedir. Ada'nın dış ticaret limanı olması hasebiyle konsoloslar ile yabancı tüccarın konuşlandığı Tuzla'da da benzer bir erken beledî örgütlenme girişimi söz konusu olmuştur. 1870'e gelindiğinde idari merkez olması yanında adanın en büyük çarşısına sahip Lefkoşa ile birlikte Tuzla, Leymosun, Girne, Baf, Mağusa ve Değirmenlik kazalarında belediye idareleri kurulmuştur.
İkinci Meşrutiyet Döneminde Arnavutların Eğitim Çalışmalarında Önemli Bir Aşama: Elbasan Maarif Kongresi
Belleten · 2018, Cilt 82, Sayı 294 · Sayfa: 675-698 · DOI: 10.37879/belleten.2018.675
Özet
Tam Metin
İkinci Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte Arnavutlar, ana dillerinde eğitim veren okulların açılması konusundaki taleplerinin önünde artık hiçbir engelin kalmadığını düşündüler. Bu bağlamda Arnavutluk'un çeşitli şehirlerinde birçok okul açtılar. Arnavut aydınlar, milli varlıklarının muhafazasının tek yolunun eğitim seviyesinin yükseltilmesinden geçtiğine inanıyorlardı. Bundan dolayı eğitim alanındaki faaliyetlere hız verdiler. Fakat bu gelişmeler Arnavutça eğitimin hangi alfabe ile yapılacağı tartışmalarını da beraberinde getirdi. Çünkü o döneme kadar Arnavutlar arasında farklı alfabeler kullanılmaktaydı ve bu durum, Arnavut toplumunda bölünmelere yol açıyordu. Arnavutlar; alfabe konusunda bir uzlaşıya varabilmek için bir yandan kongreler düzenlerken, diğer yandan da açılan okullarının tek merkezden kontrol edilmesi ve öğretmen ihtiyaçlarının karşılanması konularında çözüm arayışı içerisine girdiler. Nitekim bu amaçlar doğrultusunda Elbasan'da önemli bir kongre düzenlediler. Arnavutların eğitim hareketine yeni bir ivme kazandıran bu kongreyle eğitim alanında yapılacak faaliyetler masaya yatırıldı ve atılacak adımlar belirlenerek bir yol haritası çizildi. Akabinde zaman kaybetmeden alınan kararların uygulanmasına çalıştılar. Bu çalışmada, Arnavutların eğitim alanında ortaya koyduğu önemli faaliyetlerden biri olan Elbasan Kongresi, Meşrutiyet dönemi basını ve Osmanlı arşiv kaynakları üzerinden ele değerlendirilmektedir.
The Evaluation of Some Claims of Western Travelers and Researchers about the Crypto-Christions in Trabzon (Trebizond) and its Vicinity in the XIX. Century
Belleten · 2018, Cilt 82, Sayı 294 · Sayfa: 531-567 · DOI: 10.37879/belleten.2018.531
Özet
Tam Metin
XXIX. century is the period through which the Ottoman State radically went some military, admnistrative, social, cultural and economic changes. Especially, when the Tanzimat was declared in 1839, non-muslims were granted some rights such as the guarantee of life, honor and property of the subjects, the equal status between the Muslims and the non-muslims and the equality before the law. Thus, in the course of time following the Tanzimat and the Islahat Edicts, some changes took place in the social, political, economic lives of both Muslims and non-muslims. Even though some had the Muslim identity, they practiced deception and retained their old faiths and rites. Paralel to the emergence of some political, social and edonomic changes peculiar to the XIX. century, when they were granted some rights, they felt more secure under the wings of the Western powers. Subsequently, some of them declared that they are not Muslims and this time they wanted to benefi t from the advantages of being a Chrtistian. As in the case of Kurumlis living in the north of Gümüşhan in the Trabzon (Trebizon) Povince, some goups offi cially registered as Muslims openly started to declare that they are not Muslims and demanded to convert to their own faith especially following the Islahat Edict (1856) . The purpose of this study is to use the accounts of some Western travelers and researchers who came to Trabzon in the XIX. century and analyze, question and evaluate their opinions about the existence of the Crypto-Christians living in Trabzon and in its vicinity.
Kıbrıs Hala Sultan Tekkesi Şeyhleri Üzerine Bir Araştırma (1570-1878)
Belleten · 2018, Cilt 82, Sayı 294 · Sayfa: 483-510 · DOI: 10.37879/belleten.2018.483
Özet
Tam Metin
Hz. Peygamberin sütannesinin kardeşi Ümmül Harâm bint-i Milhan el-Ensâriyye'nin türbesi Kıbrıs'ın Larnaka kentindedir. Genellikle kabul edildiğine göre Müslümanların Kıbrıs'a yaptığı ilk sefere katılmış ve Kıbrıs'ı fethetmek için M. 649 yılı ilkbaharında kocası Ubada ibn-as-Samit ile birlikte Suriye'den ayrılmıştır. Ordu Kıbrıs'a çıktığı zaman bindiği katırdan düşerek gömülü olduğu yerde vefat etmiştir. Osmanlıların Kıbrıs'ı fethinin ardından, mezarının bulunduğu yere ayrı bir önem verilmiş, bazı mülkler onun türbesi için vakfedilmiş ve türbenin muhafazası için türbedarlar tayin edilmiştir. Söz konusu türbenin Osmanlı öncesi dönemde inşa edilip edilmediği kesin olarak bilinmese de türbenin ve türbedarların Osmanlı döneminde ve 17. yüzyılın ilk yıllarından itibaren var olduğu anlaşılmaktadır. Kıbrıs Türklerinin "Hala Sultan Tekkesi" olarak andığı türbe bugün de varlığını ve kutsallığını sürdürmektedir. Bununla birlikte Osmanlı döneminde Hala Sultan Tekkesinin şeyhleri hakkında yapılmış kapsamlı bir araştırma bulunmamaktadır. Bu nedenle çalışmanın amacı, adanın Osmanlı yönetiminde bulunduğu dönemde (1570-1878) türbede/tekkede görev yapan şeyhleri tespit etmek ve tekkenin/türbenin tarihinin aydınlatılmasına katkıda bulunmaktır. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi ile Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgeleri ve Kıbrıs Şer'iye Sicilleri bu çalışmanın temel kaynakları olacaktır.
Rusya-İran (Kaçar) İlişkileri Adına Dehşet Verici Bir Hadise: Rusya’nın Tahran Başkonsolosluğu Baskını ve Büyükelçi Aleksandr Griboedov ve Maiyetinin Katledilmesi (11 Şubat 1829)
Belleten · 2018, Cilt 82, Sayı 294 · Sayfa: 569-586 · DOI: 10.37879/belleten.2018.569
Özet
Tam Metin
Diplomasi tarihinin en elim vakıalarından biri 11 Şubat 1829 tarihinde Tahran'da meydana gelmiştir. Rusya ve İran (Kaçar) devletleri arasında iki yıl süren savaşın ardından imzalanan Türkmençay Antlaşması, iki ülke arasında diplomatik misyonların oluşturulmasını gündeme getirmekle birlikte, antlaşma maddelerinin uygulanması konusunda ortaya çıkabilecek sıkıntıların büyükelçilik nezdinde çözüme kavuşturulmasını da öngörmekteydi. Ancak savaşın geride bıraktığı husumetler, ilk kez böyle bir görev ifa eden Rus Büyükelçi Griboedov'un hataları, bölgede söz sahibi olmak isteyen diğer aktörler, dini fanatizm boyutunda yaşayan halkın inancını istismar eden provokatörler ve birtakım talihsizlikler bir araya gelince, iki ülke diplomasisi adına eşine benzerine rastlanılamayacak derecede büyük bir trajedi ortaya çıktı. Rus Büyükelçilik delegasyonunun neredeyse tamamının katledildiği 11 Şubat'taki baskının ardından kopması beklenen fırtına ise Rusya'nın içinde bulunduğu siyasi konjonktür sebebiyle akim kalmıştır. Bu çalışmada, dönemin ana kaynakları ışığında 11 Şubat 1829 tarihli Rus Büyükelçiliği baskını mercek altına alınacak, nedenleri ve sonuçları üzerinde bir takım tespitlerde bulunulacaktır.