1497 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Son 10 yıl
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

AZERBAYCAN ÂŞIK EDEBIYATI TARIHINI ÖNEMLI ÖLÇÜDE DEĞIŞTIREN BIR KITAP: DOĞRU YANLIŞ SEÇILIR HAKK’IN DIVANINDA

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2018, Sayı 45 · Sayfa: 413-417
2017 yılında Bakü'de Azerbaycan âşık edebiyatını (Azerbaycan'da âşık sanatı/aşıq seneti deniliyor) önemli ölçüde değiştiren, altı değerli âşığın hayatıyla ilgili bilgileri yeniden gündeme getiren bir inceleme yayımlandı: Nazir Ehmedli, Haqq Nahaqq Seçiler Haqq Divanında/Doğru Yanlış Seçilir Hakk'ın Divanında, Bakü 2017, 288 s. Bilimsel sorumlusu/ilmî redaktörü Akademik Nizami Caferov, inceleyip olumlu rapor yazan bilim adamı ise Azerbaycan Millî İlimler Akademisi (AMEA) Folklor Enstitüsü Şube Müdürü Halk Bilimci Ali Şamil'dir.

ÖZBEKISTAN’DA İKI KUTLAMA VE ULUSLARARASI BIR SEMPOZYUM

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2018, Sayı 45 · Sayfa: 419-423
Ortaçağda Özbekistan medreselerinde Orta Asya ve dünya bilim tarihini önemli ölçüde etkileyen bilim adamları yetişmiş, bu bilim adamları yetiştikleri medreselerde ders vermişlerdir. Ne yazık ki, bu gelişme yeni ve yakın çağda sürdürülememiş, Avrupa bilim ve tekniğinin gölgesinde kalmıştır. O hâlde, medreselerin yerini alan üniversitelerin üzerlerine düşen görevi yerlerine getirip tekrar İslam dünyasının bilim ve uygarlığın merkezi olmasını sağlamaları gerekir.

KIRGIZCA-TÜRKÇE SÖZLÜK

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2018, Sayı 45 · Sayfa: 409-412
Kırgız Türklerinde sözlük çalışmaları ise yazıya oldukça geç bir dönemde geçmiş olmalarından dolayı, yakın dönemde başlamıştır. İlk sözlük çalışması Sovyetler Birliği döneminde, Türkolog Konstantin Kuzmiç Yudahin tarafından yapılmıştır. Yudahin'in standart Kırgız Türkçesinin oluşturulmasında önemli bir yere sahip olan "Kirgizsko-Russkiy Slovar"dan (Kırgızca-Rusça Sözlük) sonra Kırgız araştırmacılar tarafından pek çok sözlük çalışması yapılmıştır.

PROF. DR. KADIR KADIRZADE

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2018, Sayı 45 · Sayfa: 429-430
Azerbaycan'ın tanınmış bilim insanlarından, Azerbaycan Millî İlimler Akademisinin (AMEA) Muhabir/Haberleşme Üyesi Prof. Dr. Kadir Kadirzade ikâmet ettiği Nahçıvan'da 8 Mart 2018 Perşembe günü hayata gözlerini yumdu. Cenazesi, ertesi gün dinî törenin ardından doğduğu Nahçıvan'ın Babek ilçesi Cehri köyünün mezarlığında toprağa verildi.

İSMAIL AHMEDOV ÇAVUŞEV

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2018, Sayı 45 · Sayfa: 425-428
Bulgaristan Türk edebiyatının önemli şair ve yazarlarından İsmail Ahmet/ Ahmedov Çavuşev/Çavuş, 29 Eylül 2017 tarihinde Sofya'da hayata gözlerini yumdu. Cenazesi, 2 Ekim 2017 günü dinî törenin ardından Bankya Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Birinci TBMM’de Burdur Milletvekili Mehmet Akif (ERSOY) ve Faaliyetleri

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2018, Cilt XXXIV, Sayı 97 · Sayfa: 1-54
Tam Metin

Birinci Dünya Savaşı sonrası başlayan işgaller Mehmet Akif'i Anadolu'ya geçme yönünde teşvik etmiştir. Mehmet Akif'in Anadolu'ya geçişinde Mustafa Kemal Paşa'nın daveti de etkili olmuştur. Mehmet Akif, oğlu Emin ve Ali Şükrü Bey 24 Nisan 1920 tarihinde Ankara'ya ulaşmıştır.

Mehmet Akif, Ankara'ya gelişinin ardından, halkı milli mücadeleye çağırmak, bilinçlendirmek ve olumsuz propagandaların etkisini zayıflatmak amaçlarıyla, Eskişehir, Burdur, Sandıklı, Dinar, Antalya gibi yerleşim yerlerini ziyaret etmiştir.

Burdur'dan seçilen milletvekillerinden vefat ve istifa edenlerin yerine yapılan seçimde Burdur'dan milletvekili seçilmiştir. Aynı zamanda Biga'dan da milletvekili seçilmesi nedeniyle Biga milletvekilliğinden istifa etmiş, Burdur milletvekilliğini tercih etmiştir.

Meclis'te oluşturulan "İrşat Encümeni"nde görev almış, Konya'da çıkan karışıklıklar üzerine, Konya'ya gönderilmiştir. Konya'dan Afyon ve Eskişehir'e geçmiştir. Çankırı ve Kastamonu'ya ziyaretlerde bulunmuştur. İrşat Encümeni dışında Maarif Encümeni'nde de görev almıştır.

Meclis tarafından açılan milli marş yarışmasına para ödülü olduğu için katılmayan Mehmet Akif, Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey tarafından ikna edilmiş ve bir milli marş kaleme almıştır. Bu marş Meclis'te 12 Mart 1921 tarihinde kabul edilmiştir.

Mehmet Akif Ankara'da bulunduğu zamanlarda Meclis'te çeşitli takrir ve teklifler yoluyla veya birtakım oylamalarda düşüncesini/tepkisini göstererek Meclis çalışmalarına katılmıştır.

Büyük Taarruzun hemen sonrasında Ankara'dan Eskişehir'e oradan Afyon'a gitmiş, muharebe meydanlarını dolaşmıştır. Ankara'ya dönüşü sonrası Edirne'ye gitmiştir. Edirne'den İstanbul'a geçmiş ve İstanbul'da görüştüğü Prens Abbas Halim Paşa kendisini Mısır'a davet etmiştir. Ankara'ya döndükten sonra Maarif Encümeni üyeliğinden istifa etmiştir. Meclis'in seçim kararı almasıyla birlikte sonraki dönem için milletvekilliğine aday olmamış, Birinci TBMM ile birlikte Mehmet Akif'in milletvekilliği de son bulmuştur. Mehmet Akif, ailesiyle Ankara'dan ayrılmış ve İstanbul'a taşınmıştır. 1923 senesi Eylül sonlarında Mısır'a gitmiştir.

Devrinin Üç Bakanı Gözünden Mustafa Kemal Paşa

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2018, Cilt XXXIV, Sayı 97 · Sayfa: 55-80
Tam Metin

Bu çalışmada Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yakın çalışma arkadaşları arasında nasıl görülüp, algılandığının ipuçlarını veren, 1926 yılı Mart ayı içerisinde Vakit gazetesinde "Gazi Paşa'yı Nasıl Tanıdınız?" başlığıyla Arif Oruç imzasıyla yayınlanan bir röportaj dizisi ele alınmıştır. Dönemin tanınmış gazetecilerinden biri olan Arif Oruç'un Hariciye Vekili Tevfik Rüşdü, Hariciye Encümeni Reisi ve daha sonra Dâhiliye Vekili olacak Şükrü Kaya ve Maarif Vekili Mustafa Necati Beyler ile yapmış olduğu görüşmeler hem Mustafa Kemal Atatürk'ün biyografisinde hem de görüşlerini bildiren isimlerin biyografilerinde eksik kalan bir takım noktaları tamamlaması bakımından oldukça değerlidir. Sözü edilen röportajlarda her üç isme de aynı soruları yönelten Arif Oruç vekillerden; siyasette, idarede, askerlikte, hitabet ve kalem gücünde, inkılapçılıkta Atatürk'ü nasıl tanımladıklarını sormuştur. Bu soruların yanı sıra vekillerin Gazi Paşa ile ilk tanışma hikâyelerini de gazetedeki tefrikalarda değerlendiren Oruç, son olarak Atatürk'ü tarihteki diğer büyük isimlerle kıyaslamalarını istemiştir. Üç isim de samimi ve sıcak bir ortamda gelişen mülakatlarda içtenlikle muhabirin sorularını yanıtlayarak tarihe önemli bir not düşmüştür.

Bu röportaj dizisinin çalışmamızda yer almasının önemli yanı ise gerek Tevfik Rüştü Aras gerek Mustafa Necati gerekse de Şükrü Kaya ile ilgili yapılan çalışmalarda daha evvel bu bilgilerin kullanılmamış olmasıdır. Bu çalışma ileride hem bu üç mümtaz şahsiyet hem de Atatürk hakkında yazılacak eserlere biyografik katkılar sunacaktır.

I. Dünya Savaşı Başlarında Osmanlı Basınında Rusya Müslümanları

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2018, Cilt XXXIV, Sayı 97 · Sayfa: 81-108
Tam Metin

I. Dünya Savaşı'nda sansür yoluyla denetim altına alınan basın yayın organları, savaşan ülkelerin propaganda araçları hâline getirilmiştir. Osmanlı gazeteleri de bu bağlamda kendi devletlerinin siyasî ve askerî amaçları kapsamında faaliyet göstermiş, kamuoyunu bu doğrultuda etkilemeye çalışmıştır. Osmanlı Devleti'nin, savaşın ilk günlerinden itibaren Rusya Müslümanlarını ayaklandırma çabaları, Rusya Müslümanlarını, özellikle de Kafkas halklarını Osmanlı basınının ilgi odağı hâline getirmiştir. Ancak Sarıkamış yenilgisinden sonra bu tür ayaklandırma girişimlerinin başarı şansı kalmadığı görülünce yaklaşık üç ay süren yoğun ilgi yerini derin bir sessizliğe bırakmıştır. Bu çalışma, Osmanlı Devleti'nin Rusya Müslümanlarına yönelik söz konusu plan, proje ve uygulamalarını dönemin belli başlı basın organları üzerinden okuyarak analiz etmeyi amaçlamaktadır.

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikasında Çok Yönlü Bir İnce Diplomasi Uygulaması: Siyasal, Hukuksal ve Askerî Boyutlarıyla Hatay’ın Türkiye’ye Katılma Süreci (1921-1939)

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2018, Cilt XXXIV, Sayı 97 · Sayfa: 139-178
Tam Metin

Misak-ı Millî sınırları içerisinde yer alan İskenderun Sancağı (Hatay), gerek Millî Mücadele döneminde gerekse Lozan Barış Antlaşması sırasında ve sonrasında Türk dış politikasının hassasiyet noktalarından birini oluşturmuştur. İçerisinden geçilen dönemin şartlarının zorlaması sonucunda Ankara İtilafnamesi (1921) ve Lozan Barış Antlaşması'yla (1923) Misak-ı Millî sınırları dışında kalan Hatay, 1930'lu yılların ikinci yarısıyla birlikte Türkiye'nin dış politikasında birincil önceliğe haiz bir mesele haline gelmiştir. Bu çerçevede, Hatay'ın Türkiye'ye dahil edilmesi sürecinde uluslararası ortamda uygulamaya konan dış politikanın temelinde yer alan caydırıcı diplomasi stratejisi, büyük ölçüde Mustafa Kemal Atatürk'ün kişisel hassasiyeti ve uluslararası konjonktürü iyi tahlil edip; konuyla ilgili olarak ortaya koyduğu gerçekçi, pragmatist ve meşruiyete dikkat eden tutum ve davranışlar çerçevesinde şekillenerek, uluslararası hukuk ve diplomasi yoluyla Türk dış politikası tarihinde önemli bir başarıya imza atılmıştır. Bu çalışmada; Hatay'ın, Türkiye'ye katılması sürecinde ortaya konan dış politika ve bu süreçte izlenen caydırıcı diplomasi stratejisi askerî, siyasi ve hukuksal boyutlarıyla ele alınıp değerlendirilecektir.

Çin Devlet Televizyonunda Türk İnkilâbının Temsili: “Kemal İhtilâli” Belgeseli Örneği

Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · 2018, Cilt XXXIV, Sayı 97 · Sayfa: 179-198
Tam Metin

Mustafa Kemal Atatürk'ün istiklâl çabaları ve devrimleri Çin Halk Cumhuriyeti devlet televizyonu olan CCTV'nin hazırladığı "Dünya Tarihi" programının 82. bölümünde bir belgesel ile anlatılmıştır. "Kemal İhtilâli" adı verilen bu belgesel yarım saat sürmektedir. Belgeselde Atatürk'ün yıkılan bir imparatorluktan modern bir ulus devlet oluşturma çabaları bu sistemin gözünden işlenmektedir. Bu makalede CCTV'nin hazırladığı "Kemal İhtilâli" belgeseli Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti'nin dünyadaki etkisi, yansıma ve algılanışı açısından değerlendirilmiştir. Belgeselde kullanılan görüntüler ve dil bu kapsamda ele alınmış ve bu etki ve algılanış biçimleri çözümlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla araştırmada nitel içerik analizi kullanılmıştır. Çin Halkının bilinçlendirilmesi için yapılan bu belgeselde hâlihazırdaki rejimin sağlamlaştırılması amaçlanmıştır. "Kemal İhtilali" belgeselinde amaçla; bağımsızlık, halk hareketi, emperyalizme karşı kurtuluş mücadelesi ve Mustafa Kemal Atatürk'ün liderlik anlayışı ile çabaları işlenmiştir. Bu kurtuluş mücadelesi bir başkaldırı olarak nitelendirilmiş ve modern bir ulusun başlangıcı olarak verilmiştir. Belgeselde başkaldırıya liderlik eden Mustafa Kemal Atatürk, büyük bir lider olarak gösterilmiş ve Çin liderleri gibi anlatılarak yüceleştirilmiştir.