1421 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Son 10 yıl
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

18. Yüzyılda Girit’te Cizye Uygulaması ve Toplumsal Etkileri

Belleten · 2017, Cilt 81, Sayı 290 · Sayfa: 135-158 · DOI: 10.37879/belleten.2017.135
Tam Metin
Cizye, İslam egemenliği altında yaşayan kitap ehli gayrimüslimlerin şer'i esaslara göre ödemekle yükümlü oldukları baş vergisidir. Cizye uygulaması Osmanlı İmparatorluğu'nda vergi sisteminin önemli bir parçasıdır. Cizye uygulamasına ilişkin tespitler önemli bir vergi kalemini ele almamızı sağlar. Bunun yanı sıra sosyo-ekonomik yapıya ilişkin çok önemli verilere cizye kayıtları sayesinde ulaşılabilir. Girit'te Osmanlı egemenliğinde gerçekleştirilen cizye düzenlemeleri ve buna bağlı olarak oluşturulan cizye defterleri hem adanın nüfus yapısına hem de gayrimüslimlerin ekonomik statüsüne ilişkin temel kaynaklardır. Çalışmamızda Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunan belgeler ve 18. Yüzyıl Girit Şeriye Sicilleri incelenerek bu döneme ilişkin cizye uygulamasının özellikleri aşağıdaki başlıklar çerçevesinde incelenmiştir. a-Cizye uygulamasında meydana gelen değişiklikler ve ortaya çıkan şikayetler. b-Cizye mükelleflerinin ve muafiyetlerin belirlenmesi. e.Vakıf köylerinde cizye uygulamasında mütevellilerin yol açtığı yakınmalar.

КӨНЕ ЖӘНЕ ОРТА ҒАСЫР ЕСКЕРТКІШТЕРІНДЕГІ КӨСЕМШЕ ФОРМАЛАРЫ

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2017, Sayı 43 · Sayfa: 251-258
Zarf-fiil, fiilleri geçici zarf yapan biçim birimlerdir. Zarf-fiil yapıları tarihî dönemlerden beri kendisine özel gelişmeler göstermiştir. Eski yazıtlardaki bazı zarf-fiil yapıları günümüze kadar değişerek ulaşmış, bazıları ise bugüne gelememiştir. Günümüz Türk yazı dillerindeki bazı zarf-fiil yapıları ise eski metinlerde görülmemektedir. Bu makalede tarihî dönemlerdeki zarf-fiil şekillerinin kalıplaşma süreçleri ele alınmıştır. Orkun Anıtları, "Divanü Lûgati't-Türk" ve Ermeni Kıpçakçasının metinlerinde kullanılmış zarf-fiil şekilleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. İncelenen zarf-fiil yapıları günümüz Kazakçasındaki şekillerle yapı ve işlevleri bakımından karşılaştırılmıştır.

KIRGIZ TÜRKÇESİNDE “KARA-” DUYU FİİLİ: ANLAMSAL ÖZELLİKLERİ VE KAVRAM ALANI ÜZERİNE

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2017, Sayı 43 · Sayfa: 9-24
Kırgız Türkçesinde çok yaygın kullanılan görsel duyu fiillerinden biri "kara-" duyu fiilidir. Bu fiil bilinçli ve istemli bir hareketlilik içeren aktif duyu fiilidir ve görsel duyu fiillerinin çekirdek eylemlerinden biridir. "Kara-"duyu fiili geniş metinsel sıklığa sahip olmakla birlikte, anlamca kaynaşmış fiillerin önemli kütüğünü de oluşturmaktadır. Bu çalışmada modern Kırgız Türkçesi edebî dilinin sözlüklerinden ve edebî metinlerden derlenen örneklerden "kara-" duyu fiilinin farklı kullanımları ve anlamsal özellikleri, insanların algılama etkinliğinin bağlandığı zihinsel ve ruhsal süreçlerle ilişkili olarak sözcüksel anlam bilimi çerçevesinde incelenmeye alınmıştır. Dil bilimi açısından da çok esnek yapıya sahip olan "kara-" duyu fiilinin farklı yardımcı fiillerle kullanımı da yaygındır. Kırgız Türkçesinde çok sık rastlanan fiillerin yardımcı fiillerle birlikte kullanımları olgusunun asıl fiillere kazandırdığı anlamsal farklılıklar, "cat-, kal-, otur-, tur-" gibi yardımcı fiiller örneğinde ele alınmış ve eldeki teorik bilgilere uygun olarak tespit edilen tüm anlamsal özellikleri tanımlanmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu çalışma son yıllarda Türkoloji alanında artmaya başlayan sözcüksel anlam bilimi çalışmalarına yararlı bir kaynak olması ve katkı sağlaması amacıyla ortaya konulmuştur.

DÎVÂN-I HİKMET’İN YENİ BİR NÜSHASI “KÖKŞETAV NÜSHASI”

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi · 2017, Sayı 43 · Sayfa: 207-233
Hoca Ahmet Yesevî ve onun müritleri tarafından yazıya geçirilen hikmetler bütün Türk Dünyasının manevi gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Hikmetler, 11-12. yüzyıllarda söylenmiş olmakla birlikte daha geç bir dönemde ve genellikle Çağatay Türkçesi ile kaleme alınmışlardır. Hikmetlerin toplandığı kitaplara "Dîvân-ı Hikmet" adı verilmiştir. Biz, şimdiye kadar "Dîvân-ı Hikmet"in üç nüshasından haberdar idik. 2016 yılı- nın Aralık ayında Kazakistan'ın Kökşetav şehrinde Akmola Eyaleti Kültür İdaresine bağlı Edebiyat ve Sanat Müzesi tarafından "Hoca Ahmet Yesevî Mirası: Önemi, Niteliği ve Etkileri" isimli ulusal bir konferans düzenlenmiştir. Bu konferansta "Dîvân-ı Hikmet"in yeni bir nüshasının bulunduğu haberi verilmiştir. Bu nüsha Kökşetav'da bulunmuştur ve Kökşetav'daki Edebiyat ve Sanat Müzesinde korunmaktadır. Kazak bilim adamı İymangazi Nurahmetulı bu nüshayı Kazakçaya aktarmıştır. Biz yazımızın giriş kısmında Nurahmetulı'nın çalışmasını da göz önünde tutarak bugüne kadar "Dîvân-ı Hikmet" üzerine yapılan çalışmalar hakkında genel bilgiler verdikten sonra yeni nüshanın nasıl bulunduğuna ve Kökşetav'daki müzeye nasıl ulaştırıldığına değindik. Ayrıca nüshayı diğer nüshalardan ayıran imla ve gramer özellikleri üzerinde durduk. Hayati Bice'nin Türkiye Diyanet Vakfı Yayınlarından çıkan "Divan-ı Hikmet" çalışması esas alınarak yeni nüshanın ilk 10 sayfasının transkripsiyonu ve Türkiye Türkçesine aktarmasına yer verdiğimiz bölümde farklılıkları dipnotlarla gösterdik. Yazının son bölümünde ise değerlendirme ve önerilerde bulunduk. Ekler bölümünde nüshanın ilk 10 sayfasının tıpkıbasımı bulunmaktadır.

ET-TUHFETÜ’Z-ZEKİYYE Fİ’L-LUGÂTİ’T-TÜRKİYYE’DE FARSÇA SÖZCÜKLER-I

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2016, Cilt 64, Sayı 2 · Sayfa: 175-188
Et-Tuhfetü'z-Zekiyye fi'l-lugâti't-Türkiyye Kıpçak Türkçesiyle yazılmış, yabancılaraTürkçe öğretmeyi amaçlayan, döneminin en önemli eserlerinden birisidir.Arapça-Türkçe sözlük ve gramer olmak üzere iki bölümden oluşan kitabın varaksayısı 90'dır. Nerede, ne zaman ve kimin tarafından yazıldığı kesin olarak bilinmeyeneserin ikinci ve son sayfasında yazılan bazı notlara dayanarak 14. yüzyılda yaniMemlûkların son dönemlerinde yazıldığını tahmin etmek mümkündür. Eserde Farsçasözcükler, Arapça sözcüklerin karşılığı olarak Kıpçak Türkçesine ait sözcüklermişgibi gösterilmiştir.Bu çalışmada Tuhfe'de geçen Farsça sözcükler tespit edilmiş, bu sözcüklerin karşıladıklarıanlamlar ile Osmanlı ve Kıpçak Türkçesindeki biçimleri hakkında bilgiverilmiştir. Kesin sayı belli olmamakla birlikte 55-60 civarında Farsça sözcük mevcuttur.Bütün sözcükleri tek bir makalede incelemek yerine bu ilk yazıda a-h sesleri ilebaşlayan sözcükler ele alınmıştır.

POLONYA’DA TÜRKÇE ÖĞRETİMİNİN TARİHÎ GELİŞİMİ

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2016, Cilt 64, Sayı 2 · Sayfa: 203-214
Polonya'da Türkçe öğretimi, Lehlerle Türklerin diplomatik ilişkileri (1414) ileveya Tatar ve Karay Türklerinin Polonya topraklarına XV. yüzyılda yerleşmeleriylebaşlatılabilir. Polonya sarayında XVI. yüzyıldan itibaren Türkçe öğrenimi başlarve gelenek olarak son bölünmeye (1795) kadar sürer. Polonya krallarından StefanBatory ve III. Jan Sobieski'nin Türkçe konuştuğunu kaynaklardan öğrenmekteyiz.Bunun yanında Dominikan ve Cizvit tarikatlarında diğer Şark dillerinin ve Türkçeninöğrenildiğini eklemek gerekir. Aristokratlar arasında da Türkçe öğrenenlerin olduğunuve bilhassa Dzierżka, Otwinowski, Zamoyski, Sobieski, Czartoryski ve Potockiailelerinin Türkçe öğrenmeyi teşvik ettiklerini biliyoruz. XIX. yüzyılın başındanitibaren artık akademilerde diğer Şark dilleri ile birlikte Türkçenin öğretildiğini,XX. yüzyılda Türkoloji bilimine Polonya'dan önemli katkılar yapan Türkologlarınyetiştiğini kaydetmek gerekir. İncelememizde bir makalenin çerçevesine sığacakşekilde Polonya'da Türkçe öğretiminin tarihçesini geçmişten günümüze ortayakoymaya çalıştık.

RUS ÖĞRENCİLERE TÜRKÇENİN ZAMAN PARADİGMASININ ANLATILMASI İLE İLGİLİ YÖNTEMLER

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2016, Cilt 64, Sayı 2 · Sayfa: 189-201
Bu çalışmada Rusça ve Türkçe zaman paradigmaları karşılaştırılmakta veiki dilin zaman paradigmalarının getirdiği semantik farktan kaynaklanan çevirizorluklarına dikkat edilmektedir. Çalışmada Türkçe ve Rusçanın zamanlarınınyapısal ve semantik özelliklerine vurgu yapılmakta ve iki dil arasındaortaya çıkan semantik farkı anlatabilecek ve Rus öğrencilerin çeviri hatalarınıönleyebilecek Türkçe ve Rusça örnekler verilip bu örneklerin analiz edilmesinedayalı bazı sonuçlar tespit edilmektedir.

YABANCILARA TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE BENZER ATASÖZÜ VE DEYİMLERİN ÖNEMİ VE POLONYALILARA TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE BUNLARIN KULLANIMI

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2016, Cilt 64, Sayı 2 · Sayfa: 245-268
Atasözü ve deyimler, milletlerin hafızalarının, yaşantı ve deneyimlerinin,kültürlerinin, olay ve durumlara yaklaşım tarzlarının, bakış açılarının yansıdığı kısa,özlü ifadelerdir. Anlatıma derinlik, kolaylık ve akıcılık kazandıran bu kalıp ifadeler,kültürel bilincin nesilden nesile aktarımı ve devamlılığı noktasında Türkçe eğitimiiçerisinde kendine önemli bir yer edinir. Atasözleri ve deyimlerin sahip olduklarıbu özellikler onları ana dili öğretimin yanı sıra yabancılara Türkçe öğretiminin detemel meselelerinden biri hâline getirmiştir. Yabancılara Türkçe öğretiminde önemisıkça vurgulanan kültürel aktarımın en kolay ve hızlı şekilde yapılabileceği ürünlerolarak atasözleri ve deyimler ön plana çıkmaktadır. Kendiliğinden kültürel aktarımyapabilen ve anlatıma kolaylık sağlayan bu özlü ifadelerin önemi ve öğretimiyle ilgilipek çok görüş ve öneri bulunmaktadır. Öğrenilmesi ve kullanılması zor olarak görülendolayısıyla da öğrenci ilgisinin az olduğu bu ifadelerin öğretiminde izlenebilecekyollardan biri de ana dili ile hedef dil arasındaki benzerlikler üzerinden gitmektir.Bu çalışmada, yabancılara Türkçe öğretiminde atasözü ve deyimlerin öğretimindeana dili ile hedef dil arasındaki benzerliklerden faydalanmanın önemi üzerindedurulmuş, buradan hareketle Türkçe ve Lehçede benzerlik arz eden iki yüz atasözüve deyim tespit edilmiş ve bir liste hazırlanmıştır. Hazırlanan liste, kelime ve anlambenzerliği olanlar ile yalnızca anlam benzerliği olan atasözü ve deyimler olarak ikikısımda ele alınmış ve araştırmacıların istifadesine sunulmuştur. Araştırmada nitelaraştırma desenlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır.

TÜRKÇE – MAKEDONCA, MAKEDONCA – TÜRKÇE SÖZLÜKLERİ İLE İLGİLİ ANALİTİK BİR DEĞERLENDİRME

Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten · 2016, Cilt 64, Sayı 2 · Sayfa: 223-243
Türk ve Makedon dillerindeki sözlükler hakkında eleştirel bir bakış ortaya koyanbu çalışmada amaçlanan, söz konusu iki dil arasındaki leksikografi çalışmalarınıngeldiği aşamayı anlayabilmektir. Başka bir ifade ile bu alanda ne yapılması gerektiğive nasıl devam edilmesi gerektiği problematiğine cevap aranmıştır.Karşılaştırmalı bir şekilde yapılan bu çalışmada, öncelikle "Giriş" bölümündekonunun amacı, kapsamı ve yöntemi üzerinde durulurken, bu çalışmanın etiğikonusuna da değinilmiştir. Ardından 'enformatik ve analitik analiz' yapılmayaçalışılmıştır. Enformatik analizde Türkçe-Makedonca ve Makedonca-Türkçesözlüklerin fiziksel özellikleri hakkında nesnel bilgi verilirken, her sözlüğün 'analitikdüzeydeki tespitlerde' de örnekli açıklamalardan sonra, 'sözlüğün iyi ve kötü yanları'değerlendirilmiştir. En sonunda da 'sosyal paylaşım ortamındaki genel kullanıcılarınbeklentileri' araştırılmış, "Sözlüğe Dair" bölümünde ise sözlük kavramı hakkındaaraştırmacının deneyimleri doğrultusundaki yorumlarına yer verilmiştir. "Kaynaklar"bölümünden sonraki "Ekler" bölümünde ise incelenen bir sözlüğün "Önsöz"ü belgeolarak sunulmuştur.