1411 sonuç bulundu
Uygulanan Filtreler
  • Son 10 yıl
Yayın Yılı
Yazarlar
Anahtar Kelimeler

A Comparative Approach to the Oannes Narrative in Mesopotamia and the Prometheus Myth in the Ancient Greek World

Belleten · 2022, Cilt 86, Sayı 305 · Sayfa: 39-60 · DOI: 10.37879/belleten.2022.039
Tam Metin
The belief systems in Mesopotamia and Ancient Greece were based on the idea that knowledge was transferred from gods to humans. The common belief regarding the source of knowledge in both societies was somehow diferent. While Mesopotamian societies believed that knowledge was transferred from gods to humans through a being called Oannes, Ancient Greek society believed that Prometheus stole fre, which was the frst knowledge, from Zeus. As written in cuneiform scripts, coming ashore as a half-fsh and half-man creature, Oannes was thought to teach Mesopotamians various skills, ranging from building houses to agriculture. On the other hand, it is mentioned in the works of Hesiod and Aeschylus in Ancient Greece that Prometheus created humans and taught them all necessary knowledge to continue their lives. The present study compares diferent beliefs regarding the source of knowledge in two diferent societies which existed in two diferent geographical regions and time periods. Additionally, it aims to reveal the ways in which both societies shaped their world views through divine knowledge. For a closer analysis of both belief systems, Mesopotamian cuneiform scripts and Ancient Greek manuscripts were used as primary sources. After each source was examined in detail, modern interpretations of these sources were also analyzed. Finally, common points in both primary sources were identifed in order to characterize the present study based on these common points.

Değişim Çağında Osmanlı İstanbul'unda Oyuncaklar ve Oyun Nesneleri

Belleten · 2022, Cilt 86, Sayı 305 · Sayfa: 319-358 · DOI: 10.37879/belleten.2022.319
Tam Metin
Çalışmanın amacı, Osmanlı İstanbulu’nda çocukların hangi oyuncaklar ve oyun nesneleriyle oynadığını, oyuncakçılığın durumunu da göz ardı etmeden somut olarak belirlemektir. Bu bağlamda 17. yüzyılın ikinci yarısından itibaren oyuncak imalinde öne çıkan İstanbul’un Eyüp semtine odaklanılmıştır. 19. yüzyılın ortalarındaysa endüstriyel üretim alafranga oyuncaklar, Avrupa menşeli mağazaların rafarında görünür hale gelmiştir. Nispeten daha iyi bilinse de Eyüp oyuncakçılığının ve oyuncaklarının değişim sürecindeki durumu, dönemin çocukları açısından nasıl bir değere sahip olduğu incelenmemiştir. Bunun nedenlerinden biri; dönemin yazınında geleneksel ve modern oyuncaklara yönelik nasıl bir yaklaşım sergilendiğinin sorgulanmamasıdır. Araştırmacılar; modern çağda Avrupai oyuncakların İstanbul’a girdiğinden sıklıkla bahsetmekte ama bunların somut olarak nelerden oluştuğunu nadiren belirtmektedir. Sözü edilen odak noktalarından hareketle planlanan çalışma; arşiv belgeleri, çağdaş gözlemler, yıllıklar, gazeteler ve çocuk dergileri ile mecmualarına dayanmaktadır. Çalışmada; Eyüp oyuncakçılığının Avrupa menşeli oyuncakların İstanbul’a girmeye başlamasından olumsuz etkilendiği ama kısa süre içinde yok olmadığı ileri sürülmektedir. Alafranga oyuncaklar, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde geleneksel Eyüp oyuncaklarının yerini almıştır. Modern eğitime daha fazla önem verilmesi, Hürriyet’in ilan edildiği 1908 yılından sonra çocuklara yönelik süreli yayınların nicelik ve niteliğinin artması ve Osmanlı aydınlarının tanıtım yazıları, Avrupai oyuncakların İstanbul pazarına hâkim olmasına katkıda bulunmuştur.

Çukurova Âyânları III: Hasanpaşazâde Ahmet Bey

Belgeler · 2022, Cilt XXXVII, Sayı 41 · Sayfa: 39-210 · DOI: 10.37879/belgeler.2022.39
Tam Metin
Hasanpaşazâdeler, 1750 yıllarında Karslızâdeler olarak ortaya çıkmış bir âyân ailesidir. Aileden Hasan Ağa’nın 1770 yılında Adana beylerbeyi olmasından sonra aile Hasanpaşazadeler olarak anılmaya başlamış ve en parlak günlerini Ahmet Bey’in Adana âyânlığı ve Adana mütesellimliği yaptığı 1793- 1812 yılları arasında yaşamıştır. 1812 yılında Ahmet Bey’in ölümü üzerine yerine kardeşi Mehmet Bey Adana mütesellimi olmuştur. Mehmet Bey’in devlet ile ters düşerek sürgün edilmesi üzerine de Ahmet Bey’in oğlu Hacı Ali Bey Adana mütesellimliğini yürütmüştür. Bu makalede ele alınan 60 belge Hasanpaşazâde Ahmet Bey’in ilk yıllarına ilişkin olup bir âyân ailesinin devletle olan ilişkilerini nasıl yürüttüğü ve mukataalar veya iltizamlar satın alarak bölgede nasıl etkin bir konum kazandığını gösteren belgelerdir. Ahmet Bey’in mütesellimlik beratları bir âyân ailesinin mütesellimliğe niçin ve ne şekilde atandığını gösteren önemli belgelerdir. Hasanpaşazadeler âyân ailesi Adana Müftüsü İshak Efendi kolundan varlığını devam ettirmiştir. Bugün bölgede Ramazanoğlu, Ener, Tarımer, Oral, Uygur gibi soyadları taşıyan aileler bu aileden gelmektedirler.

Süleyman Penah Efendi ve ‘Mora Vakasına Dair Bir Zatın Yazdığı Tarih’

Belgeler · 2022, Cilt XXXVII, Sayı 41 · Sayfa: 1-38 · DOI: 10.37879/belgeler.2022.1
Tam Metin
1768-74 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Rusların kışkırtması ile başlayan Mora isyanı kısa sürede bütün yarımadaya yayılmıştır. Muhsinzade Mehmed Paşa’nın seraskerliğe getirilmesinin ardından civardaki ayan kuvvetlerinin de yardımıyla isyan yaklaşık iki ay sonra bastırılmıştır. İsyan sırasında memleketi Gastun’da bulunan Süleyman Penah Efendi, isyanın gelişiminin yanı sıra Mora’da yapılmasını düşündüğü ıslahatları bir rapor haline getirmiştir. Kime sunulduğuna dair net bir bilgi olmayan bu rapor, Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi’nde Kamil Kepeci tasnifinde “Mora Vakasına Dair Bir Zatın Yazdığı Tarih” başlığı ve 60/1 genel numarası ile kaydedilmiştir. Bu çalışmada, ilk olarak Mora isyanının gelişimi ve bastırılması, Süleyman Penah Efendi’nin notlarına göre kısa bir şekilde ele alınacak, bunun ardından Süleyman Penah’ın Mora özelindeki ıslahat önerilerine değinildikten sonra metnin transkripsiyonuna yer verilecektir.

Nysa Girlandlı / Eros Figürlü Korinth Başlıkları

Höyük · 2022, Sayı 9 · Sayfa: 85-111 · DOI: 10.37879/hoyuk.2022.085
Tam Metin
Bu makalede Aydın ili, Sultanhisar ilçesi sınırları içerisinde yer alan Nysa Antik Kenti’nde 2013-2020 yılları arasında yürütülen kazı çalışmalarında ele geçen dört adet girlandlı / Eros fgürlü korinth başlığı ile benzer ölçü ve stildeki yirmi iki adet Eros fgür parçası ve elli sekiz adet defne yapraklı girland askısı parçasının değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Nysa Antik Kenti’nde, kent merkezinde yer alan forumun doğu kenarı boyunca inşa edilmiş çarşı bazilikasının kuzeyindeki tribunal bölümünde ve forumu kuzeyden sınırlandıran doğu-batı yönünde uzanan kentin sütunlu ana caddesi olan Cadde 1 kazılarında ele geçen girlandlı / Eros fgürlü başlıkların girland dekorasyonuna ait öğelerinin incelendiği çalışmada benzer komposizyonu gösteren Anadolu örnekleriyle tipolojik yönden karşılaştırmaları yapılmaktadır. Korinth başlıklarının ve girland dekorasyonunun bezeme ve stilistik özelliklerine göre MS 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenmiş ancak Nysa’da ait oldukları yapı kesin olarak saptanamamıştır. Buluntu yeri itibarıyla değerlendirilen başlıkların farklı alanlar olan forum ve çarşı bazilikasının fgürlü “skylla” başlıklarıyla aynı yapı projesine ait olabilecekleri üzerine bir hipotez sunulmaktadır.

Perge’de Roma İmparatorluk ve Geç Antik Dönem’de Görülen İthal Keramik Malzeme Üzerine Genel Bir Değerlendirme

Höyük · 2022, Sayı 9 · Sayfa: 67-84 · DOI: 10.37879/hoyuk.2022.067
Tam Metin
Perge, eski çağlarda Pamphylia olarak tanımlanan ve Antalya ilinin ovalık kısmını oluşturan bölgenin önemli kentlerinden biridir. Kentte bugün ayakta kalmış yapıların büyük çoğunluğu Roma İmparatorluk Dönemi’ne tarihlenmektedir. Bununla birlikte kentin akropolisinde yapılan çalışmalarla Perge’deki en erken insan izlerinin MÖ 5. bin civarına tarihlendiğini söyleyebilmek mümkün olmuştur. Bu tarihten itibaren yaklaşık MS 7. yüzyıla kadar kesintisiz yerleşim izlenen Perge’de 1946 yılından beri kazı ve onarım çalışmaları sürdürülmektedir. Farklı dönemlerde ve farklı uzmanlar tarafından sürdürülen çalışmalar sayesinde kentin keramik repertuarının oldukça geniş olduğu anlaşılmaktadır. Perge, kıyıdan içeride bir yerleşim yeri olmakla beraber, aslında gemilerle geliş gidişe uygun Aksu nehrine yakınlığı sayesinde aynı zamanda bir liman kentidir. Bu elverişli konumu sayesinde güçlü bir ticari ağa sahip olduğu söylenebilir. Nitekim yerleşmede MÖ 5. binden itibaren çok çeşitli türlerde keramik malzeme bulunmuştur. İleride gerçekleştirilmesi planlanan Perge keramik repertuarı çalışmalarına bir altlık oluşturması amacıyla hazırlanan bu derlemede kentin uzun süreli ve kesintisiz tarihinde Roma İmparatorluk ve Geç Antik Dönem ithal kaliteli keramik malzemeye odaklanmaktadır.

Pisidia Antiokheiası Men Kutsal Alanı Hazine Binaları (THESAUROI)

Höyük · 2022, Sayı 9 · Sayfa: 113-135 · DOI: 10.37879/hoyuk.2022.113
Tam Metin
Makalenin konusunu, Pisidia Antiokheia’da Tanrı Men’in Kutsal Alanında bulunan “Hazine Binaları” oluşturmaktadır. Tapınak ve Kutsal Alan, Antiokheia’nın 5 km doğusunda 1600 m yüksekliğindeki Gemen Dağı’nın tepesindedir. Binalar, tapınağın kuzeydoğu köşesinde doğuya doğru yan yana sıralanmıştır. Alanda 2017 yılında başlatılan kazılar 2018 yılında tamamlanmış ve yedi tane bina açığa çıkarılmıştır. Yapıların içerisinde en son evrede konulmuş olan seramik, cam, pişmiş toprak, kemik, fldişi, kireçtaşı ve mermerden yapılmış eserler ile bronz ve gümüş sikkeler insitu olarak bulunmuştur. Birbirinin aynısı, girişleri güneyde templum in antis planlı yapılar, 3,30x4 m ölçülerinde, korunmuş duvar yükseklikleri yaklaşık 1,5 – 2 metre arasındadır. Binaların, daha geniş olan kuzey duvarları yaklaşık 1 m genişliğindeyken diğer duvarları ortalama 70 cm kalınlığındadır. Yapılardan 1, 5 ve 6 numaralı olanların kuzey duvarının önüne yaklaşık 1 m yüksekliğinde bir seki yapılmış ve kült objeleri bu sekinin üzerine ve önüne yerleştirilmişken, diğerlerinde bir seki yoktur. Son kullanım evresi son pagan İmparator Julianus döneminde olan binaların en erken evreleri hakkında yeterince arkeolojik ve epigrafk veri bulunamamıştır.

Tripolis’ten Bronz Bir Kantar

Höyük · 2022, Sayı 9 · Sayfa: 137-154 · DOI: 10.37879/hoyuk.2022.137
Tam Metin
Antik Dönem’de Lydia olarak bilinen bölgede yer alan Tripolis’te, 2016 yılı kazı sezonunda Kutsal Alan’ın kuzeyinde yapılan çalışmalarda, hareketli kantar ağırlığının üst yarısı ile kuvvet koluna bağlantısını sağlayan zinciri dışında eksiksiz ve sağlam bronz bir kantar bulunmuştur. Kantar kolu üç farklı ölçü skalasına sahip kuvvet kolu ve üç askı kancalı yük kolundan oluşmaktadır. Kuvvet kolu üzerinde hareketli ağırlık ve yük kolunun uç boğazına yerleştirilen yük aksamı kantarın sabit olmayan bölümlerini oluşturmaktadır. Üç farklı ölçü skalanın üzerinde belli aralıklarla yerleştirilmiş harf, sembol ve birimler sayıları temsil etmektedir. Tripolis kantarı, üretim ve yayılım alanı değerlendirildiğinde Akdeniz Havzası gibi geniş bir alanı kapsayan, Konstantinopolis tipi buluntu grubuna dâhil edilebilir. Tripolis kantarı yük kolu üzerinde yer alan “Ioannes” yazıtı detaylı incelendiğinde, kentte piskoposluk yapmış aynı isimli kişiyi işaret etmektedir. Yazıtta yer alan ismin katıldığı konsil tarihleri değerlendirildiğinde, kantarın MS 5. yüzyıldan dan sonra üretilmiş olamayacağı ileri sürülebilir. Bronz kantar üzerindeki semboller kentin, Geç Antik Çağ’da ticari faaliyetlerini yansıtmasının yanı sıra, dini ve sosyal yaşamı ile ilgili önemli bilgiler veren buluntular arasındadır.